Nisan ayında Ankara’da iki gün boyunca, Türkiye’nin dört bir yanından belediyeler kendi projelerini birbiriyle paylaşmak için bir araya geldi. Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği Belediyecilik Forumu’na -kısaca BELFOR- 700’ü aşkın başvuru yapılmış, değerlendirme sonucunda 225 proje sahneye çıkmıştı. Sosyal politikadan bakım hizmetlerine, çevre politikalarından alternatif ekonomik modellere uzanan 21 oturumda belediyeler hem anlattı hem dinledi.

Bu forumun önemi, düzenlenmesinden önce bile ortadaydı. Benim de heyecanla şahitlik ettiğim ilk pilot uygulaması Aralık 2025’te yapılmış, üzerinden birkaç ay geçmeden ikincisi için yüzlerce başvuru yapılmıştı. Belediyeler bu platforma neden bu kadar yüklenmişti? Bence onlarca yıldır benzer sorunlarla mücadele eden kurumlar, çözümün çoğu zaman başka bir şehirde, hatta bir ilçenin dar bir sokağında üretildiğini fark etmeye başlamıştı.

Programın yapısı da bu ihtiyacı açıkça yansıtıyordu. Forum; bakım hizmetleri, bilimsel ve teknolojik yenilik, demokratik belediyecilik ve katılımcılık, çevre ve su politikaları, gençlik politikaları, kamusal alanların iyileştirilmesi, sosyal politika ve alternatif ekonomik modeller olmak üzere sekiz ana tema etrafında şekillenmişti. Bu geniş çerçeve, yerel yönetimlerin ne kadar çok başlıkta üretim yaptığını gösteriyordu.

Ancak aynı saatlerde gerçekleşen paralel oturumlar nedeniyle hiçbir katılımcının forumun bütününe hâkim olması mümkün değildi. Herkes kendi ilgi alanı ve mesleki odağı doğrultusunda seçim yapmak zorunda kaldı. Bu da forum deneyimini doğal olarak parçalı bir yapıya dönüştürdü. Benim de aklım katılamadığım oturumlarda kaldı. Çünkü belediyelerin farklı alanlarda geliştirdiği çözümleri doğrudan kendi ağızlarından dinlemek, bu forumun en güçlü yanlarından biriydi. Bu yönüyle BELFOR, yerel yönetimlerin birbirini duymasını, görmesini ve ilham almasını mümkün kılan bir buluşma zemini sundu.

Açılış konuşmasını yapan Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Suat Yıldız, katılımcı yerel yönetim anlayışının önemine vurgu yaparak belediyelerin birbirinden öğrenmesi gerektiğini ifade etti. Forumun moderasyonunu üstlenen Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan da benzer bir çerçeve çizdi; Amaç, belediyelerin birbirinden öğrenmesi ve yerel yönetimleri birlikte ileriye taşımaktı. BELFOR bu anlamda bir deneyim paylaşım zemini olarak kurgulanmıştı.

Yıldız ve Arslan’ın sözleri ilk anda sade bir çerçeve sunuyordu. Ancak işaret ettikleri yön, belediyecilik açısından güçlü bir dönüşüme karşılık geliyordu. Türkiye’de yerel yönetimler uzun süre dikey bir öğrenme hattı içinde ilerledi... Merkez belirledi, yerel uyguladı. Bence BELFOR bu akışı tersine çeviren bir zemin kuruyor. Bu kez kürsüde büyük şehirlerin yanı sıra Fındıklı’nın, Hopa’nın, Sivas’ın, Bağlar’ın deneyimleri yer buldu. Anlatılanlar hazır şablonlara yaslanmadı; doğrudan sahadan, ihtiyaçtan ve zorunluluktan doğan uygulamalar öne çıktı.

Belediye başkanlarının sunumlarında ise farklı yönelimler ve güçlü vurgular öne çıktı.
Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yerel yönetimlerin geleceğinin bilim ve teknoloji temelli bir anlayışla şekillenmesi gerektiğini ifade ederken, kamu hizmetlerinde öngörü ve planlamanın önemine dikkat çekti.
Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, “meci” kavramı üzerinden başka bir hat açtı. Hizmetin piyasa ölçütleriyle değerlendirildiği bir döneme karşı, dayanışmayı ve kolektif üretimi esas alan bir yönetim anlayışını savundu. Onun tarif ettiği modelde belediyecilik, bir hizmet alanı olmanın ötesinde bir yaşam ve ilişki kurma biçimi olarak şekilleniyordu.
Hopa Belediye Başkanı Dr. Utku Cihan, afet meselesine yaklaşımıyla dikkat çekti. Afetlerin kader olmadığını, yanlış planlama ve politikaların sonucu olduğunu açıkça ifade etti. Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin sorumluluğunu büyüten, bilimsel ve kamucu bir perspektife işaret ediyordu.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, forumu “proje çöplüğünden çıkıp gerçekten verimli projelere ulaşmak” açısından önemli bir fırsat olarak tanımladı.
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı ise “Nasıl bir şehir hayal ediyorsunuz?” sorusunu merkeze alan yaklaşımıyla belediyeciliğin aynı zamanda ortak bir gelecek tasavvuru kurma süreci olduğunu hatırlattı.
Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, gençlere dair vurgusuyla dikkat çekti. Gençler hizmetin nesnesi değil, yönetimin öznesi olmalıydı.
Bağlar Belediye Başkanı Siraç Çelik ise “Senin kentin, senin bütçen, senin kararın” sloganıyla katılımcı bütçe anlayışını özetledi. Bu yaklaşım, yerel demokrasinin doğrudan katılım üzerinden kurulabileceğini gösteriyordu.

Tüm bu konuşmalar bir araya geldiğinde, ortak bir arayışın izleri belirginleşiyor. Belediyeler hizmet üretmenin ötesine geçmek istiyor. Daha katılımcı, daha adil, daha sürdürülebilir bir yerel yönetim anlayışı arayışı açıkça hissediliyor.
Ama bir soru hâlâ ortada duruyor: Bu arayış, mevcut sistem içinde daha iyi çalışan projeler üretmeye mi yönelecek, yoksa belediyeciliğin yönünü dönüştüren bir hat mı açacak?
İkinci yazıda bu sorunun izini süreceğim. Forumda dikkatimi çeken uygulamalara ve bu uygulamaların işaret ettiği ortak belediyecilik anlayışına birlikte bakacağız.