Bu minik cümle, hastane koridorlarında beklerken çok iyi geliyor. Üzerinize afiyet, ufak tefek sağlık sorunları nedeniyle iki gündür hastanelerdeyim. Aslında hastane köşelerinde sürünüyorum demek belki daha doğru. Ehh sosyal güvencemiz var ya, neden özel hastanelere avuç dolusu para vereyim dedim. Demez olaydım. Dün sabah adı lazım değil, Lara tarafında bir kamu hastanesine gittim. Kan testi yapılacak ya, aç olmam gerekiyor. Neyse, karga kahvaltısını yapmadan yola revan oldum.

* * *

Kan vermek için sıra numarasını da aldım, içeriye girdim ki; bir kuyruk Allah muhafaza. Sıra bekleyenler homurdanmakta, ama ben homurdanmadan bekliyorum sabırla. Bankonun gerisinde arkadaşıyla sohbet eden görevli bayana en nazik ve sevimli ses tonuyla soruyorum 'Kan verecektim de' cümlemin sonu gelmeden bayan cevaplıyor 'Napim yani kardeşim, bilgisayar sisteminde sorun var bekleyin'. 'Bekleyeyim de, açlık şekeri tahlili için geldim kardeş. Hani ne zaman sistem teşrif eder' diyecek oldum fena baktı. Tamam dedim kızdırmaya gelmez, neticede görevli.

* * *

Allah sizi inandırsın onca kişi sabırla bekliyor ne olacağını bilmeden. Ben de bekleyeyim de, açlıktan kan şekerim yükseldi. Sinirlerim tepemde fiyonk oldu. Zaten aç olarak yapılacak kan testi için, istesen de saatlerce bekleyemiyorsun. Bir sürü tıbbi terim falan. Aldığım sıra numaramı yırtarak kendimi hastaneden dışarıya attım. Bekleyenlere sabır.

* * *

Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve de vatandaşın devlet hastanelerinde çile çekmemesi için bir dizi sağlık reformları yapılıyor, ama hepsi teoride kalıyor. İşleyişe bakarsan poliklinikler, tahlil laboratuarları vs. sıra bekleyen hastalarla dolu. Hasta memnuniyetsizliği tavan yapmış. Gözle görünen sadece bu.

* * *

Velhasıl-ı kelam şifa aramak için gittim, çile çektim. 'İşte bizim devlet hastanelerimizin ahvali' dedim ve çareyi özel hastanede aramaya karar verdim. Yani demem o ki; yengeç yengeçtir, ne yapsan doğru yürümez!