Turizmin gelişmesi için her kes elinden geleni yapıyor.
Bakanlık, birlikler, kuruluşlar, özel sektör ayrı ayrı turizmin gelişmesi için çeşitli aktiviteler organize ediyorlar.
Tur operatörleri ülkemizi satan acenteleri Türkiye’ye getirerek, turistleri gönderdikleri destinasyonlarda yerinde tanıtıyor. Bazen de o ülkenin gazetecilerini Antalya’ya getirerek Antalya hakkında olumlu yazılar yazılmasını sağlıyorlar.
TÜROFED, AKTOB, TUROB gibi turizm birlikleri ise gerek ülkemizde gerekse turistlerin yoğun olarak geldikleri ülkelerde toplantılar düzenleyerek ülkemizin güvenli olduğunu, turistlerin rahatlıkla gelebileceklerini anlatmaya çalışıyorlar.
Kültür ve Turizm Bakanlığı zaman zaman yabancı gazetecileri ülkemize davet ediyor. Onlarla toplantılar düzenleyip merak ettikleri soruları cevaplıyorlar.
BAKA gibi kalkınma ajansları da alternatif pazarları oluşturabilecek ülkelerde çeşitli aktiviteler düzenliyorlar.
Turizmin kötü geçtiği 2016 yılının ardından alternatif pazarlara daha fazla ilgi gösterilmeye başlandı.
Körfez ülkelerinden çok sayıda acenteci Antalya’da ağırlanacak ve bu acentecilerin turizmcilerle birebir görüşmeleri sağlanacak.
Yani her kes elinden geldiğince Antalya ve Türk turizmi için bir şeyler yapmaya çalışıyor.
Bu tip aktivitelerin büyük çoğunluğu Antalya’da yapılıyor.
Çünkü her kes biliyor ki Antalya dolmadan ne Ege ne de diğer destinasyonlar dolar.
Peki yapılanlar ne kadar doğru? Gerçekten bu tanıtım yöntemi amacına ulaşabiliyor mu?
Ülkemizin adeta her bir tarafında sorun var.
Sınırlarımızda savaş, ülkemizin içinde terör olayları turizm hareketlerinin baş düşmanı konumunda.
Bir de son yıllarda özellikle Avrupa ülkelerinde oluşan olumsuz imajımız turizmin canlanmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak gözüküyor.
Türkiye’nin turistik ürün olarak bir sorunu yok. Çok kaliteli tesislerimiz, üstün hizmet kalitemiz, tarihimiz, kültürümüz ve misafirperverliğimiz ile rakip ülkelerden açık ara daha iyiyiz.
Ancak sınırımızdaki savaşlar, terör olayları ve özellikle de kötü imajımız daha fazla turistin gelmesine engel.
Türkiye’ye getirilen yabancı gazeteciler Türkiye’ye karşı adeta şartlanmış gibi geliyorlar. Bildiklerini yazmaktan da geri kalmıyorlar.
Ama bıkmadan, usanmadan kendimizi anlatmamız lazım.
Özellikle de bizim önemli pazarlarımızda medya ile sıkı ilişkiler kurmamız gerekiyor. Onlara özellikle Antalya’da sorun yaşanmadığını, turistlerin sorunsuzca tatil yaptıklarını göstermemiz gerekiyor.
Klasik billboard reklamları artık amaca hizmet etmiyor. Birebir, yüz yüze tanıtım daha etkin oluyor.
Ancak her türlü tanıtım önemli. Yeter ki bu tanıtımlar kesintiye uğramasın.
Turist getiren tur operatörleri ve acenteler ise teşvik edilmeli. Teşvik alan tur operatörü ve acente daha fazla turist göndermek için gerekli olan tanıtım çalışmalarını da kendi yapıyor.
Yabancıların bizi destekleyen tanıtımları her zaman etkili olur.
Daha fazla turist için her alanda bıkmadan, usanmadan tanıtım yapılmalı…