Japon Vakfı, isminden de kolaylıkla anlaşılacağı üzere Japonya ve Japonlar ile ilgili çalışmalar yapan bir kurum olarak ülkemizde faaliyetlerine devam ediyor. Ancak görebildiğim kadarıyla Japon Vakfı’nın çalışmaları hakkında kamuoyunun daha iyi bilgilendirilmesi gerekiyor. Fakat amacım bu görevin yerine getirilmesini burada başlatmak değildir. Daha ziyade ben saygı duyduğum Japon kültürü hakkında birkaç söz söylemek ve ilginizi bu kültüre çekmek istiyorum.
Japonlardan söz edildiğinde muhakkak aklınıza ilk etapta otomobil ve teknoloji geliyor. Japonların bu alanlardaki başarısı inkar edilmez. Fakat Japon kültürünü bu kategorilere indirmek, dünya için çok önemli olduğundan şüphem olmayan bu kültürü tanıyamamak demektir. Daha ziyade Japonların her alanda görülen başarılarının ardındakini anlamaya çalışmak, onları örnek alarak, kendi ülkemizde de benzer başarılara imza atmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bu düşünceye nasıl eriştiğime gelince, yıllardır birlikte çalıştığım meslektaşım Bayan Dr.Murakami’den Japonlar hakkında çok şey öğrendim, ayrıca geçen yıl iki ay süren bir Japonya ziyaretim oldu. Yani Japonya’nın ve Japonların yabancısı sayılmam. Ama binlerce yıllık bu kültürü ne burada anlatabilirim ve ne de bu kültürü tam manasıyla tanıdığımı söyleyebilirim. Ama tanıdığım yönlerinden çok memnun kaldım ve Japonya’yı ziyaretimin ardından ben de Japonya ve Japon kültürünün gönüllü temsilcilerinden biri oldum, diyebilirim. Nitekim bu yazımla da bu görevi yerine getirmekten çok mutluyum.
Japonya’da geçirdiğim süre içerisinde Japonların insana değer veren, insan onurunu odak noktaya koyan ve bundan taviz vermeyen kültüründen sayısız örnekler gördüm ve bizzat bu kültürün her alandaki izlerini yaşamaktan büyük bir memnuniyet duydum. Alışveriş merkezlerinden metrosuna, lokantasından oteline varıncaya kadar her yerde Japonların kültürel değerlerine ne kadar sadık olduklarını ve istisnasız herkese, dolayısıyla kendi kültürleri dışından gelen insanlara da aynı saygıyı gösterdiklerini gördüm. Git gide ufak bir köye benzeyen dünyada bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı toplumlarda kendi bünyesinden gelen insanlar arasında bile ayırım yapabildiklerini dikkate alırsak, Japonların bu bağlamda neden çok önemli bir misyonu da üstlendiklerine olan inancımı anlamak mümkün olabilir.
Japonya ziyaretim bilimsel amaçlı olduğu için öncelikle Japonların bu yönünü daha çok inceledim. Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na da bir öneri sunmak istiyorum: Sayın Bakana da burada dile getirdiğim önerimi bir mektupla ileteceğim. Keşke imkân yaratılabilse de, bizim ilk ve orta öğretim aşamasındaki çocuklarımız arasından bir kısmını Japonya’ya gönderebilsek. Orada gördüklerinden çok şey öğreneceklerdir ve geri döndüklerinde yaşadıklarını arkadaşlarına anlatarak, kültürel bir yakınlaşmanın da yeni gönüllü temsilcileri olacaklardır. Tabii ki Japonya’dan da ülkemize yaşıtlarını getirip, bizim de kültürümüzün Japonya’da daha iyi tanınmasını sağlayacak olan güzel bir sürecin başlamasını temenni edebiliriz.
Japonya ekonomik bakımdan da dünyanın en zengin ülkelerinden biri, ama Japonların müsriflikten kaçınan tutum ve davranışlarına da şahit oldum. Bu bağlamda da Japonlardan öğrenilecek çok şey var diye düşünmekteyim.
Beni en çok etkileyen özellikleri ise Japonların tasavvufa verdikleri önem oldu. Gerçekten dindar insanlar. Dindarlıkları derin ve göstermelik değil. Hem kendi dinlerine hem de başka dinlere derin bir saygı duyuyorlar. İnançlar arasındaki farklara ve benzerliklere ilgileri büyük ve bunların inanç zenginliği yaratan, insanları birleştiren unsurlar olduklarını kabul ediyorlar. İnançlardaki farklılıkların birleştirici yönlerini görebiliyor ve bu açıdan da birçok ülkeye örnek teşkil ediyorlar.
Yaptıkları her işi ciddiye alıyorlar. Çay içerken de bilimsel çalışmalar yaparken de aynı ciddiyeti Japonlarda görmek, gerçekten çok etkileyici. Doğal ve insan kaynaklarını kullanırken de ciddiyetin yanı sıra, bunlara büyük bir saygıyla yaklaştıkları görülüyor. Kıt kaynaklarını en iyi şekilde kullanmaya büyük özen gösteriyorlar ve kaynakların tükenmesini önlemek için geleceğe yönelik çalışmalar yapıyorlar. Türkiye’nin ve Türklerin Japonya’dan ve Japonlardan gerçekten ibret alabilecekleri çok şey var.