Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, Ekspres’ten Selim Çelik'e özel açıklamalarda bulundu. Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, Antalya'nın deprem tehlikesi, zemin yapısı, falezlerin durumu, heyelan riski ve yapı güvenliği konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Antalya'da zaman zaman dile getirilen "Bu şehirde büyük deprem olmaz" söyleminin bilimsel bir karşılığı olmadığını belirten Karaman, kentin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesi gerektiğini ifade etti. Yapılaşmadan kentsel dönüşüme, mikrobölgeleme çalışmalarından afet yönetimine kadar birçok konuda görüşlerini paylaşan Karaman, risklerin azaltılmasının tek yolunun bilimsel veriler doğrultusunda hareket etmek ve denetim mekanizmalarını güçlendirmek olduğunu vurguladı.

Antalya'da sıkça dile getirilen ‘bu şehirde büyük deprem olmaz’ algısı ne kadar doğru? Antalya'nın deprem riski bilimsel veriler ışığında nasıl değerlendirilmeli?

Doğada deprem her zaman olur. "Antalya'da deprem olmaz" algısı doğru değildir. Her zaman deprem olacakmış gibi yaşayarak gerekli önlemleri almak gerekir.

Whatsapp Image 2026 07 01 At 13.10.48 (1)

Ege ve Akdeniz'de son yıllarda yaşanan depremler Antalya için hangi uyarıları veriyor? Önümüzdeki süreçte nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?

Ege ve Akdeniz'de deprem üreten sismik boşluklar olarak adlandırdığımız Helen, Kıbrıs ve Ege dalma-batma zonları bulunuyor. Bu bölgelerde geçmişte olduğu gibi gelecekte de depremler yaşanmaya devam edecektir. Burası dünyanın önemli deprem kuşaklarından biridir ve deniz içinde zaman zaman 7-8 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Antalya'nın hangi bölgeleri zemin yapısı açısından daha riskli? Kentin hızla büyümesi ve artan yapılaşma bu riskleri nasıl etkiliyor?

Yer altı su seviyesinin yüksek olduğu sahil kesimleri daha risklidir. Bu bölgelerde deprem sırasında zemin sıvılaşması görülebilir. Demre, Finike, Kumluca, Konyaaltı, Aksu, Serik, Manavgat ve Alanya'nın kıyı kesimleri bu açıdan dikkat edilmesi gereken alanlardır. Antalya dünyanın gözde şehirlerinden biri. Bu nedenle bu bölgelerde zemine uygun ve sağlam yapıların inşa edilmesi büyük önem taşıyor.

Kentte yapılan zemin etütleri ve yapı denetim süreçlerini yeterli buluyor musunuz? Sizce sistemin en önemli eksikliği nedir?

Bu süreçlerin belediyeler ve yapı denetim kuruluşları bünyesinde sahada uzman ekipler tarafından koordineli şekilde yürütülmesi gerekiyor. Jeofizik, jeoloji ve inşaat mühendislerinin birlikte çalışacağı zemin etüt birimleri kurulmalı ve denetimler yerinde yapılmalıdır.

Antalya'nın mevcut yapı stoku hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle eski binalar ve kentsel dönüşüm konusunda en büyük riskler neler?

Ömrünü tamamlamış, yaklaşık 30-50 yaş arasındaki binalar incelenmeli ve gerekli görülen yapılar kentsel dönüşüm kapsamında vakit kaybetmeden yenilenmelidir.

Antalya Deprem Riski Turizm Cennetinin Sismik Gercegi 1024X576

Falezlerde zaman zaman gündeme gelen çatlaklar, kaya düşmeleri ve koruma statüsüne ilişkin tartışmaları jeofizik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Antalya'nın doğal mirasını korumak adına neler yapılmalı?

Antalya falezleri dünyada ender görülen jeolojik oluşumlardan biridir. Özellikle kıyı bandında yapılaşma yerine park alanlarının korunması en doğru yaklaşımdır. Betonlaşma doğal dokuyu bozuyor. Traverten yapısı deniz dalgaları, güneş, nem, rüzgar ve yağış nedeniyle zamanla aşınarak boşluklar oluşturabilir. Bu nedenle falezler sit alanı olarak korunmalı ve kıyı kesimleri doğal haliyle muhafaza edilmelidir.

İklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı yağışlar, heyelanlar ve taşkınlar zemin güvenliğini nasıl etkiliyor? Antalya bu yeni risklere hazır mı?

Aşırı yağışlar yer altı su seviyesini yükseltiyor. Gevşek zeminlerde yeterli mühendislik önlemleri alınmamışsa heyelan, toprak kayması ve taşkınlar yaşanabiliyor. Dere yataklarına yapı yapılırsa seli davet etmiş olursunuz.

Yer altı su seviyesindeki değişimler, yoğun yapılaşma ve büyük altyapı projeleri zeminde ne gibi sorunlara yol açabilir? Bu konuda yeterince önlem alındığını düşünüyor musunuz?

Yer altı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde gerekli önlemler alınmaz ve kanalizasyon altyapısı yeterli olmazsa su kirliliği gibi önemli çevresel sorunlar ortaya çıkabilir.

