Perge ile birlikte Pamphylia bölgesinin en büyük iki kentinden biri olan Side, son yıllarda adeta toprağın altından yeniden doğuyor. Yıllardır işgal altında olan, hoyrat bir turizmin büyük parçalar halinde yuttuğu, kaçak ve çirkin yapıların altına gömdüğü, kaybettiği Side ışıkla buluşuyor. Devrim gibi bir çalışma dersek abartmış olmayız. Koruma gerçeğinin sadece tarihi yapıları kapsamadığını, onun üzerine geçmişte yerleştirilmiş daha yeni yapıları, mülkiyetleri de kapsadığını söyleyen Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Mimar Hakime Yılmaz, Side’nin yerleşik halkıyla birlikte dünyaya örnek bir projeye imza attıklarını söylüyor. 120 yıl önce Side’ye yerleşen Girit göçmenleri kendi rızalarıyla binaları yıkıyor, ortaya çıkan arazide arkeolojik kazı yapılıyor, bulunan kalıntılar camekanlarla koruma altına alınıyor, üstüne ise bu tarihi eserlere zarar vermeyecek şekilde yeni binalar kuruluyor.

Dağ tanrısı Tauros’un kızı Side

Bu muhteşem çabanın başkahramanlarından biri de, Side Kazı Başkanı Feriştah Alanyalı… Side toprağının her karışında ekibiyle birlikte emeği, alın teri, beyin gücü, yürek titremesi olan Feriştah ve Hüseyin Sabri Alanyalı, yerin altından fışkıran binlerce yıllık tarihi büyük bir coşkuyla kucaklıyor. Side’nin binlerce yıl önceki hayatını, sokaklarındaki ayak seslerini, inancını, dilini, çeşmesinden akan suyu, tiyatrosundaki alkışları, tapınağında büyüyen kutsal nar ağaçlarını alıp getiriyorlar bugüne. Side yaşıyor, soluk alıyor, konuşuyor. Manavgat ırmağı (antik ismi Melas) yakınında kurulan kent, deniz kıyısında yer aldığı için de bölgenin en önemli limanlarından biriydi. Kent ve çevresinde tarih öncesi kalıntılara şimdilik rastlanmadı. Ancak bölgede ‘Sidece’ denilen bir dilin konuşulduğunu biliyoruz. Bu dilin kendine özgü bir alfabesi de vardı. Bütün bu bilgileri Side Müzesi’ndeki Sidece yazıtlardan öğreniyoruz. Sidece üzerinde yapılan araştırmalar, bu dilin Anadolu’nun Bronz Çağı kavimlerinden olan Luvilerden geldiğini gösteriyor. Kentin ismi Side de, Luvice ‘nar’ anlamına geliyor. Tarihçi Arrianos, Side’ye gelen Aiol kökenli kolonicilerin, kısa bir süre sonra kendi dilleri Grekçeyi unutup Sidece kullanmaya başladıklarını aktarıyor. Yani Side kendine uyarlıyor ziyaretçilerini, misafirlerini, toprağına yarleşenleri… Strabon’un belirttiğine göre, Pamphylia bölgesinde konuşulan Grekçe diyalekti Helenler için çok yabancıydı. Miletli Hekataios’un anlattığı bir efsaneye göre Side, Anadolu’nun boğa ve dağ tanrısı olan Tauros’un kızıdır.

Korsanların limanıydı, başkent oldu

MÖ 540 yılında Pers egemenliğine giren kent, Büyük İskender’in Persleri yenmesiyle birlikte Makedon idaresine geçti. İskender’in ölümüyle birlikte ardıllarının iktidar mücadelesi başladı. Diadokhlar Dönemi denilen bu süreçte Side, Ptolemaioslarla Seleukoslar arasında el değiştirdi. Geç Helenistik dönemde Seleukos gücü azalınca bağımsızlığını kazanan Side, Doğu Akdeniz kıyılarında gelişen korsanlara limanlarını açtı ve büyük bir servet edindi. MÖ 67 yılında Doğu Akdeniz’deki korsanlığı bitirmek için bölgeye gönderilen Roma generali Pompeius tarafından Roma topraklarına katılan Side, önemli donanma üslerinden biri oldu. Roma idaresinde de zenginleşmeye devam eden kent, belli dönemlerde bölgenin başkentliğini yaptı.

Girit göçmenlerinin yerleştiği kent

Kozmopolit bir yapıya sahip liman kenti Side’de, paganların yanı sıra Yahudiler ve Hristiyanlar da yaşıyordu. Geç Roma döneminde Hristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olduktan sonra yapılan idari düzenlemelerde Side Kilisesi, Pamphylia bölgesinin birinci piskoposluğu ilan edildi. Erken Bizans döneminde de gelişen kent, MS 7. yüzyılda Akdeniz’deki ticareti olumsuz etkileyen Arap akınları sırasında önemini yitirerek küçüldü. Kent, Selçukluların 13. yüzyılda bölgeyi ele geçirmesinden sonra terk edildi. 19. yüzyılın sonunda ise Girit’i terk etmek zorunda kalan Türk ailelerden bazıları Side’ye yerleştirildi. O dönemde Anadolu’da kurulan Girit göçmen köylerine 2. Abdülhamit’in çocuklarının ismi veriliyordu. Side’deki Girit köyüne de 2. Abdülhamit’in en büyük oğlu Şehzade Selim’den dolayı Selimiye adı verildi. Bir süre Selimiye diye anılan yerleşim, günümüzde yine Side ismini taşıyor.