İnsan doğumundan ölümüne kadar yaşlanıyor. Gerontoloji bunun sebeplerine ilgi duyuyor. O, ki sadece o değil, insanın neden yaşlanma sürecinde bedensel, ruhsal-zihinsel ve sosyal değişimlere uğradığını merak ediyor. Yaşlanmak, yıpranmak ve kayba uğramak olabilir ve bazı alanlarda artış ve kazanç sağlayabilir. Hans Thomae, yaşamın doruklarındaki varyasyonlardan söz ediyor ve birey ile çevre arasındaki karşılıklı ilişki ve etkileşimlere dikkat çekiyor. Yaşlanmanın sosyal bir kader olduğu görüşünü, ona borçluyuz (Lehr 2006: 19).
Gerontologlar yaşlanma süreçlerinin peşindedir. Onların uğraşları meyve vermiştir. Ama hiçbir teori tek başına yaşlanmanın çok yönlü ve birbirinden farklı görüntülerini açıklayabilecek durumda değildir (Thomae 2002: alıntı, Lehr 2006).
Fakat öyle anlaşılıyor ki, ardında sadece sosyal değil, aynı zamanda biyolojik kader de yatıyor. Çünkü kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşıyorlar. Örneğin Amerikalı kadınlar erkeklerden yedi-sekiz yıl daha fazla yeryüzünde kalıyorlar. “Cinsiyete özgü bu farkın evrensel olduğu görülüyor ve bütün canlı türlerini kapsıyor” (Sieber 2006: 27).
Yaşlanma sadece yaşantı ve davranışlarda değişmek anlamına gelmiyor, aynı zamanda sabitlik anlamına geliyor (Kruse 2006: 31). Bu yüzden de gerontolojik araştırmacılık çok ilginçtir. Her taraftan saldırıya geçen değişimlere rağmen, öyle anlaşılıyor ki insanda değişim baskısına direnen bir şey var. İnsanda var olduğunu düşündüğüm o şey, tabiatla uzlaşmaya yanaşmıyor. Bunu ne arzu ediyor, ne de yapabiliyor.
İnsan, ne geçmişte, ne de günümüzde, ölümü kabullenmek istemiş ve bir gün “olmamayı” değiştirilemez bir kader olarak kabul edip ölümü beklemeyi kendisine yakıştırmıştır. Ölümde anlam keşfetme uğraşları da ilginç olabilir. Ama şüphesiz şu anda ölümle burun buruna gelmiş olanlar için bu geçerli değildir. Bir de herkesin öleceğini bilmek de yardım etmiyor. Ölüm, artık bugün kader olarak kabul edilmiyor. İnsan, ölümle savaşmaya başladı ve biyolojik kaderini değiştirmeye başladı.
NASA için uzay ne anlama geliyorsa, Gerontoloji için yaşlanma o anlama geliyor. İkisi de kendi tarzıyla insanın yeryüzündeki kaderini değiştirmeye çalışıyor. Biri insanı yeryüzünden alıp çok uzaklara, uzayın derinliklerine göndermek, diğeri ölümü aynı uzaklıklara göndermek istiyor. İkisinin de amacı aynı: İnsana mutlak özgürlük armağan etmek. Yeryüzünde mi kalmak, yoksa başka bir yere mi gitmek istiyor, kararı insana bırakmak istiyorlar. Başka bir yer, başka bir gezegen de olabilir, Öbür Dünya da! Haydi, kaderimizi birlikte değiştirelim!