(Fransız devriminin en dürüst ve bir o kadar da acımasız mimarlarından.. hünsa Robespiyer’in yakın adamı)Hep diyoruz; bizde kimse tarih okumaz sevmez. Tarihçi aristokratlar da bu durumdan çokça memnundurlar, böylece ‘Bakır çağından-atom çağına’ kadar olan tarih diliminin tek sahibi olurlar ki keyiflerine diyecek yoktur. Siz hiç tanık oldunuz mu ki, kentimizde organize olmuş tarih konferanslarının tertip edildiğine..
İki tane koca Üniversitemiz var, bu güne kadar neyi doğru dürüst andılar?
1912 Balkan savaşlarının yüzüncü yılını mı…ho..ho..
Birinci Dünya savaşının yüzüncü yılı mı, geçiniz birader, geçiniz…ho ..ho
Waterloo nun 200. Yılı anıldı tüm Avrupa da, var mı 11 milyon turist getiren Antalya’mız da bir hareket bereket…
Hak getire…
(Ancak Uluslar arası Antalya üniversitesinin sayın rektörü Cihat hocaya da haksızlık yapmayalım, yoğun akademik ve idari işerinin arasında hala kitap yazan ve okuyan bir bilim adamı.)
Tarihi küçümseyen,
veya ‘benden başka tarihçi yok ulan’, diyen.
‘Al bizi götür Osmanlıya’ zırvalığında bulunan arkadaşlara tarihten bir sayfa açalım.
İbret olsun……
Fransa devrimi bu gün bile hala enine boyuna tartışılan bir siyasi-sosyal-ekonomik-dinsel-askeri fenomen olmayı sürdürüyor. Fransa da hala kralcılar var, monarşi geri gelsin derdindeler… Tartışıyorlar.
Cumhuriyetçiler cevap yetiştiriyor.
Fransa devrimine isyan eden Vendee şehri hala sapına kadar kralcı, ahali aşırı sağ partilere oy veriyor.
Uğradıkları büyük kıyımı her fırsatta anıyorlar, kimsenin unutmasına da izin vermiyorlar.
Kimse onlara ‘darbeci’ demiyor,konuyla ilgili kelam edecekler medeni, medeni konuşuyorlar..Hala ortaya bazı yeni belgeler, bulgular çıkıyor.
Dün ‘kralcı’ olan bu gün ‘cumhuriyetçi’ olmuyor. Tartışmalara hakim olan iki unsur; bilgi, ve sağduyu..
Herkes saygılı…
Dertleri geçmişe dönmek değil,
dertleri, geçmişi bilmek….
Peki bütün bu lafların yazının başlığı ile ilgisi n?
O da gelecek haftanın konusu.