2026 yılı, Antalya için sadece turizm rekorlarıyla değil, aynı zamanda bölgeyi derinden sarsan şiddetli meteorolojik olaylar ve artan sel felaketleriyle hafızalara kazınıyor. Özellikle Kumluca, Manavgat ve Serik gibi tarım merkezlerinde yaşanan ani su baskınları, şehrin altyapı kapasitesini zorlarken iklim değişikliği gerçeğini Antalya’nın yerel gündeminin en tepesine yerleştirdi. Yaz aylarına girdiğimiz bu günlerde yeni yağış sezonu öncesinde artan bu risk, kamu yatırımlarının 'afet sonrası müdahale' yerine 'riskleri önceden bertaraf eden proaktif bir anlayışa' geçmesini zorunlu kılıyor.

TROPİKAL İKLİME GEÇİŞ SÜRECİ
Antalya’nın yerleşik düzenini ve tarım takvimini altüst eden iklim değişikliği, şehri adeta yeni bir ekolojik evreye soktu. Bölgedeki tarımsal üretim ve yerleşim alanları üzerindeki yıkıcı etkileri değerlendiren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, Meclis konuşmasında şehrin içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetledi: Başkan, konuşmasında bölgedeki değişimi şu sözlerle özetledi: "Antalya'mız, yalnızca ülkemizin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olmasının yanında, örtü altı üretiminde ve yaş sebze ihracatında Türkiye ekonomisine büyük katkılar sunmaktadır. Ancak son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri şehrimizde her geçen gün daha ağır hissedilmektedir. Akdeniz havzasında yaşanan iklim değişiklikleriyle birlikte Antalya'mız adeta tropikal iklime geçiş sürecini yaşamaktadır. Geçmişte istisnai olarak karşılaşılan hortumlar bugün daha sık meydana gelmekte, ani ve şiddetli yağışlar ise özellikle denize kıyısı bulunan ilçelerimizde sele ve taşkınlara neden olarak afete varan sonuçlar doğurmaktadır."

'İSTİLA SADECE SULARLA DEĞİL, TÜRLERLE DE GELİYOR'
Antalya'nın karşı karşıya kaldığı ekolojik değişim sadece sel ve fırtına ile sınırlı değil. Bölgedeki deniz ekosisteminin de değiştiğine dikkat çeken Abdurrahman Başkan, "İstilacı aslan balığı ve balon balığının Antalya'mızda görülmesi de bunun kanıtıdır" ifadelerini kullanarak iklim krizinin geniş bir yelpazede tehdit oluşturduğunun altını çizdi.

'ÖDENEK BEKLEYEN PROJELER HAYATA GEÇİRİLMELİ'
Tarımsal üretimin yoğun olduğu Kemer, Aksu, Serik, Manavgat, Kumluca, Demre, Finike ve Alanya gibi ilçelerin taşkın riski altında olduğunu belirten Başkan, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından ihalesi yapılan ancak ödenek bekleyen projelerin aciliyetine dikkat çekti. Abdurrahman Başkan, Bakanlığa yönelik beklentilerine dair, "Devlet Su İşleri tarafından yürütülen projelere ilişkin ödeneklerin ivedilikle serbest bırakılarak çalışmaların hızlandırılması Bakanlığımızdan beklentimizdir. Bunun yanında, dere ıslah çalışmalarının hızlandırılması ve taşkın riski taşıyan bölgelerde gerekli altyapı yatırımlarının vakit kaybetmeden tamamlanması artık bir tercih değil bir zorunluluktur" dedi.

'GÜÇLÜ DEVLET, RİSKİ ÖNCEDEN GÖRENDİR'
Afet sonrası yardımların önemine değinerek Tarım ve Orman Bakanlığı'na TARSİM ödemeleri konusundaki hassasiyetleri için teşekkür eden Başkan, "Güçlü devlet anlayışı, yalnızca sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, riskleri önceden gören, planlayan ve gerekli tedbirleri zamanında alan devlet anlayışıdır" diyerek çevre yatırımlarının aslında geleceğe yapılan bir yatırım olduğunu belirtti.

'COP31 ÖNCESİ ALT YAPI YATIRIMLARI TAMAMLANMALI'
2026 yılının ilk ayları itibarıyla Antalya'da özellikle Kumluca, Kaş ve Serik bölgelerinde yoğun yağışlar sonrası ciddi sel felaketleri yaşanmış, çok sayıda sera ve yerleşim alanı zarar görmüştü. Uzmanlar, bölgedeki toprak yapısının değişen yağış rejimi nedeniyle suyu emme kapasitesinin azaldığını ve bu durumun taşkın riskini her geçen yıl artırdığını belirtiyor. Antalya'nın Kasım 2026'da gerçekleşecek COP31 (İklim Zirvesi) öncesinde bu tür altyapı yatırımlarını tamamlaması, şehrin iklim direnci açısından önem taşıyor.






