Antalya Ekspres Gazetesi yazarı Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, geçtiğimiz gün yayınlanan ‘Kiranın Öteki Hesabı’ başlıklı nefis köşe yazısında barınma krizine dikkati çekiyor. Bu krizi salt kira rakamlarındaki artışla sınırlı düşünmemek gerektiğine işaret ederek insanların gelirlerinin ne kadarını eve ayırdığı kadar; ev bulabilmek için işinden, okulundan, yakınlarından ve alıştığı çevreden ne kadar uzaklaştığına da bakmak gerektiğini vurguluyor. Yazar Funda Alpaslan Talay’ın bu genellemesini 15 yıldır Antalya’nın Lara, Yalı Caddesi ve Aksu Karaçalı Köyü’nde yaşayan biri olarak Antalya özelinde ele almak isterim.

Büyük şehirlerimizde olduğu gibi Antalya’da yaşamakla Antalya’da istediğin yerde yaşayabilmek de aynı şey değil.

O şehri yaşamak konusundan söz ediyoruz.

İnsanlar kirası daha uygun bir ev bulmak için merkezin dışına çıkıyor.

Sosyalden asosyale!

Konyaaltı, Lara Caddesi, Işıklar, Barınaklar gibi, daha dışına.

Hep aynı ifadeyi kullanırım.

Bir şehri hilal gibi saran dışa, daha da dışa.

Bu kez ulaşım masrafı artıyor. İşe gitmek için daha fazla zaman harcıyor. Çocukların okulu uzaklaşıyor. Önemli bir bölümü yolda geçiyor. Güven duygusu kayboluyor, tedirgin bir yaşam başlıyor. Önümüz kış daha da zor günler!

Yani ev kirasından tasarruf ederken yaşamlardaki zaman kaybı!

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

İnsanlar neden o kentte insanca yaşayabilecekleri bir konuta ulaşamıyor?

Antalya büyüyor.

Evet, yeni konutlar yapılıyor.

Yeni siteler yükseliyor.

Ama asıl soru şu:

Bu konutlar kimin için yapılıyor?

Yatırım için mi?

Yazlık olarak mı?

Turizm sektörüne hizmet eden kısa dönemli konaklama için mi?

Yoksa o şehirde çalışan insanların yaşayabilmesi için mi?

Sorun biraz da burada:

Barınma meselesini yalnızca bireylerin çözmesini beklemek de yanlış.

Oysa barınma temel bir ihtiyaç.

Antalya nasıl bir kent olmak istiyor?

Turizmde dünya markası olmak elbette önemli.

Ama Antalya'nın başarısını yalnızca turist sayısıyla ölçemeyiz.

Bu kentte çalışan insanların nerede yaşadığına da bakmalıyız.

Bir garsonun, hemşirenin, öğretmenin, güvenlik görevlisinin, esnafın, emeklinin ve genç bir aile Antalya’da kendisine uygun bir ev bulabiliyor mu?

Çalışan insan kentin merkezinden uzaklaştırıldıkça sadece kira problemi yaşamıyor.

Kentteki sosyal denge de bozuluyor.

Oysa bir şehir, içinde yaşayanlara nefes alacak alan bırakıyorsa güzeldir.

Antalya’da bu var mı?

Sadece halı saha yapmakla bu iş olmuyor.

Belki artık Antalya için yeni bir tartışma başlatmanın zamanı geldi:

Uygun fiyatlı konut politikamız var mı?

Çünkü mesele yalnızca ev kiralamak değil.

Mesele, insanca yaşayabilecek bir hayatı kiralayabilmek.

Hani Pinhani’nin şarkısındaki gibi;

Deryaya yakın dünyadan uzak!