At izi it izine karıştı deyiminin yazılışı bana göre yanlış.

Doğrusu ‘İt izi at izine karıştı’ olmalı.

Atlar düzgün giderken itlerin atların arasına karışıp o güzel gidişi bozmaları.

İyiyi kötüden, haklıyı haksızdan ya da doğruyu yanlıştan ayırt etmenin çok zor olduğu karmaşık ve kaotik durumları anlatır it izinin at izine karışması.

Ortalığın fazlasıyla karıştığını, kimin dost kimin düşman olduğunu anlayamazsın.

Dürüst ile sahtekâr, suçlu ile suçsuz birbirine girer, güven duyulacak ortam zedelenir.

Bu ifade, sosyal veya siyasi kriz dönemlerinde ortamın belirsizliğini vurgulamak için sıklıkla kullanılır.

Bugünkü durum gibi.

Siyasi hınç.

Örnek mi vereyim?

Elde edemediği bir parti adaylığını suçu ispatlanmamış bir kişiye tacizci, tecavüzcü, sapık gibi henüz iddia aşamasındaki iftiraları bas bas bağırarak yazan medya kalemşorları gibi mesela!

Bir insanı suçu ispatlanmadan suçlu ilan eden medya dili.

Medya yasal bir terim olan ‘masumiyet karinesi’ni açıkça ihlal ediyor.

Medyanın reyting, tıklanma veya kamuoyu algısını yönetme amacıyla attığı bu hatalı adımlar, bireyler ve toplum üzerinde geri dönülemez zararlar yaratır.

Bu medya dili sosyal idamdır!

Herkes, suçu bir mahkeme kararıyla kesinleşene kadar masum sayılır.

Medya, henüz sadece ‘şüpheli’ veya ‘sanık’ konumundaki kişileri ‘katil’, ‘hırsız’ veya ‘dolandırıcı’ gibi kesin sıfatlarla hedef gösterdiğinde yargının yerine geçerek kendi mahkemesini kurmuş olur.

Mahkeme süreci aylar, hatta yıllar sürebilir, bugün Türkiye’de olduğu gibi.

Medyanın suçlu ilan ettiği kişi:

Toplum gözünde suçlu ilan edilir.

Aklansa bile, adının yanına yapışan leke temizlenemez.

Lekelenme hakkı ihlal edilen birey ve ailesi sosyal çevrelerinden dışlanır, işlerini kaybedebilir ve ağır psikolojik travmalar yaşar. Henüz kanıtlanmamış bir iddia yüzünden insanların hayatları tamamen karartılabilir.

Medyanın yarattığı devasa kamuoyu baskısı, bazen yargı mensuplarını da etkisi altına alabilir. Adil bir yargılama yapılması zorlaşır ve popülist dürtülerle hatalı kararlar verilme riski doğar.

Şimdi bir önerim var:

Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ ‘Medyada algı dili ve yargısal hükümler’ konusunda medyanın hukuki ve mesafeli bir dil kullanmasını ve yargı sürecini nesnel bir şekilde, tarafsızca nasıl aktarması gerektiği konusunda bir eğitim semineri düzenlese ne iyi olur.