Prof. Dr İsmail Tufan Gerontolojide kadınların yaşlanmasına ve yaşlılığına ayrı bir önem verilir. Çünkü cinsiyeti nedeniyle kadının hem yaşlanma süreci hem de yaşlılığı erkeğe göre belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu hem müslüman ülkelerde hem de hristiyan ülkelerde geçerlidir. Bunu belirttikten sonra birkaç gündür kamuoyunun gündeminden düşmeyen Özgecan kızımızın öldürülmesinden biraz söz edeceğim.
Henüz 20 yaşındaydı Özgecan. Okuyacak, mezun olacak, mesleğini eline alacak, evlenecek, çoluk çocuğa karışacak, torun sahibi olacaktı. Tipik bit kadının tipik bir biyografisine herhalde Özgecan da sahip olacaktı. Yaşlanınca o da bugünkü yaşlılar gibi anılarını gençlere anlatacak, bir zamanlar nasıl güzel bir kız olduğunu kanıtlamak için herhalde fotoğraflarını gösterecekti.
Bütün bunlara sıra gelmeden önce bugün yasa boğulan ailesi Özgecan’ın mürüvvetini görecek, torunlarıyla avunacaktı. Meğerse Özgecan’ın ailesinin kızlarının cep telefonunu tamir ettirecek parası bile yokmuş.
Bir sapık bu güzelim kızımızı hunharca öldürdü. Milletimiz Özgecan’ın ailesinin yasına ortak oldu, düşüncelerini ve duygularını paylaştı.
Bütün bunlar yaşanırken Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan bir habere göre (15.Şubat 2015) Mersin’in Tarsus ilçesinde minibüs şoförü tarafından tecavüz edilmek istenen ve karşı koyduğu için boğazı kesildikten sonra yakılan Özgecan Aslan cinayeti Türkiye’yi ayağa kaldırmışken, sosyal medyada „müslüman bir ülkede böyle bir vahşetin nasıl olabileceği”ne dair yapılan yorumlara Yeni Şafak’ın kadın yazarı Cemile Bayraktar’dan şok bir yorum geldi.
Cemile Bayraktar, tecavüz olaylarının Amerika’da da yaşandığını belirterek “çenenizi kapatın” dedi. Susun ben herkesten iyi bilirim diyen Cemile Bayraktar „çenesini açarsa“, o zaman herkes çenesini kapatması gerekir. O bir bilendir, o konuşur, o yazar, o çizer; o zaman bize çenemizi kapatmak düşer. Ah, zavallı !
Bayraktar eleştiri yapan kişileri de fırsatçılıkla suçladı. Twitter’dan şunları yazdı: “Müslüman ülke, tecavüz… fırsatçılığına soyunmayın, Amerika’da her iki dakikada bir kadın tecavüze uğruyor. Şimdi çenenizi kapatın.” (Sözcü Gazeyetesi, internet sitesinden).
Cemile Bayraktar’ın ne demek istediğini anlamak zordur. Amerika’da kaç dakikada kaç kadının tecavüze uğradığını araştırmış. Bravo! Zannedersiniz ki kadınların haklarını savunacak. Nerde?
Türkiye’deki kadınların tecavüze uğraması arasında nasıl bir ilişki kurduğunu açıklamalıdır. Herhalde sadece müslüman ülkelerde değil, hristiyan ülkelerde de kadınlara tecavüz ediliyor demek istiyor.
Eğer bunu demek istiyorsa, o zaman iş(!) yaptı, madalyayı da hakketti. Zavallı kadıncağıza Allah’tan akıl nasip eylemesini dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Kadın ne zaman kadındır? Kadınlığının farkındaysa! İnsan ne zaman insandır? İnsanlığının farkındaysa! Dolayısıyla bu sadece dişi bir gazete yazarıdır, ama insanların kastettiği manada kadın olamamıştır.
İnsanın beyni yıkandı mı, arınmış olmuyor. „Beyin yıkamak“, tertemiz bir beyne sahip olmak anlamına gelmiyor. Yıkanan beyinler kirleniyor. Olayın tuhaf tarafı da bu! Bu dişide biraz insanlık ve kadınlık olsaydı, sözde iyi bildiği ve savunduğu Müslümanlıkta insan canının ne kadar değerli olduğunu bilir; insanın canını alma yetkisinin sadece Allah’ta olduğunu anımsar ve insanların acısına ortak olurdu.
Kuran-ı Kerim’de kalbi mühürlü insanlardan bahsedilir. İşte beyin yıkandığı zaman kalpler mühürlenir ve kalplerdeki mührü sadece Allah kaldırabilir. Ülkemizin geleceğinden kaygı duymakta haklıyız. Kalbi mühürlü insanların sayısındaki anormal artıştan dolayı!