Ne de olsa haftanın ilk çalışma günü, adaptasyon sıkıntısı olur ya... İşte bugün de keyifli bir şeyler dökülsün kalemden. Hani önümüzde 9 günlük Kurban Bayramı tatili de var... Gelin güzelim Side'ye gidelim, şöyle sahilde bir kafede bol köpüklüsünden bir fincan Türk kahvesi içerek turkuaz rengi denizi izleyip bol oksijen tüketelim. Şöyle Apollon Tapınağı’nı da göz hizasına alalım. Nasıl ama?

*

Tarihi ta MÖ 7'nci yüzyıla kadar uzanan bu antik limanın geçmişine ve coğrafi konumuna falan girmeyelim, kitabın ortasından girelim söze. Apollon Tapınağı dendiği zaman Antalyalıların aklına doğrudan denizle kucaklaşan Akdeniz'in incisi Side gelir. Bu anıtsal tapınaktan günümüze sadece temel blokları ile restore edilmiş birkaç sütun ve alınlıktan meydana gelen küçük bir bölüm kalmış olsa da, ihtişamıyla Side'ye gelen yabancı ve yerli turistleri büyüleyen bir tarihi kültür Apollon Tapınağı.. Öyle ki Side'deki tanrı Apollon'un tapınağını neredeyse herkes bilirken, bu güzel kente ismini veren güzeller güzeli Anadolu tanrıçası Side'nin büyüleyen hikayesini biliyor musunuz?

*

Toroslar dediğimiz, Anadolu'nun dağ tanrısı Tauros'un güzeller güzeli biricik kızıdır Side. Melas (Manavgat) Çayı'nın yakınlarındaki yarı adada dünyaya gelir nazlı Side. Ancak günün birinde güzeller güzeli kızın başından öyle bir olay geçmiştir ki o günden sonra hem adını bir ağaca verir hem de adını bu ağaçtan alır Side. Bu nar ağacından...

*

Mitolojiye göre güzeller güzeli Side, küçük kızını yanına alarak, en sevdiği yerlerden biri olan Melas Çayı'nın kıyısına gider. Günümüzde bile yemyeşil olan çayın kıyısında kızı ve su perileri ile birlikte oyunlar oynar, çiçek toplayıp dans eder. Side, güzeller güzeli çiçekleri olan bir ağaçtan bir parça dal koparır. İşte ne olduysa o anda olur biter. Side’nin dalı koparmasıyla ağaçtan kan damlamaya başlar. Çünkü bu ağaç aslında bir su perisidir. Güzel Side aniden kaçmak ister ama hareket edemez, ayaklarının toprağa saplandığını fark eder. Öyle ki ayakları toprakla neredeyse bütünleşen Side'nin parmak uçlarından aniden yapraklar fışkırır...

*

Side'nin bir ağaca dönüştüğünü fark eden su perileri, bu duruma çok üzülür ve akan gözyaşlarıyla toprağa kök salmış olan ayaklarını sularlar. Ancak artık geri dönüş yoktur. Zavallı Side'nin gövdesi yavaştan kabuk tutmaya başlar ve Side bir nar ağacına dönüşür. İşte o günden bu yana bir meyveden öte, kutsal sembol olarak bakılır nar ağacına Side’de. Side’ye yolunuz düşerse sakın ola çiçekleri koparmayın, özellikle de nar ağacının çiçeklerini. Güzel bir hafta diliyorum. Şimdilik hoşçakalın…