Son günlerde Diyarbakır, Hatay, Niğde, İzmir ve Manisa’da yaşanan kadın cinayetleri, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarını bir kez daha gözler önüne sererken, Antalya Barosu Kadın Hakları Kurulu Kolaylaştırıcısı Gamze Eroğlu, “Kadınlar en güvende olmaları gereken kendi evlerinde dahi en yakınlarındaki erkekler tarafından yaşamdan koparılmakta, alınan tedbirler çoğu zaman etkili uygulanmamaktadır” ifadeleriyle sistemin yetersizliğine dikkat çekti.
DİYARBAKIR’DA GENÇ KADIN ÖLDÜRÜLDÜ
Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde 20 yaşındaki Aleyna Yağar, kendisini taciz ve şiddetle tehdit eden C.B. tarafından öldürüldü. Fail, olaya intihar süsü vermeye çalıştı. Ancak silah lavabonun altında bulundu. Aleyna’nın annesi Ziynet Yağar, kızının defalarca kaçmaya çalıştığını ve devlet ile çevrenin koruma sağlamadığını belirtti. Failin ağabeyi de geçmişte kadın cinayetinden hüküm giymişti. Anne, kızının yaşam dolu ve geleceğe dair planları olan bir genç kadın olduğunu vurguladı, intihar iddialarını reddetti ve failin en ağır cezayı almasını istedi.

HATAY VE NİĞDE’DE CİNAYET
Hatay’ın Altınözü ilçesinde 26 yaşındaki Emel Akay, eşi 28 yaşındaki A.A. tarafından bıçaklanarak yaşamını yitirdi. Olay sırasında araya giren Emel Akay, kanlar içinde yere yığıldı. Jandarma, fail A.A.’yı gözaltına aldı, soruşturma sürüyor.
Niğde’nin Bor ilçesinde boşanma aşamasındaki 26 yaşındaki B. Zeliha Yaylacı, eşi 46 yaşındaki C.Y. tarafından tartışma sırasında bıçaklandı. Kasap olduğu öğrenilen C.Y., olayın ardından intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralanan Yaylacı, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

İZMİR VE MANİSA’DA ACI VAKA ZİNCİRİ
İzmir Bayraklı’da 34 yaşındaki Havva Çubukçu, boşandığı eski eşi 37 yaşındaki U.B. tarafından evinin önünde vurularak öldürüldü. Çubukçu, 2 yıl önce boşanmış olmasına rağmen eski eşinden defalarca tehdit ve darp görmüştü. Olayın ardından U.B., aynı silahla intihar etti.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde ise boşanma aşamasındaki Ö.C. (28), eşinin babasının evine sabaha karşı silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda eşi S.N.C. (20), kayınvalidesi F.G. (41), kayınpederi M.G. (51) ve 13 yaşındaki kayınbiraderi Y.C.G. yaşamını yitirdi. Ö.C., olayın ardından yakalandı. Zanlının, daha önce eşine yönelik 1 aylık koruma tedbiri bulunuyordu.

‘ŞİDDET, YAPISAL VE SİSTEMATİK BİR SORUNDUR’
Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Gamze Eroğlu, yaşanan olayları değerlendirirken şunları söyledi: “Kolluk kuvvetlerinden hakim ve savcılara kadar geniş bir yargı personeli, şiddet mağdurlarına yönelik tedbir kararlarını uygulamada ciddi biçimde yetersiz kalmaktadır. 6284 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik tam anlamıyla uygulanmamaktadır. Mahkemelerce alınan tedbir kararlarının çoğu zaman etkili bir biçimde hayata geçirilmediği, elektronik kelepçe gibi önlemlerin yeterince kullanılmadığı görülmektedir. Biz avukatlar olarak, şiddet mağdurlarının korunması için adeta sistemin eksikliklerini tamamlamak adına yoğun bir çaba sarf etmek zorunda kalıyoruz.”
Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlar, en güvende olmaları gereken kendi evlerinde dahi en yakınlarındaki erkekler tarafından yaşamdan koparılmaktadır. Bu durum, münferit bir olay değil, tamamen yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir. Şiddet; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, cezasızlık politikaları ve kadını yalnızca ‘aile’ içinde tanımlayan anlayışın bir sonucudur. Bu nedenle kadınlar çoğu zaman sadece ‘hayır’ dedikleri, kendi hayatlarına dair karar almak istedikleri ya da ayrılmak istedikleri için öldürülmektedir.”

‘YAŞAM HAKKI SAĞLANMALI’
Yargı sistemine yönelik eleştirilerini şu ifadelerle anlattı: “Yargı süreci, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir biçimde yeniden yapılandırılmalı; kadınların güvenliği ve yaşam hakkı sağlanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, 6284 sayılı Kanun’un etkin biçimde uygulanmaması, cezasızlık pratiği ve kadınları yalnızca ‘aile’ kavramı ile tanımlayan politikalar, kadınların yaşam hakkının korunmasını ciddi biçimde zayıflatmıştır. Aileyi kutsallaştıran ancak kadını korumayan anlayış, şiddeti görünmez kılmaktadır.”
Şüpheli kadın ölümlerinde etkin ve bağımsız soruşturmaların önemine dikkat çeken Eroğlu, “Kadın cinayetleri ancak şeffaf, bağımsız ve hızlı soruşturmalar ile önlenebilir. Mevcut uygulamalar, adalet duygusunu ciddi biçimde zedelemektedir. Kadınlar, kendi yaşamlarını koruyacak önlemlere güvenebilmeli ve yargı, bu güveni sağlayacak biçimde yapılandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.





