Dünyanın dönmeye devam etmesi ile birlikte birçok gelişme de devam etmektedir. Geçen zaman bazı şeylerin değerini olumlu yönde artırmaktadır. Örneğin bir tarihi eserin değerini belirleyen unsur; onun yapıldığı hammadde değil eşi benzeri olmayan yıllara, tarihe tanıklık etmesidir. Ayrıca şarap da aynı özelliğe sahip değil midir? Yıllandıkça değeri artar.
Lakin her şeyin değeri günler, aylar, yıllar geçtikçe artmıyor. Aksine zaman onlardan birçok şeyi de alıp götürüyor. Sadece götürmekle de kalmıyor, bir de bakıyorsunuz tamamen ortadan kalkmış, geride iz bile bırakmamış. Ne zaman ki arkanıza dönüp baktınız işte o zaman anlaşılıyor; kimler gelmiş kimler geçmiş, neler olmuş neler…
İnsan ilişkileri için de bugün maalesef bunu söylemekteyiz. Tarih zenginleştikçe, olumlu yönde artması gerekir diye düşündüğümüz insan ilişkileri; tarihi, kültürel zenginliğin arasında kaybolup gitti. Teknolojinin gelişmesi ile uzak olan mesafeler yakın oldu. Bir bakıyorsunuz akşama dünyanın bir ucuna uçup gitmişsiniz. Birde bakıyorsunuz anında her an herkesle sesli görüntülü görüşme şansınız var. Bu kadar yakınlaştırıcı adeta tutkal misali unsurlara rağmen gözden kaçan bir nokta var, o da; insanları bir arada tutan gönül bağlarının uzak olması.
Eskiden eşin, dostun iki kelam tatlı sohbeti için dakikalarca, saatlerce yürüyerek gidip gelirken; şimdi yanımızda duran telefonu açmaktan aciz hale geldik. Peki ne değişti? Her şey değişti, sohbetler bile değişti. Nerede o toplumun mayası olmuş saygı, sevgi tüten muhabbetler, sabah olmasın diyen geceler. Belki her gün, her an değil ama o samimi birlikteliklerin verdiği enerji bir ömre bedel…
Geldiğimiz bugünde de birçok yerde görünüş itibari ile muhabbet çok diyebileceğimiz anlar var, yok değil. Fakat bunların çoğunluğu gündelik laf salatalarından ibaret. Çünkü bu laf salataları bitince insana verdiği enerji de bitiyor. Anlık etkisi var, fakat sonrası yok. Nasıl ki evde arıtılmış suyu içiyor isek, insanlarda artık samimi duygulardan arındırılmış halde yaşıyor. Yıllandıkça artması gereken, güzel duygulardan arınmış insanların ortaya koyduğu ilişkiler günümüzde artık güven vermiyor.
“Hatır için çiğ tavuk bile yenir” sözünü unutur olduk, çünkü hatır diyecek bir şey yok denecek kadar az. Neden, çünkü rüzgarın esme yönüne göre tasarlanmış (arkadaş görünümlü) arkadaşlıklar, (dost görünümlü) dostluklarda hatır ne gezer? Bu tür insanları en iyi ifade eden güne bakan çiçeğidir. Güneş nereye dönüyorsa, ona göre yaşamını şekillendiren güne bakan insanlarıdır bu kişiler. Asırlık dostluklarda günlük dostluklara dönmüş. Tıpkı, günlük ev kiralama usullerine benziyor. Bir günlük ev kiralama gibi, insanlarda; sınırlı zamanlı ilişkiler, arkadaşlıklar, dostluklar kurmakta. Ta ki aralarındaki menfaat ilişkisi bitinceye kadar…
İnsan ilişkilerini anlatması için kaleme aldığım beyitlerden oluşan aşağıdaki “Dostun Hatırı” isimli şiir ile bu haftayı da kapatalım. İnsanca dostlukların, arkadaşlıkların baki olması için ele ele, gönül gönüle…
DOSTUN HATIRI
Hatır, hatır olmaktan çıkmışsa neyleyim hatırı
Dost için göğüsleyeyim kırk satırı…


İki eli kanda da olsa gelir dost dediğin
Eğer, gelemezsen vardır bir bildiğin…


Seni sen yapan, sendeki samimiyettir
Hatırsız beden, insanlığa en büyük ihanettir…


Er de olsa geç de, yanıma gelir derdiniz
Hani, nerede dost bildiğiniz…


Sevmek, sevilmektir insanlığın en büyük sermayesi
Dostluk müteahhitleri, bu dünyanın bir tanesi…


Hatır mayasını çalalım bütün denizlere, göllere
Belki tutar, ibret olur biçare gönüllere…
Davut KARAMAN