Yorgun ülkemizin deprem gerçeğini yer bilimcileri 'Türkiye'nin herhangi bir coğrafyasında her an deprem olabilir' diye üzerine basa basa söylüyor. Ve halen bilimin ortaya koyduğu gerçekleri anlatıyorlar. Peki, bilim insanlarının sesini duyan olmuyor mu? Da, yüzyılın depremi dediğimiz 7.7'lik cehennemi yaşadık. Hani 1999 depremi 'Milat' kabul edilmişti? Ne oldu unutuldu mu? Neden Milat'ı unuttuk da. Milattan sonrasını (!) yaşadık?

*** Bilim insanları, yer bilimcileri televizyon ekranlarına çıkıyor, karşılarında Türkiye haritası, riskli bölgeler ile fay hatlarının etki alanlarını anlatıyor. Nefesleri kuruyuncaya kadar. Doğu Anadolu, Batı Anadolu ve Kuzey Anadolu Fay Hattının ne olduğunu, hangi coğrafyada ne kadar sismik hareket meydana getireceğini inceden inceye vatandaşın anlayacağı biçimde anlatıyor. De anlatıyor. Yaşanan son felaketten sonra mı? Hayır. Yıllarca, kafamıza vura vura anlattılar anlayalım diye. Anlamamışız, dinlememişiz ki, bugün yaşadığımız deprem felaketinde yine binlerce canımız yitip gitti. Depreme dirençli olmayan, makyajlı binaların enkazları altına gömdük canlarımızı, ulusça kahrolduk. O halde sormak hakkımız 1999 Milat'ı neden unutuldu?

*** Ne diyordu bilim insanları; 'Türkiye'nin herhangi bir yerinde her an deprem olabilir'. Yani merkezi hükümetler uyarılıyordu. Depremin siyaset üstü olduğunu, depreme dayanıklı yerleşim alanlarının oluşturulmasını, kentsel dönüşümün hızlandırılmasını, riskli binaların güçlendirilmesini tekrarlayıp duruyorlardı. Yerel yönetimler uyarılıyor 'tedbir şart' deniyordu. Kim ne yaptı Allah aşkına.

*** Deprem bölgelerine uyumlu yerleşim yerleri seçildi mi, yaşam alanları inşa edildi mi? İnşaat ya da denetime falan girmeyelim. Türkiye'nin deprem gerçeği karşısında toplum olarak deprem kabusu ile yaşıyoruz. Madem ki Türkiye bir deprem ülkesi, peki o halde bizi yönetenlerden deprem dirençli yerleşim alanları talep edelim, İmar Affı değil. Deprem bölgelerine uyumlu yaşam inşa etmelerini talep edelim. Yeri gelmişken de soralım. Belediyeler bu anlamda ne gibi projeler üretti veya üretiyor. Kentsel Dönüşümün geldiği nokta?

*** Ülkemiz nasıl bir tehdidin altında biliyor ve anlıyoruz. Ama deprem bilincini nasıl kazanırız pek kavrayamıyoruz sanki. Korkularımız ve hatalarımız ile yüzleşmiyor kaçıyoruz. Kadere mi sığınıyoruz acaba?