Sokak aralarında, bilmediğim bir şehirde hatta sadece kendi mahallemden farklı bir rotada yürürken hissettiğim o özgürlük ve merak duygusu beni her zaman heyecanlandırır. Beklenmedik sokaklarda dolaşırken yeni yerler keşfetmeyi, hiç düşünmeden bir ara sokağa girmeyi, farklı insanlarla karşılaşmayı özlediğimi fark ettim geçenlerde. Planlı bir rotadan çıkmak, sıradanlığın dışında kalmak ve spontane kararlar almak, renkli anılar biriktirmeme yardımcı oluyordu.

***

Yolda kaybolmak, garip bir şekilde içsel yolculuğumuzu keşfetmek için bir fırsat. Zihnin labirentlerinde dolaşırken iç dünyamıza dalmak ve derin düşüncelere dalış yapmak için zaman bulabiliriz. Kendimize sorduğumuz sorulara cevap arayabilir, yaşantımızı yeniden değerlendirebiliriz.

***

Aniden saptığımız bir rota, belki de bizi beklenmedik bir keşfe götürür. Belki de kontrol hissini biraz da olsun bırakabilmek bu kadar hoşuma gidiyor olabilir. Sabahın ilk ışıklarıyla çıkılan yolda, bilmediğimiz bir tabelanın istikametinde gitmeyi o kadar özledim ki. Hayatın koşuşturmasından, uzun uzun yapılacaklar listelerinden, planlayıcılardan uzaklaşmak özgürlüğe ulaşmayı sağlıyor her zaman. Kontrolü bırakmak ve belirsizliğe teslim olmak, büyümek ve gelişmek için önemli. Kendimizi rahatsız hissettiğimiz durumlarda bile bu hislere alışmak ve bunlardan öğrenmek için kendimize izin vermek gerekiyor.

***

Bence yolda kaybolmanın en büyük büyüsü, kendimizi yeniden keşfetme fırsatı. Yolculuğumuzun rehberi, içimizdeki merak ve keşif duygusu. Yeni bir yolculuğa çıkmak için kendi içimizdeki pusulayı takip etmek ve hayatın bize sunduğu sürprizlere açık olmak gerekiyor. Hayatın ve yolun bize getirdiklerini kabul etme deneyimini sık sık tatmalıyız bana kalırsa.

***

Bazen en iyi hikayeler, yolda kaybolma anlarında doğar. Hem ne demişler; “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir”...