Hayat ne garip! Ne zaman ne yaşayacağını tahmin etmek biryana yaşadıklarını anlatsalar inanmayacaksın neredeyse.

Ankara'da İncek köyünde sınıf öğretmenliği yapıyordum. Nüfus sayımı için devlet memurlarının görevlendirilmesi olağandır. Bende bir görevli olarak sayım yaparken yoluma ressam Ümit Kara çıktı. Özenle tasarlanmış evinde atölyesi aydınlık ve genişti. Ders verdiğini söyledi ve ben ders almaya başladım. İki yıl süren atölye deneyimi ve sanatla iç içe olma durumu beni benden aldı. İlk sergimi açtığımda alaylı mı okullu mu sorusuna cevaptı Güzel Sanatlar Fakültesi'ne başlamam. Ama heykel daha cazip gelmişti. Heykel bölümünü ardından Sanat ve Tasarım dalında yüksek lisansı bitirdim. Yarışmalar, sergiler, sanat festivalleri, çalıştaylar ardı ardına devam etti.

Sanata bulaşınca ondan ayrılmak dayanılmaz bir acı. Bu konuda en büyük sıkıntım yaptıklarım değil her zaman yapamadıklarım oldu. Mesele edinme, edindiğin meseleyi anlatma çabasıdır. Öncesi sancılı ve uzundur.

Bu uzun süreçler, sabahlara kadar yapılan çalışmalar ve arsızca devam etmeler tekrar devam etmeler, uykusuz kalmalar, gözlerinin kaynak makinesinden yanması, kolunun bacağının yaralanması, kas iltihaplanmaları, ağır çuvalların ve ağır mermerlerin sırtlanması, sırt ağrılarının olması, kollarının tutmaması en kolay yanı. Zor olan ve beyninin patlamak üzere olduğu hissi uyandıran düşünme ve tasarlama süresi; asıl sancılı olan bu.

Sanat insanlık için en büyük umut. Bir toplum sanat yapmaya devam ediyorsa, her şeye rağmen devam ediyorsa geleceğinden umutlu olabilir. Sanatın devam edebilmesi; destekleyen ve ilgilenenler, toplumsal bilince ve sanatın gerekliliğine inançlarını yitirmeyenler sayesinde mümkündür. Çünkü sanat itibar görmediği zaman uzaklaşmak eğiliminde olacak kadar da onurludur ve alıngandır. Ne yazık ki sanatın uzaklaştığı yerler de çürümeye, insani değerlerini kaybetmeye, adaletsizliğe, ayrımcılığa, medeniyetsizliğe mahkumdur. Bu sebeple sanata değer verenler de sanatçılar kadar hassas ve duyarlıdır.

Sanatçının ödülü ne olabilir? Para mı? Şan şöhret mi? Alkış mı?

Emin olun sanatçının en büyük ödülü kendi eserinin ona mesele edindiği konuyu anlatmasıdır. Eseri ödülüdür. Sanatçı beklentisini salt kendi üzerinden algılamalıdır. Ama her şeye rağmen, kendi içinde çözümlemenin ve eserle barışık olmanın yeterli olmasına rağmen,bütün eleştiri veya övgülere rağmen, çizgisini devam ettirme güdüsünü canlı tutmak istemene rağmen, evet her şeye rağmen ödül almak çok güzel.