Resepsiyondaki genç bayan sinirli şekilde yaşlı adamın suratına bakmadan konuşuyor, adamdan otele giriş formunu doldurmasını istiyordu. Her gün binlerce defa meydana gelen olaylardan biriydi. Eşi de sesini çıkarmadan bekleyen yaşlı adam “kızım” dedikçe, genç bayanın sinirli halinde gözle görünür artış meydana geliyordu. Klavyenin üzerinde parmakları adeta uçarcasına hareket eden bayana, yumuşak sesle yaşlı adam: - Kızım biz ne yapacağız şimdi?
Klavyenin üzerinde parmakları adeta uçarcasına hareket eden bayan, sert sesle bir kere daha suratına bakmadan yaşlı adama:
- Amca! Hala doldurmadın mı? Dedim ki giriş bel-ge-si, dol-du-ra-caksın!
Üzerine basarak söylediği son sözün ardından işi başından aşkın bir personelin halinden kimsenin anlamadığını göstermeye çalışırcasına genç bayan hayıflanıyor ve suratıma bakarak adeta benden kendisine hak verdiğimi gösteren bir jest veya mimik, belki de bir söz bekliyordu.
Resepsiyondaki bayan bana bakacağına bir kere lütuf edip yaşlı adama baksaydı, sanırım adamın çaresizliğini görebilir, söz ve hareketlerinde biraz daha sakin ve toleranslı olabilirdi. Adamın kulağına doğru dudaklarımı yaklaştırdım ve sessizce sordum:
- Ama okuman yazman var mı?
On beş yıldır Türkiye’yi şehir şehir dolaşan, binlerce yaşlıyla görüşen biri olarak bu sorunun ne kadar önemli olduğunu tecrübelerimden bilirim. Elinizde bir soru kâğıdıyla yaşlının evine girdiğinizde, ondan bu kâğıttaki soruları “oku ve cevapla” derseniz, araştırmacı olarak hayatınızın en büyük hatalarından birini yaparsınız. Bizim yaşlılarımızın gençliğinde okul mu vardı? Şansı olan ilkokulu bitirip hayata atılırdı. Çocuk yaşta çalışmaya başlar, çıraklığı meslek edinme olarak kabul ederdi. “Çekirdekten yetişmelerin” bugünkü halleri genellikle içler acısıdır.
- Yok evladım, okumam yazmam yok; zaten olsa ne olur, altı saat önce katarakt ameliyatından çıktım, her şeyi bulanık görüyorum.
- Beyefendi sizinkileri alayım!
Ben yaşlı adamın arkasında beklediğim halde, onun işini halletmeyi bırakan resepsiyondaki bayan benden giriş formunu vermemi istiyordu. Olayı baştan beri sabırla izleyen biri olarak artık benim de sabrım taşmaya başlamıştı.
- Önce amcanın ve eşinin işini hallediniz lütfen! Onların sırası; ben daha sonra geliyorum. İnsanlar buraya konaklamaya geliyor, evinizde misafir değiller.
- Bak hakaret ediyorsun, konuşmana dikkat et!
- Hanımefendi adamın yüzüne bakmadan konuşuyorsunuz. Bir kere baksaydınız, ameliyatlı olduğunu görecektiniz. Hiç aklınızın ucundan geçiyor mu, belki okuryazar değil; belki elleri tutmuyor, ama kesinlikle gözleri görmüyor. Adam ameliyatlı!
Sözlerimin ardından sinirle elindeki kalemi yere fırlatan resepsiyondaki bayan ağlayarak oradan uzaklaşırken, ağzından burada söylemek istemediğim birkaç kelime daha kulağımda çınlıyor. O anda arka odadan kısa boylu saçları dökülmüş, Sovyet döneminden kalma Leoneld Brejnev’in taktığı yüzünün yarısını doldurmuş gözlüğü ve güleç tavırları ile genç bir adam resepsiyonda onun yerini aldı ve yaşlı adamdan nüfus cüzdanını istedi:
- Amcacığım bugün misafirimsin, hem sana hem de teyzeye fiyat indirimi yapıyorum. Yarı yarıya!
- Ama evladım olur mu?
- Olur amca olur; al nüfus cüzdanını, bu da anahtarın, çık odana dinlen.
Resepsiyondaki nazik genç adam bunları söylerken yaşlı adamın cebinden bir bez parçasını çıkardığını ve eşine uzattığını izliyorum. Yaşlı kadın elleri titreyerek bezi açmaya çalışıyor. Sonunda başardı. İçinde belki de bütün serveti var. Birkaç kuruş para!
- Ne kadar evlat?
- Yarın ödersin amca, sen şimdi odana çık ve dinlen!
- Oğul benim yarın ölmeyeceğim ne malum; sen en iyisi paranı şimdi al!
Tabii resepsiyondaki genç adam parayı o an almadı ve bu yaşlı çifti asansörün kapısına kadar götürdü, her ikisinin de ellerini hürmetle öptü. Çok etkilendim. Mutlu oldum ve kaldığım otelin yöneticisi olduğunu sonradan öğendim. Ne güzel, ülkemizde böyle gençlerin de olduğunu görmekten duyduğum mutluluğu sizlerle paylaşmak istedim. Ne de olsa yaşlılık yaşamak isteyenlerin, keyfine varabilecekleri bir süreç ve herkesin sahip olamadığı mucizevi bir şanstır. İyi bir yaşlanma süreci dileğimle..