Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ercan Özbek, Antalya'nın ekonomik büyümesinin yalnızca turizme dayanmaması gerektiğini belirterek; tarım teknolojileri, yapay zekâ, dijital ekonomi ve yüksek katma değerli üretimin kentin yeni kalkınma modelinin temel unsurları olması gerektiğini söyledi.
Antalya'nın ekonomik geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı, kentin güçlü turizm potansiyelinin yanı sıra teknoloji, üretim ve girişimcilik alanlarında da önemli fırsatlar barındırdığını vurguladı. Sürdürülebilir büyümenin ekonomik çeşitlilikten geçtiğini belirten Başkan, Antalya'nın önümüzdeki yıllarda turizm, tarım, ticaret ve teknolojiyi bir arada geliştiren bir modelle Akdeniz'in en güçlü ekonomik merkezlerinden biri haline gelebileceğini ifade etti. Ayrıca finansmana erişim, nitelikli iş gücü, lojistik yatırımlar ve dijital dönüşümün iş dünyasının öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını belirtti.
İşte Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ercan Özbek'in Ekspres'ten Selim Çelik'e verdiği röportaj :
Soru 1. Antalya denildiğinde akla ilk olarak turizm geliyor. Sizce kentin ekonomik geleceği sadece turizme dayanabilir mi, yoksa yeni sektörlere yönelmek gerekiyor mu?
Antalya, turizmde bir dünya markasıdır ve bu özelliği kentimizin en önemli güçlerinden biri olmaya devam edecektir. Ancak günümüz dünyasında sürdürülebilir büyüme, tek bir sektöre dayanarak sağlanamaz. Son yıllarda yaşanan küresel gelişmeler, ekonomik çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu hepimize gösterdi.
Antalya’nın güçlü tarım altyapısı, gelişen sanayisi, ticaret kültürü ve girişimcilik potansiyeli, önümüzdeki dönemde yeni büyüme alanları oluşturmamız için önemli fırsatlar sunuyor. Hedefimiz, mevcut güçlü sektörlerimizi korurken; tarım teknolojileri, ileri üretim, yazılım, yapay zekâ, sağlık teknolojileri ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlarda da yeni başarı hikâyeleri ortaya çıkarmaktır.
Biz Antalya’nın geleceğini yalnızca bir turizm kenti olarak değil; turizm, tarım, ticaret ve teknoloji ekseninde dengeli büyüyen, yüksek katma değer üreten ve Akdeniz’in çekim merkezlerinden biri haline gelen bir şehir olarak görüyoruz.

Soru 2. Son dönemde Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler Antalya’daki iş dünyasını nasıl etkiliyor?
Ekonomide uygulanan programın doğal bir sonucu olarak iç talepte belirli bir yavaşlama yaşanıyor. Yüksek faiz ortamı ve artan maliyetler, Türkiye genelinde olduğu gibi Antalya’daki iş dünyasını da daha temkinli hareket etmeye yönlendiriyor.
Üyelerimizden aldığımız geri bildirimlerde; finansmana erişim, iş gücü maliyetleri, enerji giderleri ve küresel rekabet baskısının öne çıkan başlıklar olduğunu görüyoruz. Antalya ekonomisi turizm, tarım ve ihracatla güçlü bağlara sahip olduğu için uluslararası gelişmelerden doğrudan etkileniyor.
Bununla birlikte Antalya iş dünyasının en önemli özelliği dinamizmi ve değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilmesidir. Geçmişte olduğu gibi bugün de üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam eden güçlü bir iş dünyasına sahibiz.
Soru 3. Antalya’nın üretim kapasitesini artırabilmesi için hangi alanlara yatırım yapılması gerekiyor?
Bugün dünyada rekabetin belirleyicisi artık ucuz iş gücü değil; teknoloji, verimlilik ve inovasyondur. Bu nedenle üretim kapasitesini sadece miktar olarak değil, nitelik ve katma değer açısından da geliştirmek zorundayız.
