Türkiye yine seçim heyecanının içinde buluverdi kendisini. Partiler koalisyon hükümeti kuramayınca veya kurmaya yanaşmayınca, seçmen yeniden sandığa davet edildi. 1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak olan erken seçimin hangi partiden yana olumlu geçeceği konusunda da hemen kamuoyu araştırmaları hakkında basında haberler çıkmaya başlandı. Ancak hangisinin gerçeği söylediğini yine kestirmek güç olacak. Birbirlerini yanlış sonuç yayınlamakla da suçlamalar yeniden kamuoyuna damgasını vuracaktır elbette. Çünkü geçmişten gelen bir tecrübemiz var. Kamuoyu araştırma şirketleri, kendilerine güvenilmediğini kabullenmelidir. Bunun suçlusu yine kendileridir. Çünkü tarafsız olamıyorlar. Patronları partiler olunca, parayı verenin düdüğünü çalan taraflı araştırma şirketleri ülkemizde cirit atıyor. Eşyanın doğasından geldiği için her biri kendisinin en doğru en tarafsız istatistikleri yayınladığını tekrar edip duracaktır. Zaten bunu söylemeleri bile inandırıcılıklarını yitirmelerine yol açmaktadır. Gerçeği 1 Kasım gecesi göreceğiz.
Şimdi önümüzde hem terör kaosu var, hem de seçim kaosu buna eklenecek. Tarafsız (!) konuşmacılar tarafsız(!) medyada her gece kafamızı şişirecek, sanki onları dinlemekten başka işimiz yokmuş gibi gece yarılarına kadar mangalda kül bırakmayan ağır, derin ve sert sözlerle milletimizin kafasını çelecekler.
Seçimin ardından Cumhurbaşkanı ile buluşan Deniz Baykal, o zamandan beri devam eden suskunluğunu bozarak görüşlerini açıkladı. Artık koalisyon hükümetinin neden kurulmadığı sorusu önemini tamamen yitirdi. Bundan böyle erken seçime odaklanması gereken partilerin içinde beni en çok CHP’nin bu süreci nasıl değerlendireceği ilgilendiriyor.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçime Deniz Baykal’ı da yanına alarak hazırlanmalıdır. Böylesine deneyimli bir siyasetçinin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmaması hata olur. Fakat Kılıçdaroğlu’nun bunu algılayıp algılayamadığından emin değilim. Aslında artık Kılıçdaroğlu’da deneyimli sayılır. İki yerel seçim ve önümüzdeki seçimle birlikte iki de genel seçim atlatmış olacak. Geçmişteki hatalarından ders çıkarması gerekir. Deniz Baykal’dan bu sefer vazgeçmemesi, kendisini yanlış yönlendiren danışmanlarına fazla kulak kabartmamasını öneririm. Çünkü danışmanları şimdiye kadar CHP’nin her seçimden mağlup çıkmasının “mimarları” oldular. Fırsatları değerlendiremediler. Politikayı okuyamadılar.
Bu açıdan baktığım zaman sayın Deniz Baykal’dan daha iyi bir danışman göremiyorum. Kılıçdaroğlu’nun artık siyasetin gerçekleriyle yüzleşmesi gerekir. Baykal’ı saf dışı bırakmaya çalışanların önüne geçmeli, Baykal’ın tecrübesinden istifade etmelidir. Çünkü sadece bu yoldan kendisini de partisini de, korumuş ve kollamış olacaktır.
Sayın Baykal’ın da buna bir itirazı olmayacağını düşünüyorum. Yıllarca genel başkanlığını yaptığı partisinin bugünkü genel başkanından yardımlarını esirgemeyecektir. Sayın Kılıçdaroğlu siyasetimizin duayenlerinden sayılan Baykal’ın desteğini arkasına almamak gibi bir lükse de sahip değildir. Bu erken seçim, kendisinin siyasi geleceği açısından da bir kader niteliği taşımaktadır. Bu kez ya kalacak ya da gidecektir. Kararını hangi yönde vereceğini hep birlikte göreceğiz. Kısacası, dün de bu günde geçtiğimiz şu siyasi buhran dolu günlerde, siyasi tecrübesi milletimizce takdir edilen, sayın Deniz Baykal’a ülkemizin ve CHP’nin çok ihtiyacı vardır…