Uzman Psikolog Anıl Yıldız, son yıllarda toplumda ruh sağlığı sorunlarının giderek arttığına dikkat çekerek, psikolojik destek almanın bir ihtiyaç olduğunun artık daha açık şekilde görülmesi gerektiğini söyledi. Günlük yaşamın yoğun temposu, ekonomik kaygılar, sosyal medya baskısı ve yalnızlaşmanın bireylerin psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten Yıldız, insanların çoğu zaman yaşadığı duygusal yükü fark etmeden hayatına devam ettiğini ifade etti.
‘İNSANLAR ZİHİNSEL YORGUNLUĞUNU GÖRMEZDEN GELİYOR’
Sabah uyanıldığında hissedilen duyguların bile ruh sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini söyleyen Yıldız, bireylerin zihinsel durumlarını sorgulamadan rutin hayatın içine karıştığını belirtti. Toplumda fiziksel sağlık kadar ruh sağlığının önemsenmediğini dile getiren Yıldız, insanların bedensel rahatsızlıklarında doktora başvururken psikolojik zorlanmalarda aynı hassasiyeti göstermediğini söyledi. Yıldız, “Sabah kalktığınızda kendinizi nasıl hissettiğinizi hiç düşündünüz mü? Güne başlarken içinizde bir sıkışmışlık, bir ağırlık ya da tarif edemediğiniz bir huzursuzluk hissediyor musunuz? Çoğu insan bunu fark etmeden yaşamına devam ediyor. Dişlerimizi fırçalıyor, kahvemizi içiyor, işe gidiyor ve günün koşuşturmasına karışıyoruz. Ancak zihinsel yorgunluğumuzu çoğu zaman görmezden geliyoruz. Bedenimizi zaman zaman kontrol ettiriyoruz ama zihnimizi kendi haline bırakıyoruz” dedi.

‘PSİKOLOĞA GİTMEKTEN HALA ÇEKİNİLİYOR’
Türkiye’de psikolojik destek alma konusunda hâlâ önemli önyargılar bulunduğunu ifade eden Yıldız, “Ben deli miyim ki psikoloğa gideyim?” anlayışının insanların yardım istemesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi. Psikoloğa gitmenin zayıflık değil, kişinin kendine verdiği değerin göstergesi olduğunu vurgulayan Yıldız, “Toplumda psikoloğa gitmenin yalnızca ağır ruhsal hastalıklarla ilişkilendirilmesi büyük bir yanlış. Oysa psikolojik destek almak, kişinin kendini önemsemesiyle ilgilidir. Nasıl ki sürekli baş ağrısı yaşayan biri nöroloğa gidiyorsa, uzun süredir mutsuz hisseden, kaygılarıyla baş etmekte zorlanan ya da sürekli iç sıkıntısı yaşayan birinin de uzman desteği alması son derece doğal bir durumdur. İnsanların bunu utanılacak bir şey gibi görmekten vazgeçmesi gerekiyor” diye konuştu.
‘SORUNLAR BİRİKEREK TÜKENMİŞLİĞE DÖNÜŞÜYOR’
Günlük yaşamda karşılaşılan pek çok problemin aslında psikolojik kökenli olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Sürekli yorgun hissetmek, uyku sorunları yaşamak, en küçük olayda sinirlenmek, ilişkilerde tahammülün azalması, iş hayatında motivasyon kaybı gibi durumlar çoğu zaman görmezden geliniyor. İnsanlar bunların zamanla düzeleceğini düşünüyor. Bazen gerçekten geçiyor ama bazen geçmiyor. Üstelik yeni sorunlar da ekleniyor ve kişi bir süre sonra kendisini ciddi bir tükenmişliğin içinde bulabiliyor. Özellikle son yıllarda bu durumla çok daha sık karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘KAYGI VE DEPRESYON GİDEREK YAYGINLAŞIYOR’
Ekonomik koşullar, gelecek kaygısı ve sosyal medyanın oluşturduğu baskının ruh sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Yıldız, “Sürekli bir yetişme telaşı, ekonomik baskılar, gelecek kaygısı ve sosyal medyada kusursuz hayatlarla sürekli karşılaşmak insan psikolojisini ciddi şekilde yoruyor. İnsanlar artık daha az konuşuyor, duygularını daha az paylaşıyor ve giderek içine kapanıyor. Oysa insan anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir varlık. Konuşmak, paylaşmak ve anlaşılmak ruh sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi.
‘KENDİNİZE ‘BEN NASILIM?’ DİYE SORUN’
Ruh sağlığını korumanın yalnızca sorun ortaya çıktığında değil, hayatın her döneminde önemli olduğunu vurgulayan Yıldız, “İnsanların kendisine karşı dürüst olması gerekiyor. Zorlandığını kabul etmek, duygularını fark etmek ve gerektiğinde destek istemek aslında önemli bir güç göstergesidir. Kendinizi tanımak, stresle nasıl baş ettiğinizi fark etmek ve duygularınızı anlamlandırabilmek ruh sağlığını korumanın önemli parçalarıdır” diye konuştu.
İletişimin önemine de dikkat çeken Yıldız, çevredeki insanlara samimi şekilde yaklaşılması gerektiğini belirterek, “Birine ‘iyi misin?’ diye sorduğunuzda gerçekten cevabını dinlemeyi deneyin. Çünkü bazen insanlar yaşadıklarını nasıl ifade edeceğini bilemeyebiliyor. Aynı soruyu kendinize de sorun; ‘Ben gerçekten iyi miyim?’ Eğer bu sorunun cevabını bulmakta zorlanıyorsanız, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. Zihinlerimiz de bedenimiz gibi ilgiye, bakıma ve zaman zaman profesyonel desteğe ihtiyaç duyuyor” dedi.