Antalya’nın özellikle tarım teknolojileri, yenilenebilir enerji, çevre dostu sanayi, biyoteknoloji, yazılım, dijital teknolojiler ve Ar-Ge odaklı üretim alanlarında önemli fırsatlara sahip olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda endüstriyel tasarım, markalaşma ve üniversite-sanayi iş birlikleri de büyük önem taşıyor. Katma değeri yüksek ürünler üreten, teknolojiyi kullanan ve küresel pazarlarda rekabet edebilen bir üretim yapısı, Antalya’nın gelecekteki büyümesinin temelini oluşturacaktır.
Soru 4. Tarım, turizm ve ticaret üçgeninde Antalya’nın sürdürülebilir büyümesi için nasıl bir yol haritası izlenmeli?
Bu üç alanı birbirinden bağımsız sektörler olarak değil, birbirini besleyen güçlü bir ekosistem olarak değerlendirmemiz gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları yol haritamızın merkezinde yer almalıdır. Tarımda verimliliği artıran teknolojilere yatırım yaparken, kaliteli ve güvenilir üretimi turizm sektörünün tedarik zinciriyle daha güçlü şekilde buluşturmalıyız. Ticaret tarafında ise dijitalleşme ve e-ihracat kabiliyetlerimizi geliştirmemiz gerekiyor.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında büyümeyi sadece rakamlarla değil; verimlilik, teknoloji üretimi, sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesiyle birlikte değerlendiren yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Soru 5. Antalya’da sanayi yatırımlarının önündeki en büyük engeller nelerdir? Organize sanayi bölgeleri mevcut ihtiyacı karşılıyor mu?
Sanayi yatırımlarının önündeki temel başlıklar arasında yüksek arsa maliyetleri, lojistik eksiklikler ve nitelikli insan kaynağına erişim yer alıyor.
Mevcut organize sanayi bölgelerimiz önemli bir başarı hikâyesi yazmıştır. Ancak Antalya’nın büyüme potansiyeli dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde çevreye duyarlı, teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime uygun yeni yatırım alanlarının planlanması büyük önem taşıyor.
Sanayinin gelişimi, lojistik altyapı, eğitim ve insan kaynağı politikalarıyla birlikte ele alınmalıdır.
Soru 6. Finansmana erişim konusunda iş dünyasından size en çok hangi şikayetler geliyor?
İş dünyamızın en önemli gündem maddelerinden biri finansmana erişimdir. Özellikle yüksek faiz ortamı ve krediye erişim koşullarının zorlaşması, işletmelerimizin işletme sermayesi yönetimini ve yeni yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor.
Şirketlerimiz üretmek, yatırım yapmak ve istihdam oluşturmak istiyor. Bu nedenle üretimi, ihracatı ve teknoloji yatırımlarını destekleyen uzun vadeli ve seçici finansman modellerinin önem kazandığını düşünüyoruz.

Soru 7. Yüksek faiz ortamı yatırım kararlarını nasıl etkiliyor?
Belirsizliklerin arttığı dönemlerde iş dünyası doğal olarak daha temkinli davranıyor. Özellikle geri dönüş süresi uzun olan yatırımlarda bekleme eğilimi güçleniyor.
Firmalar bugün daha çok verimlilik artışı sağlayan dijital dönüşüm yatırımlarına, süreç iyileştirmelerine ve rekabet güçlerini koruyacak modernizasyon çalışmalarına odaklanıyor.
Bu tür dönemlerde en önemli unsur öngörülebilirliktir. Öngörülebilirliğin güçlenmesiyle birlikte yatırım iştahının da yeniden artacağına inanıyoruz.
Soru 8. Antalya’nın ihracat performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Antalya, tarım ürünlerinden doğal taş sektörüne, sanayi ürünlerinden turizme kadar çok güçlü bir dış pazar tecrübesine sahip.
