Alman işgali Yunanlıların aklını başına getirmişti, ama geç kalmışlardı. Şimdi arena da Komünistler vardı çoktan beri böylesine altın bir fırsat bekliyorlardı. Çok iyi örgütlenmişlerdi, emirler Moskova’dan geliyordu. Silahlar ise her yerden, en çok da İngilizler silah yolluyorlardı. Tüm kırsala öyle yol kesme falan gibi ucuz ve şike kokan operasyonlarla değil harbiden sahip olmuşlardı. Alman-İtalyan askerleri ve işbirlikçi ‘Güvenlik taburları’ (bunlar dünyanın en hain, riyakar adamlarından oluşuyordu, Kiliseye sadık, sözüm ona dindarlardı, Hıristiyanlık idealini her şeyin önünde ve üstünde görüyorlardı sırf bu yüzden ülkenin kuzeyin de ki Müslüman Arnavutlara yapmadıkları işkence kalmamıştı. Adinin adisi dinci puştlardı, anlayacağınız.)Takviyeli tanklarla veya zırhlı araçlarla şehirlerden çıkış yapabiliyor kırsal da ki kasaba ve köylerde ne varsa yağmalayıp geri dönüyorlardı. İyi korunan bu konvoylara saldırmak her babayiğidin işi değildi.,Komünist çetelerin de zaten böyle bir derdi yoktu. Onların asıl sıkıntı çektirmek istedikleri, zavallı ve cahil köylülerdi. Almanlara erzak kaptıran kimi bulursa bulsunlar derhal dar ağacına götürüyorlardı, tüm ailesiyle beraber adamı katl ediyorlardı, hatta şüphelenmeleri bile yetiyordu.
Tarihçiler bu kızıl terör yüzünden kaç on bin insanın öldüğünü bilemiyor… Kilisenin ve kara papazların her sözüne salakça inanan, Türkleri hala en büyük düşman olarak belleten aşırı milliyetçi siyasi görüşe yol veren köylüler, bazı Yunanlı sosyologlara göre de bu duruma ‘müstehaktı!’ Onları bu kadar cahil ve çaresiz kim bırakmıştı? işte o hesabı veren yoktu…
Komünistler işin kolayını bulmuşlardı, dağlara götürüp bin bir işkenceden sonra gırtlaklarını kesip, cesetlerini toplu mezarlara , veya kör kuyulara atıveriyorlardı. Almanlar işin kolayını bulmuştu, bu aptal Orta doğulu takılan milleti kendi haline bırakmışlardı beyaz terör= Güvenlik taburları, ve kızıl terör birbiriyle yarışıyordu. Erzak verdin diye komünistler, vermedin diye de sağcı milisler halkı insafsızca kılıçtan geçiriyorlardı. O günlerde aklı başında doktor veya avukat olmak büyük riskti, çünkü bu iki yobaz grup da önce onları yok ediyordu. Zor bela geçinen esnaf olmak komünistler için , öğretmen olmak ise sağcı milislerin baş hedef olmaya yetiyor da artıyordu bile. Hala vicdan sahibi olarak kalmayı nasılsa becermiş din adamları da keza iki grubun katli vaciptir listesindeydi. Sağcılar, ‘vay bize ihanet ettin’ diye kızıllar ise ‘dur lan şimdi bu bizden önce halkı uyandıracak ‘ diye papazları kilisenin kulesinden sallandırıveriyorlardı. Yunanistan öyle bir hale gelmişti ki tarafsız kalmak yok olmak demekti. Komünistler her zaman adetleri üzere bölünüp duruyorlardı, onlar hem birbirlerini hem de halkı öldürmeye devam ediyorlardı. Sağcı milisler ise Almanların kontrolündeydiler onlara bölünmek yasaktı… Onlar dikkatlerini hiç dağıtmadan halkı katl ediyorlardı, böylesi ruh sağlıklarına da iyi geliyordu. Onlardan olmayan herkes komünistti, mesele bu kadar basitti.
Derken 1945 senesi gelmiş ve Almanlar savaşı kaybetmişlerdi, kıtaları geri çekiliyordu. Yunanlılar kendi başlarına kalmıştı. Ve savaş yıllarını bile aratan daha karanlık bir döneme girmek üzereydiler…
Yarın; İç savaş nasıl bir şey ? Onu anlatacağız…
Esmerlere bedava….