Yetiştirme sanatı, yemek yapma sanatı, gezme sanatı, konuşma sanatı, pazarlama sanatı, yönetme sanatı, tavlama sanatı, savaş sanatı,sevme sanatı…

Bu ve buna benzer birçok eylemin sanata dönüşme veya sanatla anılma sebebi öncelikle yapılanın mükemmelliğinden kaynaklanmaktadır ve toplumun sanata yüklediği anlamların gündelik hayatta kullanılma şeklidir. Sanat ile anılan bu terimler yapılan işe duyulan saygının en etkili ifadesi olarak kullanılmaktadır.

Peki neden sanat?

Sanat ile ilgili anılan temel öngörü güzelliktir. 'Sanat eseri gibi' tabiri yapılanın güzel ve mükemmel olduğuna atıftır. Sanat veya sanat ortamından uzak olma durumunda dahi bu benzetme kullanılmaktadır.

Toplumda olay veya eylemlerin sanatla ilişkilendirilmesi ile; özenilmiş, çalışılmış, eylemi yapan kişinin başkalarından farklı yeteneğinin olduğu kabul edilmiş, karşısındaki ile bir şekilde iletişime geçebilmiş, merak edilmiş, nasıl yapmış diye sorulmuş, eylemi yapanın övgüyü hak etmiş olduğu kabul edilir. Bu kabulün altında yatan birçok sebep vardır. Bu zincirin devamı olarak dürüst yapılmasını, hile karıştırılmamasını, emek verilmiş olmasını arzulayan toplum; iyi yapılan eylemleri bu şekilde ödüllendirir.

Zincirin diğer halkası olan ödülün altında yatan sebep, güven duygusunun toplumda yerleşmesinin arzu edilmesidir. Bu güven duygusu en mükemmel anlamında 'sanat' ile pekiştirilmektedir. Sanat ile ilişkisi ne kadar uzak görünürse görünsün 'sanat eseri gibi' tanımı hem yapanı, hem yapılanı, hem de sanatçıları yüceltmek içindir. Çünkü sanat her ne kadar zaman zaman siyasete alet edilerek küçümsense ve hak ettiği değer bilinçli olarak aşağılanmaya çalışılsa da, tüm zamanlarda en doğru olanı ifade etmektedir. Hatta siyaset üstü olan sanatın siyasete alet edilmesi kendi içinde yaşadığı ironi ve haksızlığın da göstergesidir.

Sanata duyulan ihtiyaç doğruya, dürüstlüğe, samimiyete, adalete, güvene, sevgiye, adanmışlığa ve eşitliğe duyulan ihtiyaçtır. Bu ihtiyaçlarını karşılayamayan toplumlar nefes almakta zorlanır, ağır yükler altında çıkış yolu bulamaz, çocuklarına maalesef doğru miras bırakamaz. Yapılan işler için 'sanat eseri gibi olmuş' ifadesi toplumun sanata karşı saygı ve sevgisinin en içten göstergesidir. Sanatçıya öykünme sanatçı gibi çalışılması ile pekiştirilmektedir.

Heykeltıraş AugusteRodin'in dediği gibi; Umarım bir gün herkes, bir sanatçının yaptığı gibi işlerini tutkuyla ve severek yapar.