Kent kimliği, kenti diğer yerleşmelerden ayıran özelliklerdir. Bu kimlik, ilişkisel bir kimliktir. Birey, toplum ya da kent düzeyinde kimlik, dünyayla kurulan ilişkilerle oluşur. Kentin kimliğini de ilişkileri belirler. Bu ilişkilerin biçimine bakarak bir kenti, dünya kenti, metropoliten kent, liman kenti, sanayi kenti gibi kategorilere sokabiliriz (Tekeli, 2008: 14). Kentleri kendimize benzetebiliriz; bizleri de kendimizle toplumla ve dünyayla kurduğumuz ilişki belirler. Kent kimliğinin oluşumu üç öğeye bağlanmaktadır. Kentin fiziki değerleri, yaşam kalitesine ilişkin memnuniyet ve kentin kimliğine ilişkin olan söylem şeklindedir. Bu üç öğenin bir araya gelmesinin kentin kimliğini oluşturduğu bir formül söz konusu olmakla beraber, kimlik zaman içinde oluşan, yönetilen bir şeydir (Tekeli, 2008: 15). Kentleri bu noktada da kendimizle özdeşleştirebiliriz, bizlerin kimliği de zamanla oluşan ve yönettiğimiz bir süreçtir.

* * * 'Sosyo-kültürel bir varlık olarak kentin hızla değişiyor olması, nüfus yapısının, ekonomik yapısının, kültürel örüntülerinin, mekansal özelliklerinin farklılaşıp heterojenleşmesi, kentli olma kavramını da dönüştürmektedir. Herkesin birbirini tanıdığı, yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu, kentin tarihinin kentte yaşayanlar tarafından özümsendiği bir topluluk yapısından, anonim, ekonomik çıkarların öne geçtiği, kalabalık bir toplum yapısına geçiş, kentlilik bilincini etkilemiştir.' (Güçlü, 2002: 82). Antalya'da bu geçişin hangi kırılma noktalarıyla olduğu, bu noktaların kentli kimliği ve kentlilik bilincini nasıl etkilediği, kentte ne gibi sorunlara yol açtığı çeşitli akademik araştırmalara konu olmaktadır. Bu benim de merak ettiğim bir konuydu ve bu sebeple Antalya'daki beş yerel basın yöneticisiyle derinlemesine görüşme yaptım. Antalya'da kent, kentlileşme ve yerel basın arasındaki ilişkiden yola çıkarak kent ve kentlileşme sürecinin yerel basın aktörleri tarafından nasıl okunduğu/alımlandığı ve bu aktörlerin süreci nasıl etkilediğine dair yerel basın yöneticileriyle yaptığım derinlemesine görüşmenin, yerel medyadaki internet ve yazılı basın yöneticilerinin yaşadıkları kente yönelik algıları ve yerel basın yöneticilerinin söylemleri üzerinden bir kent profili ortaya koymaya çalıştım. Şimdi bu çalışmanın sonuçlarından kısaca bahsetmek istiyorum.

* * * Katılımcılarla yapılan görüşmelere baktığımızda hepsinin ortak noktasının Antalya'da bir kent kimliğinin ve kentlilik bilincinin olmadığına yönelik kanaatleri olduğunu görmekteyiz. 'Bir yere ait olma duygusu, toplumda yaşayan tüm bireylerde vardır. Genellikle yer kimliği, sosyalleşme sürecinin en uzun yaşandığı yer veya doğulan yer ile edinilmektedir.' (Güçlü, 2002: 83). Antalya'nın turizm kenti olarak ön plana çıkması, turizm çalışanlarının sezonluk işçi olarak çalışması, tatil amacıyla gelen yerli ve yabancı turistlerin nüfusu ve yine göç nedeniyle gelen yabancı nüfus nedeniyle değerlendirdiğimiz zaman da kozmopolit bir kente dönüşen Antalya'da yaşayan insanlara yönelik bir aidiyet duygusu olmaması nedeniyle bir kentli kimliğine sahip olmadığını ve bu kentli kimliğinin olmayışına paralel olarak kenti geçici bir mekan olarak algılamaları nedeniyle kente dair uzun süreli planlar yapmadıkları için kentlilik bilincinin oluşmadığını söyleyebiliriz. Kentli insan ve kentin karşılıklı ilişkisinde iki taraf da birbirini etkileyip değiştirmekte ve bu etkileşim sonucunda da Antalya'nın kimliği kimliksizlik haline gelmektedir. Yapılan görüşmelerde Antalya kentinin en önemli kırılma noktaları ve Antalya'nın kentsel problemlerinin aynı başlıklarda toplandığını görmekteyiz. Antalya'nın turizm bölgesi ilan edilmesiyle başlayan iç ve dış göçle beraber artan nüfus, iş kollarının artmasıyla yaşanan toplumsal hareketlilik, hızlı betonlaşma, altyapısız büyüme, göçle beraber kentin dokusunun ve kentli profilinin hızlı değişimi, mülkiyet ilişkilerinin farklılaşıp tarım arazileri ya da meyve bahçelerinin müteahhitlere kat karşılığında satılarak zenginleşen kırsal kesim ve doğa açısından fakirleşip ranta teslim olan bir kente evrilen Antalya tablosunu görmekteyiz. 'Kentin temel dinamiği, ekonomik temelinin ve bu temele göre örgütlenen toplumsal hayatın kırsal üretime dayanmamasıdır. Tarımsal üretimin yerini sınai ve ticari ilişkilere bıraktığı noktada tanımlanan kentin kültürü de bu üretimin şekillendirdiği çerçevede oluşur.' (Aykaç, 2021: 130). Yaşanan bu sosyo-ekonomik gelişmeler bugünkü Antalya'nın temelini oluşturmuş, pamuk tarlaları ve portakal bahçelerinin yerini yüksek katlı binalar almıştır. Çarpık kentleşme ve plansız büyüme, rant uğruna coğrafi güzelliklerin heba edilmesi, sağlık ve ulaşımda görülen aksaklıklar, üniversite sayısına paralel olarak artış gösteren öğrencilerin barınma problemi gibi konular Antalya'nın büyümeye devam eden sorunlarından başlıcalarıdır.

