Japonya iki bakanın istifasıyla sarsıldı. Yeni kurulan muhafazakar hükümetin iki bayan bakanı, kendi partilerinin iki büyük skandala karışması yüzünden görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Japonya’da iki bakanın aynı anda istifa etmesine yol açan ilk büyük skandal seçim kampanyaları sırasında seçmene “indirimli tiyatro bileti” vermek ve ikinci büyük skandal bedava kağıt yelpaze dağıtmaktı.Japonların bütün dünyada takdir edilmesinin nedenleri sadece bu iki istifayla açıklanamaz, ama ahlak, adalet, insaniyet gibi kavramların dillerden düşmediği ve skandal üstüne skandal yaşadığımız şu günlerde, bu iki Japon bakanın istifasından muhakkak ders alınması gereklidir. İnsanlar sözleriyle değil, icraatlarıyla anılırlar. Bizim ülkemizde ise sözler icraatlartden daha değerli gibime geliyor. Herkesin dilinde demokrasi, adalet, ahlak; ama baktığınızda hiçbirinin olmadığı görülüyor.
Aramızda fark yok diyemeyiz. Japonlarla Türkler arasında sadece görünüş itibariye değil, aynı zamanda düşünce ve davranış itibariyle de büyük fark var. Onlar da biz de skandal diyoruz, ama aynı kavramdan anladıklarımız birbiriyle uyuşmuyor. İndirimli tiyatro bileti ve kağıttan yelpaze, bizim için muhakkak skandal değiller, ama Japonlar duruma farklı bakıyor. İşte fark da buradan kaynaklanıyor.
Geçenlerde eski bir bakan mecliste “Ne bakıyorsun?” diyerek muhalefet milletvekillerinin üzerine yürüdü. Artık birbirimize bakmak bile suç oldu. “Sana değil, saatine bakıyorum” deyince cıngar çıktı. Bir insanın saatine bakılmaz diye bir yasa mı var? Neden saatine bakmasın? Neden sana bakmasın? Sana ve saatine bakılınca neden bundan huylanıyorsun? Olacak şey değil!
Bizde “ileri demokrasi” var, Japonlar hala “demokrasi” ile idare ediyor. Geri kaldı zavallılar. Ancak son günlerde ileri demokrasimizin motoruna kum dökmeye başlayanlar oldu. Tam bütün dünyaya demokrasiyi öğretecekken, demokrasi karşıtları bizim bu güzel girişimimize engel olmak için ellerinden geleni yapmaya başladı.
Pensilvenya’daki dost adam şimdi Türkiye’nin baş düşmanı ilan edildi. Paralel devlet ha! İn min derken, geldik Kobani dehlizine. Hani Türkiye’den Iraklı Kürtlere geçiş izni yoktu? Hani kesin kararlıydık? Yapamayacağınız şeyleri söylemeyin. Bakın tükürdüğünüzü yalamaktan diliniz ne hale geldi! Yazık değil mi, o dillere? Boş sözlerle halkı kandırmayın, Türkiye’yi oyalamayın. Battık bir çukura debeleniyoruz. Debelendikçe de batıyoruz.
İndirimli tiyatro biletini ve kağıt yelpazeyi anımsayınız. Biraz insaniyet, biraz ahlak, biraz demokrasi olmaz. İleri insaniyet, ileri ahlak olamayacağı gibi ileri demokrasi de olamaz. Fakat demokrasinin gerisi vardır. Demokrasinin kendisini savunma mekanizmaları geride yer alır ve bir kere devreye girdiler mi, artık o çarkı durduramazsınız. Bence Türkiye’de demokrasinin gerisine ihtiyacımız var.