Motor aksamı olmadan sadece kaportadan, koltuktan ve tekerleklerden oluşan bir bütünün araba olmasından nasıl bahsedilemez ise, ideal aile yapısına sahip olmayan birlikte yaşayan insanlar için de gerçek bir toplum olmasından bahsedilemez. Peki ideal aile yapısı ne demektir, ne ifade eder?İdeal aile denildiğine göre bir de ideal olmayan aile yapıları mevcuttur. Öyleyse, öncelikle kolay olandan yani ideal olmayan aile yapısından başlayalım. Çünkü yapmak zordur, yıkmak kolaydır. İdeal olmayan aile yapısının özünde de “yıkmak, zarar vermek” düşüncesi vardır.
Günümüzde bilinçsizce yapılan evliliklerle, yarınsız yaşanan bugünler neticesinde ortaya çıkan çarpık ilişkiler nedeniyle aile kavramı maalesef harakiri günlerini yaşamaya devam etmektedir. Yarınlardan hiçbir beklentisi olmadan, günü kurtarma düşüncesiyle ortaya çıkan birlikteliklerin bedelini, geleceğimizin teminatı dediğimiz bugünün çocukları ödemektedir.
Kendisini dünyaya getiren ebeveynlerinden, kendi evlerinde istediği ve ihtiyacı olan sıcak ilgiyi, sevgiyi bulamayan yavrular; birde bakıyorsunuz yıllar sonra bu çocukların başkalarının yavruları konumuna düşmeleridir. Ne kadar acı, ne kadar üzücü bir durum. Saçının teline zarar gelmesin diye kıvranılması gereken yerde, körpecik yavruların geleceği bu tarzdaki aile yapıları tarafından karartılmaktadır. Dağdaki teröristin, trafik magandalarının masum insanları öldürmesi ne ise böylesine bir aile ile gelecek nesilleri katleden ebeveynler de aynı kefededir.
Ülkemizde konut sektörü ile aile yapısı arasında ters orantı vardır. Her geçen gün çarpık yapılaşmanın göstergesi olan gecekondular ortadan kalkarak yerini modern evler, modern yaşam alanları almaktadır. Bunun tam aksine aile yapısında ise gecekondulaşmanın her geçen önlemez bir hızla artmaya devam ettiği görülmektedir. Fedakar eşlerin yerini tahammülsüz eşlerin aldığı ve bununla birlikte çok eşli aileler ile tam bir gecekondu görünümü sergileyen topluma dönüşmüş durumdayız. Acaba ilgili, yetkili, sorumlu kişiler inşaat sektöründeki gecekondular için gerekli tedbirleri alırken ve buna yönelik çözümleri üretirken aile yapısındaki bu gecekondulaşma için hiç mi düşünmezler? Yoksa evin içindekinden ziyade evin kendisi daha mı önemli?
Saygı ve sevginin kavram olarak bile yaşamadığı, eşler arası aldatmaların yaşandığı, sözlü hakaretlerin yerini filli hareketlerin (darp vb.) aldığı, nerde akşam orda sabah diyen insan görünümlü canlıların birlikteliğine aile demek olanaksız hale gelmiştir. Tüm bunların yanında toplumun rehberi konumundaki aktörler olan haber, dizi, sinema ve tiyatro gibi araçlarla bilinçli bir şekilde bu tür virüsler topluma enjekte edilmeye çalışılmaktadır. Bu yüzden toplum yapısını çökerten virüsler için yetkililer tarafından antivirüs çalışmalarının yapılması; aile fertlerinin ise basın araçlarını daha bilinçli şekilde takip etmesi gerekmektedir.
Günümüzde sadece basın araçlarından değil bizzat yaşadığımız çevrelerden gözlemlediğimiz kadarıyla çarpık aile yapısı sınır tanımıyor. Kırsal kesim, şehirli kesim; eğitim düzeyi düşük veya yüksek; evli bekar hiç fark etmiyor. Bu virüs toplumun hemen hemen her kesimine çoktan nüfuz etmiş bile. Eğitim düzeyi yüksek olan ile eğitim düzeyi düşük olan kişiler eşlerini (ölüme ramak kalıncaya kadar hatta bazen ölümle sonuçlanan) aşırı şiddete maruz bırakıyor ise çarpık aile yapısının temel kaynağı sadece eğitimdir diyemeyiz. Evlisi de bekarı da komşusunun eşine, çocuğuna yan gözle baktığı bir süreçte çarpık aile yapısının temeli kişilerin sadece medeni durumudur diyemeyiz. O halde bu virüsün kaynağı olarak toplumda açık bir adresinin olmadığı aşikardır. Kör kurşun misali ne zaman, kimi, nasıl, nerede vuracağı hiç belli değildir.
Gecekondulaşmış aile yapılarından arındırılmış, ideal aile yapılarına kavuşmuş bir toplum olabilmek için her bir birey kendini sorumlu hissetmeli ve gereğini yapmalıdır. Çünkü bir toplumda aile demek, vücuttaki hücre demektir. Hücrelerde kanser varsa ve zamanında tedavi edilemezse eğer zamanla tüm vücudu saran kanser, canlının yaşamını tehlikeye sokmaktadır. Sonraki hafta “İdeal Aile Yapısı”nda buluşmak ümidiyle…