* * * Kentlilik bilincinin en önemli göstergeleri kişinin kendini kentli olarak görmesi, kişinin kendini o yere ait hissetmesi, o kentte yaşamaktan dolayı edindiğimiz kentsel tecrübelerle edindiğimiz tutumlar, değerler, davranışlar akla gelmektedir. Kentin heterojen yapısı nedeniyle kentte yaşayan bireylerin kentlilik bilinci düzeyleri birbirinden farklıdır. (Güçlü, 2002: 18). Yerel basın yöneticilerinin görüşlerinden hareketle Antalya'da kentlilik bilincinin olmadığı ya da çok zayıf olduğu, bu nedenle kentte yaşayanların kentin problemlerine karşı ilgisiz oldukları, kente dair aidiyet bağlarının çok zayıf olması nedeniyle kentin değerlerine sahip çıkılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

* * * Medya en etkili toplumsal hareketlilik aktörlerinden biridir. Dolayısıyla medya kanallarını elinde bulunduran toplumsal gruplar, toplumsal hareketliliği biçimlendirebilme ve ona yön verme gücünü de elinde bulundurmakta (Coşkun, 2020: 367), bu gücü kullanmanın şekline ve niyetine göre de etkileri olmaktadır. Antalya'daki kentlilerin yerel basına ilgisizliği, yerel basın yöneticilerinin haklı ve kırgın eleştirilerine neden olsa da seyrek bir okuyucu kitlesine sahip olmasına rağmen bu gücüyle beraber basının kentin en önemli yapıtaşlarından biri olduğunu düşündürmektedir. Tabii bu görüşmeleri ve araştırmayı yaptığım sırada hepimizi üzen deprem gerçeği ve sonuçlarını ülkece ve Antalya olarak henüz yaşamamıştık. Antalya'da hali hazırda var olan yoksulluk olgusu, deprem sonrası artan iç göçle beraber nüfus ve buna paralel olarak artan yoksulluk konusunu önümüzdeki hafta köşemde tartışmayı düşünüyorum. Kaynakça: Tekeli, İ., 2008, Bir Kentin Kimliği ve Marka Olması Konusunda Nasıl Düşünülebilir?, Kent – Müze – Tarih Söyleşileri Dizisi – 5, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Antalya Kent Müzesi Projesi, Antalya. Güçlü, S. (2002). Kentlileşme ve göç sürecinde Antalya'da kent kültürü ve kentlilik bilinci (Vol. 2865). TC Kültür Bakanlığı. Öztürk Aykaç, N. (2021). Kent Sosyolojisi Üzerine Senfonik Okumalar. Ünal Şentürk (Ed.), Kent, Kültür ve Kimlik (s. 125-151). Paradigma Akademi, Çanakkale. Erdoğan Coşkun, A. (2020). Kent Çalışmalarına Giriş: -Kır, Kent ve Göç Sosyolojisi-. Murat Şentürk, Yusuf Adıgüzel (Ed.), Toplumsal Hareketlilik (s. 351-393)