Ancak küresel rekabetin giderek arttığı bir dönemde, sürdürülebilir başarı için katma değeri yüksek üretim, markalaşma ve teknolojik dönüşüm büyük önem taşıyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, dijitalleşme ve e-ihracat gibi alanlar önümüzdeki dönemde rekabet gücümüzü belirleyecek temel başlıklar olacaktır.
Soru 9. Son yıllarda artan yaşam maliyetleri ve konut fiyatları iş gücü piyasasını nasıl etkiliyor? Antalya’nın nitelikli çalışanları kentte tutabilmesi için hangi adımlar atılmalı?
Bu konu, Antalya’nın geleceği açısından üzerinde önemle durmamız gereken yapısal başlıklardan biridir. Artan yaşam maliyetleri ve özellikle konut fiyatlarındaki yükseliş, nitelikli insan kaynağını kentte tutmayı zorlaştırıyor. Sadece iş dünyası açısından değil, Antalya’nın sürdürülebilir büyümesi açısından da bu konu stratejik bir önem taşıyor.
Nitelikli insan kaynağı artık sadece ücretle değil, yaşam kalitesiyle, ulaşım imkanlarıyla, sosyal olanaklarla ve kariyer fırsatlarıyla da karar veriyor. Bu nedenle merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve iş dünyasının ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.
Bizler de iş dünyası olarak çalışanlarımıza sadece istihdam sağlayan değil, gelişim fırsatları sunan, yetenekleri destekleyen ve güçlü kurum kültürleri oluşturan yapılar kurmak zorundayız.
Soru 10. Antalya iş dünyasının merkezi hükümetten ve yerel yönetimlerden en önemli beklentileri nelerdir?
En temel beklentimiz, öngörülebilirliğin güçlenmesi ve uzun vadeli planlama imkanlarının artmasıdır. İş dünyası açısından güven ortamı ve istikrar, yatırım kararlarının en önemli unsurlarından biridir.
Merkezi yönetimden beklentimiz; üretimi, ihracatı, teknoloji yatırımlarını ve katma değerli sektörleri destekleyen politikaların güçlendirilmesidir. Yerel yönetimlerden ise ulaşım, lojistik, planlama, sanayi alanları ve yaşam kalitesini artıracak projelerde uzun vadeli bir vizyonla hareket edilmesini bekliyoruz.
ANSİAD olarak her zaman ortak akla, diyaloğa ve iş birliğine önem veriyoruz. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Antalya’nın geleceğine katkı sunmaya hazırız.
Soru 11. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları işletmelerde yeterince kullanılıyor mu? İş dünyası bu dönüşüme hazır mı?
İş dünyasında bu konuda gerçekten çok ciddi bir farkındalık oluşmuş durumda. Ancak uygulama tarafına baktığımızda, hâlâ katetmemiz gereken önemli bir mesafe olduğunu açıkça kabul etmemiz gerekiyor.
Zaten ANSİAD olarak Haziran ayı başında düzenlediğimiz Yapay Zekâ Zirvesi’nde tam da bu konuyu masaya yatırdık. Zirvemizin başlığını "Yapay Zekâ: Rekabet Avantajı mı? Hayatta Kalma Stratejisi mi?" olarak belirlemiştik. Orada ortaya çıkan en net sonuç şu oldu: Yapay zekâ ve dijital dönüşüm artık şirketler için bir tercih veya lüks değil, küresel rekabetin tam anlamıyla vazgeçilmez bir gerekliliğidir.
Zirve çıktılarımızda da açıkça gördük ki; özellikle ekonomimizin omurgasını oluşturan KOBİ’lerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayabilmesi için finansman, teknik danışmanlık ve insan kaynağı açısından çok güçlü şekilde desteklenmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde küresel arenada ayakta kalacak ve rekabet avantajı sağlayacak olanlar; teknolojiyi doğru kullanan, veriyi etkin yöneten ve en önemlisi insan kaynağına yatırım yapan şirketler olacaktır.
