Yeni bir yıla girerken dilek tutmak artık bana yalnızca romantik bir alışkanlık gibi gelmiyor; aksine, toplumsal bir sorumluluk hissiyle kurulan cümleler hâlinde anlam kazanıyor. Bu yüzden bu yıl için dileğim, kaynakların adil ve eşit biçimde paylaşıldığı, yoksulluğu yönetmeye değil ortadan kaldırmaya yönelen kamusal politikaların hayata geçtiği bir düzenin güçlenmesi olacak. Yardımın geçici bir pansuman gibi değil, onarıcı ve dönüştürücü bir araç olarak kurgulanıldığı; insanları bağımlılaştıran değil, güçlendiren sosyal devlet anlayışının kök saldığı bir yıl diliyorum.
Yoksulluğu yalnızca bireysel eksiklikler üzerinden okuyan bakışın yerini, yapısal eşitsizlikleri merkeze alan bir toplumsal aklın almasını istiyorum. Çünkü yoksulluk bir kader değil; tarihsel, ekonomik ve politik tercihlerle üretilen bir sonuç. Bu sonucu değiştirecek olan da yine kolektif irade, bilimsel bilgi ve kamusal vicdan olacak. Sosyal politikaların sayılarla övünmek yerine insan onurunu esas aldığı, istatistiklerin arkasındaki hayatların görünür kılındığı bir yıl hayal ediyorum.
Bu yeni yılda kimliklerimizin bizi ayıran etiketlere dönüşmemesini diliyorum. Din, dil, ırk, cinsiyet ya da herhangi bir aidiyetin üstünlük ya da dışlama gerekçesi yapılmadığı; farklılıklarımızla yan yana durabildiğimiz bir toplumsal iklim hepimize iyi gelecek. Kimlik siyasetinin sertleştirdiği sınırlar yerine, insan olmanın ortak paydasında buluşmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü toplumsal barış, benzerlikten değil, farklılıkla kurulan eşit ilişkilerden doğar.
Şefkatli bir yıl diliyorum. Başkalarına olduğu kadar kendimize de şefkat gösterdiğimiz bir yıl… Sürekli güçlü olmak zorunda bırakılmadığımız, yorulmanın ve durmanın meşru sayıldığı bir zaman. Toplumun bizden beklediği rollerle kendi kırılganlığımız arasında sıkışmadan, insanca nefes alabildiğimiz bir gündelik hayat. Şefkat, zayıflık değil, aksine toplumsal dayanışmanın en güçlü harcıdır.
Bu yıl sevginin romantik bir söylem olarak kalmamasını istiyorum. Sevginin, politikalara, bütçelere, çalışma koşullarına, eğitim ve sağlık sistemlerine sirayet etmesini… Sevginin; çocukların yoksullukla büyümediği, kadınların güvencesizliğe mahkûm edilmediği, yaşlıların yalnızlığa terk edilmediği somut düzenlemelerle karşılık bulmasını diliyorum. Sevgi, ancak adaletle yan yana geldiğinde gerçek olur.
İçimden bir cümleyi daha saklamadan yazmak istiyorum; çünkü samimiyet bazen susmamayı gerektiriyor. Açıkçası, bugün bu ülkede seçilmiş iradeyi temsil eden bu kadar çok belediye başkanının özgürlüğünden yoksun olduğu bir tabloda, içimde coşkulu bir yeni yıl sevinci büyümüyor. Yeni yıla dair temennilerimi dile getirirken, adalet duygusunun yara aldığı bir yerde neşenin eksik kalmasının insani ve anlaşılır olduğunu not düşmek istiyorum. Çünkü umut, ancak hukukla, eşitlikle ve vicdanla birlikte ayakta durabiliyor.
Yeni yıl, hepimiz için daha adil, daha eşit, daha sakin ve daha insanca olsun. Umudu naiflikten kurtarıp kolektif bir inşa sürecine dönüştürdüğümüz bir yıl olsun. Çünkü dünyanın umudu, bir araya gelmeyi bilen, kimseyi geride bırakmayan; en kırılgan olanı hesaba katan insanlarda saklı. Ben bu yıla böyle bakıyorum; bilgiyle vicdanla ve kalpten kurulan bir gelecek mümkün. Ve ben, buna inanmayı inatla ve umutla sürdüreceğim.
Bütün dünyaya ve hepimize; birbirimizi tüketmeden, sevgiyle yan yana durabildiğimiz, birlikte iyileşebildiğimiz; eşitliğin istisna değil kural olduğu, insan kalabilmenin mümkün olduğu ve hepimize iyi gelen bir yıl diliyorum.