Geçen hafta yazdığım trafik basın kartlarının aşağılanması , yok sayılması karşısında sarı basın kartlarının onurunun kurtarılması için dikkatleri çekmeğe çalıştığım yazı için kızılca kıyamet kopmuş.
Başbakanlıkta kriz masası kurulmuş. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu , Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, BYEG Müdürü Mehmet Akarca makamda bir araya gelip basın trafik kartlarının kullanılması ve özellikle trafik memurları tarafından bu kartların var sayılması noktasında konuşmuşlar.
Hatta toplantı sırasında bana sayın Bakan Çavuşoğlu telefonla bağlandı. Bundan sonra trafik asayişini sağlayan arkadaşların sarı basın kartlarından dolayı bizlere verilen basın trafik kartları konusunda daha hassas olacaklarını söyledi. 'Sonuçta bu kartlar sizlerin hakkı olduğu kadar üzerinde Başbakanlık yazdığı için hepimizin onurudur. Altında genel müdürümüzün imzası üzerinde başbakanlığın logosu vardır, teşekkür ederim ilgi ve alakanıza' dedi.
Bakanı yakalamış kolay bırakmam...
Bakan Hakan Çavuşoğlu'nu telefonda yakalamışım kolay bırakır mıyım. Bizim sorunumuz sadece trafik basın kartları değil ki!.. Basın İlan Kurumu da sayın Çavuşoğlu'na bağlandı. 'Sayın bakan' diye başladım söze; 'Bizim yerel gazetelerin ekonomik özgürlüğünün ana kaynağı olan ve Basın İlan Kurumu mevzuatı çerçevesinde aldığımız resmi ilanların fiyat tarifesi hala değiştirilip arttırılmadı. Oysa 15 Temmuz ihanetinin ekonomiye olumsuz etkileri bize de yansıdı. Bir taraftan kamu kurumları ihalelere daha az çıkarken öte yandan işletmelerin reklam harcamalarında kısıtlamaya gitmesi biz yerel gazeteleri sıkıntıya soktu. Buna karşılık maliyet girdilerinde ciddi artışlar söz konusu. Ve bizler herhalde biz altı yıldır gazetelerin satış ve abone fiyatlarını hiç arttırmadık.'
Meslek onurumuzu yeniden kazanmalıyız...
Valla bakan bana bağlandığına pişman mı bilmiyorum ama ne var ne yok döktürdüm ben... 'Sayın bakan, biz gazetecilerin meslek onurlarını yeniden kazanmaları için çeşitli düzenlemeler yapılması şart. Bu mesleği kimlerin yapabileceği ve mesleki standartları içerken bir dizi çalışma yapılması artık kaçınılmaz. Basın mesleğinde çalışanlarla çalıştırılanlar arasındaki ilişkilerin tanzimi hakkındaki kanun yeniden ele alınarak düzenlenmeli. Darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen, basın özgürlüğünün kısıtlayıcı maddeleri ile hala karşı karşıyayız.
Halkın haber alma özgürlüğü için basın ve ifade özgürlüğü şarttır.
Biz ülkemizde herkesin, herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan kendini meşru bir şekilde ifade etme, edebilme hakkının tanınması ifade ve basın özgürlüğünün bir sorun olmaktan çıkması için çaba sarfediyoruz.
Gazeteciliği siyasi çıkarları için kullanan, gazeteci olmadıkları halde ülkemizin bölünmesi için ihanet çeteleri , terör odakları ile kol kola çalışanların içimizden temizlenmesi için sizlerle her zaman işbirliğine hazırız' dedim.
Bakan bey çok mutlu oldu. En kısa zamanda kahveye beklediğini söyledi....
......
Beni Bakan bey aramadı...
Aslında böyle olabilirdi, ama olmadı. Yani ne benim yazımla ilgili ne Başkent'te kriz masası kuruldu ne de sayın bakan beni aradı.
İnanıyordum ki bu konu bakan bey ya da genel müdüre kadar intikal ettirilse ararlardı.
Ama bizde sorunlar yetkili makamlardan ne yazık ki saklanır!..
....
Kimler aradı kimler aramadı?
Birçok gazeteci arkadaşımız aradı. Ama sosyal medyada paylaştığım yazının altına yorum yapmadı, yapamadı...
Aramayan arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu basın trafik kartının işleyişinden mutlu olabilirler.
Enteresan bir şey oldu, BYEGM Konya İl Müdürü Abdurrahman Fidancı aradı ve Ankara'da yapılacak ilk toplantıya konuyu taşıyacağını söyledi. Kendisini tanımam!..
Ama beni Basın Yayın Enformasyon Antalya il Müdiresi hanım aramadı.
Oysa konu tamamen kendileri ile ilgili!..Hepimiz bu sektörün içerisindeyiz
Arkadaşlar hepimiz aynı gemideyiz. Şahsi kıskançlıklar, megalomanlıklarla bu sektörün devamlılığını sağlayamayız.
Bizim varlığımızdan oluşturulan koltuklarda oturanlar esas görevlerini yapacaklar. Her toplantıda protokolün sağına soluna dizilenler fotoğraf karelerinin dışına çıkacaklar. Memur memurluğunu, gazeteci gazeteciğini yapacak...
Dördüncü kuvvetin dışında hiç kimse kendinde başka bir güç görmeyecek...
Yani demem odur ki, yapacak çok işimiz var, gezmeden, görmeden, şarkı , türkü söylemeden önce. Ortalık o kadar güllük gülistanlık değil. Yerel basın zor günler geçiriyor...