CHP’nin 38. Kurultayı’nı geçersiz sayan “mutlak butlan” kararı ülke gündemine bomba gibi düştü. Karar Antalya’da protesto edildi. Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Attalos Meydanı’nda düzenlediği eylemde konuşan Tüm Bel-Sen Antalya Şubesi Başkanı ve Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri dönem sözcüsü İlhan Karakurt, karara karşı mücadele edeceklerini söyledi.

‘DEMOKRATİK HAKLARIN TASFİYESİ’
Eylemde konuşan İlhan Karakurt, “Faşizmin inşasına geçit vermeyelim! Mutlak butlan kararına karşı demokrasi, özgürlük, seçme ve seçilme hakkı için mücadele edelim! Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP yönetimi hakkında ‘mutlak butlan’ kararı verdi. Bu karar; parti içi tartışma ya da hukuk meselesi değildir. Saray rejiminin faşizmin inşası yolunda attığı yeni bir adım, zor yoluyla CHP yönetimini değiştirme hamlesidir. Olağan bir seçimi kazanma ihtimalinin kalmadığını düşünen iktidar için bu karar; seçme-seçilme hakkından siyasi partiler yasasına kadar en temel demokratik hakların topyekûn tasfiye edilmesinin adımıdır” dedi.
ZAMANLAMA VURGUSU
“Olası tepkilerin önüne geçmek için ‘mutlak butlan’ kararının Kurban Bayramı’nı kapsayan tatil sürecinin hemen öncesine denk getirilmesi, dini bayramların bile iktidarın ayak oyunları için istismar edilmesi çaresizliğinin göstergesidir” diyen Karakurt, şöyle devam etti: “Bugün CHP’ye yönelik gerçekleştirilen bu siyasi müdahale; yarın grev hakkına, sendikal örgütlenmeye, ekmek, sağlık ve yaşama hakkımıza, işçi direnişlerine ve ekmek kavgasına yönelik saldırıların daha da büyütülmesinin habercisidir. CHP için verilen mutlak butlan kararı, demokrasi karşıtı tek adam rejiminin faşizan uygulamalarının zirvesi olmuştur. Elbette bu olay tüm emek ve demokrasi güçlerine yapılmış bir darbe niteliğindedir. Emek ve demokrasi güçleri olarak kayyumlara karşı aldığımız tutumu, bir başka kayyum biçimi olan mutlak butlan kararına karşı da göstereceğiz. Dolayısıyla bu mutlak butlan saldırısına karşı tüm emek ve demokrasi güçlerini birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”
‘İKTİDARI SÜRDÜRMEK İÇİN YAPILDI’
İlhan Karakurt, “Bugün işçilerin grevleri ‘milli güvenlik’ bahanesiyle yasaklanıyorsa, patronların kârı için işçilerin toplu sözleşme hakkı gasp ediliyorsa, her yıl binlerce işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyorsa, milletvekilleri cezaevine atılıyorsa, basın susturuluyorsa, çocuklarımız katlediliyorsa nedeni açıktır; saray rejiminin sermaye düzenini ve iktidarını korumak adına baskıyı büyütmesidir. İktidarını sürdürebilmek için mevcut anayasa kararlarını bile dinlemeyen, kendi kanunlarını ve yargı düzenini tanımayan bir rejimin adı faşizmdir. Çünkü halk desteği zayıflayan, meşruiyetini yitiren, çözülen ve yargı-devlet üzerindeki hâkimiyeti dışında elinde bir şey kalmayan emek düşmanı bu iktidar, anti demokratik saldırılarla ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Bu yüzden muhalefeti parçalamak, toplumu korkuyla teslim almak, yargıyı sopa gibi kullanmak ve faşist bir rejim inşa etmek istiyorlar” dedi.

Karakurt sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Mesele Türkiye’nin demokrasi meselesidir. Bu hukuk ve demokrasi dışı uygulamalara son verilmelidir. Bu ülkenin işçileri, kadınları, gençleri ve emekçileri susarsa; yarın yalnızca siyasi partiler değil, sendikalar da fiilen kapatılacak, grev hakkı tamamen ortadan kaldırılacak, fabrikalarda, OSB’lerde, depolarda ve hastanelerde kölelik düzeni derinleşecektir. Bu düzeni değiştirecek olan; işçi ve emekçilerin, kadınların örgütlü mücadelesidir. Bu karanlığı dağıtacak olan; halkın birleşik mücadelesidir. Saray rejiminin darbelerine, baskı politikalarına ve faşist rejim inşasına karşı işyerlerinde, fabrikalarda, okullarda, mahallelerde ve her alanda birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim.”





