Geride bıraktığımız hafta Antalyaspor camiası için hem canlı hem heyecanlı geçti. Önce takım Davraz kampına yolcu edildi. Ardından camiayı bir araya getiren 49. kuruluş yıldönümü iftarı yapıldı. Daha yenilenler doğru dürüst hazmedilmeden mali genel kurul yapıldı.
İşte burada yaşananlar bir anda yediklerimizi kursağımızda bıraktı.
Eto’o, Ronaldinho, Celustkai, Chico, Kadir Bekmezci gibi yerinde transferlerin keyfini çıkarmaya çalışırken Vakıf Başkanı Ali Yılmaz’ın genel kurulda iki kez kürsüye çıkarak Gencer ve yönetimine yüklenmesi bence işin tadını kaçırdı.
Başkan Gencer’i kongredeki soğukkanlı tavrının yanı sıra özgüveninden dolayı da kutlarım.
Başta Ali Yılmaz olmak üzere yapılan eleştirileri sonuna kadar dinledi. Sıra 2015 geçici bütçesinin oylamasına geldiği zaman söz aldı ve eleştirileri tek tek cevaplandırdı. Eto’nun Rusya’da oynanacak olan 2018 Dünya Futbol Şampiyonası kura çekimlerine davet edildiği mektubu da gösterdikten sonra noktayı koydu:” Bir ay içinde olağanüstü kongre kararı alacağız.”
Ardından da hazırlanan 2015 tahmini bütçesi kabul alkışlar arasında kabul edildi.
Gencer’in tavrı ve stratejisi ile soğukkanlılığı son derece yerindeydi.
Bu hareketiyle kendisini eleştirenlere kelimelerle olmasa da bu kararıyla “Haydi buyrun. Hodri meydan.” dedi.
Eleştirileri somut delillere pek dayanmasa ve çoğu varsayımlarla dedikodulardan oluşan
Ali Yılmaz için bana göre tek seçenek kalıyor, o da listesini hazırlayarak yeni olağanüstü genel kurulda Gencer’e rakip olmak.
Ancak Yılmaz’ın bunu yapacağını sanmıyorum. Bunun birinci nedeni işlerinin yoğunluğu, İkincisi ise aday olsa bile seçilemeyecek olması.
Neden mi?
Antalyaspor Vakfı’nın hisseleri Yılmaz’ı başkan seçmeye yetmiyor da ondan.
Bunu kongre salonunda ben dahil herkes gördü. Ali Yılmaz’ı konuşmalarının ardından alkışlayanları yemin ederim saydım. Tam 6 kişi…
Kim olduklarını da zaten herkes tanıyor ve biliyor.
Ali Yılmaz’ın kongredeki bu çıkışını ben oyuncağı elinden alınan çocuk örneğine benzetiyorum.
Önceki yıllarda vakfın hisse oranı dernekten fazlaydı. Ancak birkaç yıldır durum değişti.
Bir Anonim şirkette kim neyi nasıl konuşursa en sonunda patronlar konuşur.
O da belli zaten Antalyaspor Kulübü Derneği. O ne derse o olur.
Bence sevgili Ali Yılmaz pişmiş aşa su katmak istedi ama beceremedi…
Oysa Vakıf Başkanı ve bir duayen olarak bu tür tartışmaların dışında kalması çok daha iyi olurdu.
Belki de bir bildiği vardır.
Onu da zaman gösterecek…