Zirvemizdeki panellerde de sıkça vurgulandığı gibi, bu süreç sadece bir teknoloji yatırımı değil, işletmelerimizin yönetim vizyonundan iş yapış şekillerine kadar uzanan, tepeden tırnağa bir kültürel dönüşüm yolculuğudur. Başarıyı da ancak bu kültürel değişimi yakaladığımızda elde edeceğiz.

Soru 12. Antalya’nın lojistik altyapısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Liman, havaalanı ve ulaşım yatırımları ekonomik büyüme için yeterli mi?
Antalya, güçlü hava ulaşımı altyapısıyla önemli bir avantaja sahip. Havalimanı yatırımlarımız kent ekonomisine büyük katkı sağlıyor.
Bununla birlikte, büyüyen üretim ve ticaret hacmi dikkate alındığında lojistik altyapımızı daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Liman kapasitesinin geliştirilmesi, karayolu bağlantılarının iyileştirilmesi ve özellikle uzun yıllardır gündemde olan demiryolu bağlantısının hayata geçirilmesi, Antalya’nın rekabet gücüne önemli katkılar sağlayacaktır.
Lojistik altyapı, sadece ulaşım konusu değil, aynı zamanda kalkınma ve rekabetçilik meselesidir.
Soru 13. Genç girişimciler ve start-up ekosistemi açısından Türkiye’nin potansiyelini nasıl görüyorsunuz? Gençlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Türkiye genç, dinamik ve girişimcilik ruhu güçlü bir ülke. Antalya da bu potansiyelin önemli merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sahip.
Gençlerimize tavsiyem, dünyayı takip etmeleri, teknolojiyi iyi kullanmaları ve iş fikirlerini ilk günden itibaren küresel ölçekte düşünmeleridir.
Yapay zekâ, veri analitiği, yazılım, sağlık teknolojileri, yeşil dönüşüm ve tarım teknolojileri gibi alanlar önümüzdeki dönemin önemli fırsat alanları olacaktır.
Başarı kadar başarısızlıkların da girişimcilik yolculuğunun doğal bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Önemli olan öğrenmeye, gelişmeye ve üretmeye devam etmektir.
ANSİAD olarak genç girişimcilerin yanında olmayı, onları desteklemeyi ve tecrübelerimizi yeni nesillerle paylaşmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Soru 14. Önümüzdeki 5-10 yıllık döneme baktığınızda Antalya’yı ekonomik açıdan nerede görüyorsunuz? Kentin geleceğine ilişkin en büyük fırsat ve risk nedir?
Doğru planlama, ortak akıl ve kararlılıkla hareket edebilirsek, önümüzdeki on yılda Antalya’nın sadece turizmde değil; tarım teknolojileri, yenilenebilir enerji, ileri üretim, dijital ekonomi ve girişimcilik alanlarında da Akdeniz’in en güçlü merkezlerinden biri haline gelebileceğine inanıyorum.
En büyük avantajımız; güçlü marka değerimiz, stratejik konumumuz, girişimcilik kültürümüz ve uluslararası bağlantılarımızdır.
En büyük riskimiz ise dönüşüm hızını yakalayamamak, nitelikli insan kaynağını kaybetmek ve düşük katma değerli üretim anlayışına sıkışıp kalmaktır.
Artık dünyada rekabet; ucuz iş gücüyle değil, bilgiyle, teknolojiyle, inovasyonla ve yaşam kalitesiyle yapılıyor.
Biz Antalya’nın yeni dönemde hedefinin sadece daha fazla büyümek değil, daha nitelikli büyümek olması gerektiğine inanıyoruz.
ANSİAD olarak, Antalya’nın geleceğini sürdürülebilirlik, teknoloji, yüksek katma değer ve insan odaklı kalkınma ekseninde şekillendirecek her türlü ortak çalışmanın içinde olmaya devam edeceğiz.