Turizm yatırımları, yüksek katlı yapılar ve büyük ölçekli projeler planlanırken jeofizik mühendislerinin görüşleri yeterince dikkate alınıyor mu?

Yüksek katlı projelerde yer-yapı ilişkisi çok önemlidir. Yer altı su seviyesinin yüksek olduğu alanlarda zemin sıvılaşması, deprem büyütmesi ve rezonans gibi riskler ortaya çıkabilir. Bu nedenle sismik ve mikrotremor çalışmaları yapılarak projeler buna göre tasarlanmalı, gerekli görülen yerlerde zemin iyileştirme çalışmaları uygulanmalıdır.

6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'de deprem bilinci ve yapı güvenliği konusunda gerçek anlamda bir değişim yaşandı mı? Yoksa zamanla eski alışkanlıklara mı dönüldü?

Toplumda bir miktar duyarlılık arttı. Ancak bu duyarlılık önce bireyin kendi bakış açısıyla başlamalıdır. Ekonomik şartlar elverdiğinde zemine uygun sağlam binalar yapılırsa insanlar daha güvenli olur. Bu işi yapanların da ahlaklı ve vicdanlı davranarak sağlam yapılar inşa etmesi gerekir. Denetim önce kişinin kendi içinde başlamalıdır. Kent kurulacak yerlerin seçimi de büyük önem taşır. Plana esas jeolojik-jeoteknik etütler doğru yapılmalıdır. Sulu zeminlere kurulan kentler deprem riskiyle daha fazla karşı karşıya kalır.

Mikrobölgeleme çalışmaları son dönemde daha fazla konuşuluyor. Bu çalışmalar neden önemli ve Antalya'da hangi aşamadayız?

Mikrobölgeleme çalışmaları büyük önem taşıyor. Jeofizik mühendisleri yer altının adeta röntgenini çeker. Antalya'daki traverten yapılar doğal karstik boşluklar içerir. Bina yapılmadan önce bu boşlukların tespit edilmesi gerekir. Sismik yöntemlerle zemin farklılıkları belirlenerek güvenli yapılaşmanın önü açılır.

Vatandaşlar ev satın alırken ya da kiralarken bina kadar zemin güvenliği konusunda nelere dikkat etmeli? Güvenli bir yapı nasıl anlaşılır?

Ev alırken manzaraya değil, binanın projesine bakılmalıdır. Belediyeden zemin etüt raporları incelenmeli, temel tipinin zemine uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yer altı suyu bulunan bölgelerde zemin iyileştirmesi yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Mevcut bir bina satın alınacaksa jeofizik mühendisleri tarafından yapı jeofiziği çalışması yapılabilir. Kolon ve kirişlerin durumu, donatıların paslanması, beton kalınlığı ve diğer teknik veriler incelenerek inşaat mühendislerine rapor sunulabilir.

Antalyada 5 Dakikada Iki Deprem Bu Sarsintilar Neyin Habercisi 69Dc87C836A3C

Akdeniz'deki sismik hareketlilik dikkate alındığında Antalya için deprem dışında tsunami, heyelan veya diğer jeolojik afet riskleri de söz konusu mu?

Geçmişte Girit çevresi ve Kekova'da meydana gelen depremlerin izlerini bugün de görebiliyoruz. Büyük depremlerde kıyı kesimleri için düşük de olsa tsunami riski bulunuyor. Ayrıca yoğun yağış dönemlerinde taşkın, heyelan ve toprak kaymaları yaşanabilir. Alanya ve Konyaaltı heyelan açısından dikkat edilmesi gereken bölgelerdir. Deniz içindeki fayların konumu ve uzanımı MTA tarafından deniz sismiği çalışmalarıyla ayrıntılı şekilde belirlenmelidir.

Jeofizik mühendisleri afet yönetimi ve şehir planlamasında yeterince söz sahibi mi? Sizce hangi yasal veya idari düzenlemeler hayata geçirilmeli?

Deprem jeofiziğin temel çalışma alanlarından biridir. Amaç deprem olduktan sonra yaraları sarmak değil, riskleri önceden azaltmaktır. Plana esas jeolojik-jeoteknik etütler eksiksiz yapılmalıdır. Kentlerin makro ve mikrobölgeleme haritaları hazırlanarak kurumların arşivlerinde bulunmalı ve vatandaşlar ada-parsel bazında zeminin güvenliği hakkında bilgiye ulaşabilmelidir. Belediyelerde, AFAD'da, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda jeofizik, jeoloji ve inşaat mühendisleri birlikte görev almalıdır. Heyelan ve deprem riski bulunan bölgelerde sensör sistemleri kurulmalı, sismograf istasyonlarının sayısı artırılmalıdır.

Son olarak, Antalya'nın geleceğini düşündüğünüzde önümüzdeki 20-30 yıl için en büyük jeolojik riskler neler? Yerel yöneticilere ve vatandaşlara vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Risk her zaman vardır. Riski ortadan kaldırmanın yolu önlem almaktır. Bilimi rehber edinerek geleceğe güvenle bakabiliriz. Her iş uzman kişiler tarafından yapılmalı; ahlaklı, vicdanlı ve denetimin ön planda olduğu bir anlayış benimsenmelidir. Sağlam temeller üzerine kurulan kentler geleceğe daha güvenli şekilde taşınacaktır.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