Üstlendiğimiz her görevin, planladığımız ve hayata geçirdiğimiz her projenin, istişareye bu kadar açık olmamızın ve daima 'biz' dememizin sebebi, çıkış noktası ve dayanağı, işte bu vizyondur; 'Antalya bizim için şehirden öte bir ülkedir.'
Antalya bir ülkedir, çünkü...
Türkiye'nin örtü altı tarım alanlarının yüzde 42'sinin Antalya'da olduğunu düşünürsek, Antalya tarım üretimi ve gıda arzı bakımından, bırakın kendi kendine yetmeyi hem Türkiye'ye hem de diğer ülkelere kaynak sağlayacak kadar büyüktür.
500 bin yatak kapasitesi ile Türkiye'deki toplam yatak kapasitesinin yüzde 42'sine sahip Antalya, pandemi yaşanmasaydı, bu sene 18 milyon turiste ev sahipliği yapmaya hazırdı. Geçen yıl Türkiye'ye gelen toplam 48 milyon turistin üçte biri, yani her üç turistten biri aslında Antalya için Türkiye'ye geldi.
Dünyanın en önemli tarım ve turizm merkezlerinden biri olan Antalya'da, bu iki sektörü destekleyecek sanayi yatırımlarının bulunması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üretim kapasitesi ve planlaması ile bu iki lokomotif sektöre tork sağlayan Antalya Organize Sanayi Bölgesi, ürettiği katma değer ile şehrin kendi kendine yetebilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir.
Üreten ve ürettiğini dünya ile paylaşan, bununla da yetinmeyip dünyanın hemen her ülkesinden insanı misafir eden, ağırlayan Antalya, tüm bu üstün özellikleri ile gerçekten de şehirden öte bir ülkedir ve pandemi döneminde bunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Pandemi nedeniyle tüm dünyada turizm faaliyetleri durma noktasına gelmiştir ve haliyle bu durum hem ülke hem de kent ekonomisinde derin yaralar açılmasına neden olmuştur. Ancak Antalya'nın kolundaki tek altın bilezik, bu değildir. Tarım sektörü, turizmin boşluğunu doldurmak için var gücüyle çalışmış, sanayisi de tüm gücüyle bu çalışmaya omuz vermiştir. Turizm sektörü, Ağustos ayı itibariyle, son dönemin moda tabiriyle 'mekanın sahibi geldi' edasıyla hızlı bir geri dönüş yapmış, bugün itibariyle yaklaşık 2 milyon yabancı turistin güvenli bir şekilde tatil yapmasını sağlamıştır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır.
Özetle; dünyanın durduğu bu olağanüstü dönemde, Antalya durmamış, çalışmaya ve üretmeye devam etmiştir. Evet, ayağı takılmış, tökezlemiştir fakat asla düşmemiştir.
Elbette ki hasarsız değildir Antalya'mız. Her ne kadar sarıyor gibi görünsek de henüz kapanmamış, açık yaralarımız mevcuttur. Antalya'nın yaraları, tıpkı olağanüstü durumlarda ülkesine ve milletine hizmet etmeye devam etmek için özel pozisyonlar alan Antalya gibi, Antalya'ya özel olmalıdır. Bir ülke gibi çalışıp üreten Antalya'ya, 'Antalya'ya özel politikalar' uygulanmalıdır.
Eğer Antalya dünyaya açılan kapı ise her yönüyle özel olmalıdır. Antalya'ya has çözümler ve stratejiler belirlenmelidir. Destek, hibe ve teşvikler Antalya özelinde çıkarılmalıdır. Yasak, ceza ve kurallar Antalya özelinde yeniden ele alınmalıdır. Antalya, 18 milyon dünyalıya ev sahipliği yapacaksa, Antalya gibi özel bir yönetim stratejisine sahip olmalıdır.
Antalya, göğsümüzü kabartan, milli bir değer olacaksa evrensel olması ön planda tutulmalıdır.
Bu iradenin ortaya konması için, ilgili kurum ve kuruluşların bu farkındalık ile bir an önce harekete geçmesi, gerekli lobi çalışmalarının kararlılıkla yürütmesi en önemli paydamız olmalıdır.
Antalya'nın geleceğine, bu paydaşlık ve bu duruş yön verecektir.
Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar