Omurga sağlığı, çocukluk döneminden itibaren yaşam kalitesini etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle ergenlik döneminde hızlanan büyüme süreciyle birlikte bazı omurga problemleri daha görünür hale gelebiliyor. Bu sorunlardan biri olan skolyoz, omurganın yana doğru eğrilmesiyle ortaya çıkıyor ve erken dönemde fark edilmediğinde ilerleme gösterebiliyor. Uzmanlar, toplumda skolyoz konusunda farkındalığın artırılmasının erken tanı açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Vakıf Yaşam Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Doğukan Aydemir, son yıllarda çocuklar ve gençler arasında skolyoz vakalarının daha sık görülmeye başladığını belirterek, teknolojik cihaz kullanımının artmasıyla birlikte duruş bozukluklarının da yaygınlaştığına dikkat çekti. Skolyozun omurganın yana doğru eğrilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan bir omurga deformitesi olduğunu ifade eden Aydemir, özellikle büyüme çağındaki çocukların düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini söyledi.

‘TEKNOLOJİ KULLANIMI DURUŞ BOZUKLUKLARINI ARTIRABİLİYOR’
Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının omurga sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Uzm. Dr. Mustafa Doğukan Aydemir, “Son yıllarda çocuklar ve gençler arasında giderek daha sık karşılaştığımız sağlık problemlerinden biri skolyozdur. Özellikle uzun süre telefon, tablet ve bilgisayar kullanımıyla birlikte gelişen duruş bozuklukları omurga sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Teknolojik cihaz kullanımı skolyozun doğrudan nedeni olmasa da mevcut omurga eğriliklerinin fark edilmesini geciktirebilir, duruş bozukluklarını artırabilir ve omurga üzerindeki yükü artırarak tablonun daha belirgin hale gelmesine neden olabilir” dedi.

‘BELİRTİLER ERKEN DÖNEMDE FARK EDİLMELİ’
Ailelerin çocuklarının duruşlarını dikkatle gözlemlemesi gerektiğini belirten Aydemir, “Bir omzun diğerinden daha yüksek görünmesi, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin olması, bel kıvrımlarında asimetri bulunması, kalçalarda yükseklik farkı görülmesi veya çocuk öne eğildiğinde sırtın bir tarafında kabarıklık oluşması skolyozun önemli belirtileri arasında yer almaktadır. Bu tür bulgular fark edildiğinde zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması, hastalığın ilerlemesini önlemek açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

‘GENETİK FAKTÖRLER ÖNEMLİ ROL OYNUYOR’
Skolyozun en sık görülen türünün adölesan idiopatik skolyoz olduğunu belirten Aydemir, “Adölesan idiopatik skolyozun kesin nedeni günümüzde halen tam olarak açıklanamamış olsa da genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra nörolojik hastalıklar, kas hastalıkları, doğumsal omurga anomalileri ve bazı bağ dokusu hastalıkları da skolyoza neden olabilmektedir. Uzun süre masa başında yanlış pozisyonda oturmak veya telefon ve tablet kullanırken sürekli öne eğik durmak skolyozu doğrudan oluşturmaz ancak omurga sağlığını olumsuz etkileyerek postür bozukluklarına, sırt ve bel ağrılarına yol açabilir” dedi.

‘TEDAVİ EĞRİLİĞİN DERECESİNE GÖRE BELİRLENİYOR’
Skolyoz tedavisinin kişiye özel planlandığını belirten Aydemir, “Tanıda öncelikle ayrıntılı fizik muayene yapılmakta, gerekli görülen durumlarda omurga grafileri çekilerek eğriliğin derecesi ölçülmektedir. Tedavi yaklaşımı hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve eğriliğin derecesine göre değişmektedir. Hafif eğriliklerde düzenli takip ve omurga çevresindeki kasları güçlendirmeye yönelik egzersiz programları uygulanırken, orta dereceli eğriliklerde korse tedavisi ile ilerleme yavaşlatılmaya çalışılmaktadır. İleri derecedeki veya ilerleme riski yüksek vakalarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilmektedir” diye konuştu.

‘ERKEN TANI SAYESİNDE AMELİYATSIZ BAŞARI MÜMKÜN’
Erken teşhisin önemine vurgu yapan Aydemir, “Günümüzde erken tanı sayesinde birçok hastada ameliyat gereksinimi oluşmadan başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu nedenle ailelerin özellikle büyüme çağındaki çocuklarının duruşunu belirli aralıklarla gözlemlemesi büyük önem taşımaktadır. Erken fark edilen skolyoz vakalarında tedavi başarısı çok daha yüksektir. Teknolojik cihazların bilinçli kullanılması, düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanılması ve doğru oturma pozisyonlarının benimsenmesi omurga sağlığının korunmasında önemli rol oynamaktadır” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA