Bu cümle emeklilere ait... Hayattan ertelendiklerinden yakınıyor, sosyalleşmenin özlemini yaşıyorlar. Düşler farklı, yaşamları ise çok daha farklı!.. Yıllar önce köşenin adına “Hayata Gülümse” demiştik. Demek ki o yıllarda gülümseyebiliyormuşuz. Şimdi öyle mi ya? Gülümseyecek hâl mi kaldı millette? İşsizlik, akşamdan sabaha gelen zamlar, yaşanan ekonomik kriz derken yaşam, çoktan yaşanmaz hâle geldi. Özellikle emekli yaşamıyor, debeleniyor. Aslına bakacak olursanız bunlar beylik laflar değil; dibe vuran, isyan ettiren, gülümsemeyi unutturan yaşamın özeti galiba... İşte buyurun, emekliler “acil zam” talebinde bulunuyor. Tabii maaşlar yüksek enflasyon karşısında eriyip aylıklar açlık sınırının altında kalınca, emekliler de seslerini yükseltiyor: “Ocak ayını bekleyecek hâlimiz kalmadı, seyyanen zam verilsin.” Onlar, açlık sınırının altında kalan rakamlarla yaşam mücadelesi veriyor ve “Acil zam istiyoruz” diye meydanlarda seslerini duyurmaya çalışıyor. Duyan olur diye... Yaşayabilmek, nefes alabilmek için çekilen krediler ise emeklinin ekonomisini iyice zorluyor. Altından kalkabilirsen kalk..

***

Toplum olarak bir kısır döngünün içine girilmiş. Nereden tutarsanız tutun, elde kalan tatsız tuzsuz bir yaşam... Yetmeyen gelir, bitmeyen borç sarmalı... O zaman söyleyelim; Zamlı sonbahar kapıdaymış. Ekonomistlerin yaptığı araştırmalara göre sonbaharda doğalgaza, elektriğe ve akaryakıta yeni zamlar gelecekmiş. Buyursun gelsin; hiç de yabancı değiliz. Yaşam tarzımız oldu borçla yaşamak, borcu borçla kapatmak... Alın size kredi kartı belası... Herkesin yakasına öyle bir yapışmış ki kurtulayım derken, millet daha fazla borç batağına saplanır olmuş. Yapılan araştırmalarda ihtiyaç kredisi ve kredi kartı borçlusu sayısında çok ciddi bir artış var. Tabii ödeme zorluğu çekip icralık olanların sayısında da... Hâl böyle olunca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı asgari ödeme tutarı ve tüketici kredisi vadelerine ilişkin bir düzenleme getirerek vadeleri uzattı. Sunulan reçete milyonlarca tüketiciyi doğrudan ilgilendiriyor ama...

***

Peki, bu yapılandırma iyi mi oldu, kötü mü oldu? İşte o tartışılır. Kredi vadeleri bilmem kaç aya çekildi de ödeyebilene... Vade uzuyor, aylık ödeme küçülüyor amma velakin toplamda ödeyeceğin tutara da faiz uygulanıyor. On aldığın, oldu mu sana onbeş, yirmi; misal... Borç sarmalı kısır döngüye girer mi? Girer. Kazanılan para bankaya gider, delik büyür, yama tutmaz. Borçla borç kapanır mı? Sonuçta sıfıra sıfır, elde var sıfır olur. Bankalar kazanma, kredi kartı verme derdinde... Vatandaş ise ödeme derdinde. Duruma bakılırsa vatandaş borç kıskacında, borçlar da faiz kıskacında. Bahtsız bedevi misali... Yaşam fantezilerinin devri çoktan kapandı, bitti. Geriye kalan ise sosyal izolasyon... Şimdilerde “Nereden, nasıl tasarruf edebilirim” dönemi yaşanıyor. Galiba geçmişe özlem duyarak geleceği düşlüyoruz... İyi haftalarınız olsun...