Uzunca bir zamandır yerel gazeteler can çekişiyor.
Okuyucuyu kaybettik, gazete abone sayılarımız düştü. 15 Temmuz hain kalkışma sonrası özel reklam gelirlerimiz neredeyse sıfırlandı. Tüm bu olumsuzluklara karşı artan maliyetler ve girdileri biz ne abone fiyatlarına ne de satışlarımıza yansıtamadık.
Bu şehrin denizinden, güneşinden nasiplenip turizm yapan,
verimli topraklarından tarım,
serbest bölgesinden ihracat,
sanayisinde üretim yapıp krizi bahane eden bir muhatap kitlesiyle karşı karşıyayız.
Kentlilik bilincinden yoksun, bu şehrin misafiri gibi yaşayan bir halk için onlarca kişi gazete üretiyoruz. Ama onların umurunda değil.
İster kopyala yapıştır, isterseniz ajanslar olmasa diye ....başlayan onurumuzu kıran, bizi üzen, tadımızı kaçıran cümlelere inat ayakta kalmaya çalışıyoruz.
'Nasıl olsa internet sitenizden okuyoruz haberleri'
'Eeee seni de oradan okuyoruz' gibi samimiyetsiz kaçamak kıvırmalarla abonelikleri bile iptal etmek için binbir türlü bahaneler üreten dostlarımız, arkadaşlarımız, iş adamlarımız var.
Yerel gazeteler bir başka cephede, haksız rekabetler karşısında her geçen gün eriyor.
Bir taraftan yıllardır ulusal basının Akdeniz ilaveleri ile mücadele eden yerel gazeteler reklam pastasından ne yazık ki pay alamıyor. Reklamverenler bütçelerinde yerel basına hiçbir rakam ayırmıyor. Hatta ulusal markaların 'Yerel medya' bütçeleri olmasına rağmen yukarıda anlatmaya çalıştığım bu şehrin nimetleri üzerinden ticaret yapanlar bizleri yok sayıyor.
Öte yandan kentimizde mantar gibi çoğalan, kent estetiğinin yan sıra trafik kurallarını alt üst eden açık hava reklamları yerel basının kabusu oldu.
Ne yazık ki burada yaşanan çelişkiyi bir türlü aşamadık. Reklamlarını açık havaya veren markalar biz yerel basından da da haber desteği istediler hep. Bunun içinde şehrimizde ki reklam ajansları ve piar şirketlerini kullandılar ve hala kullanıyorlar.
Ancak, son günlerde konuya duyarlılık gösteren arkadaşlarımızla birlikte bu uygulamayı yapan markalara karşı tavır aldık.
Burada bir konunun altını çizmek istiyorum. Tabiki reklam verenin istediği mecrada reklam çalışma özgürlüğü var. Ne bizim ne bir başka kurumun baskı yaparak gazetelerimize , internet sitelerimize reklam isteme gibi talebimiz olamaz. Onların nasıl böyle bir özgürlüğü varsa bizlerin de böyle bir uygulama içerisinde olanların haberlerini kullanmama gibi seçeneğimiz var.
Ancak, belediyeler, ATSO, Borsa ve Üniversiteler gibi kuruluşların, yerel basınla iç içe yaşanların bizleri yok sayarak açık hava mecrasını kullanmaları karşısında bizim de sitem etme hakkımız vardır.
İşte bu konuya dikkat çekmek için geçtiğimiz hafta sonu yaptığımız 'Haberler gazetelere/Reklamlar açıkhava'ya' başlıklı bir AKEV'in verdiği açıkhava reklamlarının da muhatap alındığı bir haber yaptık.
Hedef tabiki yeni kurulan AKEV Üniversitesi değil. Açıkhava reklamlarının gündeminde olduğu için AKEV olmuştır.Eğer YÖREX açıkhava reklamları yanı sıra gazeteleri ya da diğer mecraları kullanmasıydı onlar olurdu. Ya da başka bir kurum ya da kuruluş. Meseleyi iyi anlamak lazım!
Yıllardır haksız rekabetlere sessiz kalan yerel gazetelerin artık bu tür uygulamalara sesini çıkartma zamanı gelmiştir.
Belki de bir çok konuyu büyüteç altına almamız gerekecek . Bakın aman diye üzerine titrediğimiz Akdeniz Üniversitesinin eski rektörü ile şimdi adı Bilim Üniversitesi diye değiştirilen Uluslararası Antalya Üniversitesinin rektörü birlikte koğuş arkadaşlığı yapıyorlar!
Onlarında başlarında deve dişi proflar, doktorlar, iş adamları vardı!...
İşte biz böyleyiz; Ne yazık ki koyveremiyoruz,
Biz hayatı umursamakla görevliyiz. Biz bu şehri önemsiyorsak sizde bizi biraz ciddiye alacaksınız!...