Adamlar Aspendos'a öyle bir yapıştılar ki sülük gibi salıvermediler.

Taş üstünde taş kalmayıncaya kadar üstünde tepindiler.Yaladılar, yuttular binlerce yıllık tarihi.

Yetmedi, iki adım ötesine sahtesinden sözüm ona bir tiyatro yaptılar, bu sefer havasından, suyundan, toprağından, coğrafyasından, geleninden, gideninden yararlandılar yıllarca.

Yüzlerce tutanak tutuldu çıkarttıkları gürültü tarihi titretiyor yıkıyordu.

Davulların her vuruşunda biraz daha ,biraz daha can verdi.

Her defasında bir yolunu buldular,

Her seferinde birileri arka çıktı.

Koca bir dosya klasör yaptım Aspendos'a verdikleri zararı göstermek için. Dosyayı sunmaya gittiğimde onlar zamanın Kültür bakanının odasında teke zortlatması oynuyorlardı.

O bakanın Demre'de denize karşı oturup Antalya'ya ne kadar baktığı da hep tartışıldı zaten.

Aspendos'u rastorasyona alıp kurtulmak istediler, olmadı.

Sit alanını çevirdiler bir sahne yapıp adına Arena dediler yine toprakların nimetinden yararlandılar yıllarca.

Gel şehrin içinde oyna

Gel şehrin içine bir kültür merkezi yap orada çık sahneye.

Olmaz.

Burnumuzun dibinde öylesine bir miras var ki

Öyle bir cazibe, öyle bir tarih var ki...Bırakmadılar, bırakmazlar ...

Şimdi Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu sit alanını üzerine yaptıkları ucube tiyatro binasının yıkılmasına karar vermiş direniyorlar.Bakan efendiye kurulu şikayet ediyorlar.

Ne işi var tarlanın ortasında tiyatronun.

Mesele Aspendos.

Bakın görün, Arenayı yıkarlar, yine Aspendos'a talip olurlar.

Ben söylüyorum, ben de sizi o davulunuzla tokmağınızla Aspendos'a yeniden sokturmam.

Ne o ya!

Antalya'nın malı deniz mi...

Birisi şehrin kuzeyine talip , öteki doğusuna....!