Öncelikle size bu köşede karşılaşacağınız hikayelerin çıkış noktasını aktarmak istiyorum.  Bundan 10 sene önce hayatıma giren bir afacan, şimdi sizlere hikayesini anlatmam için gökyüzünün en güzel köşesinden beni izliyor.

Bir ilkbahar akşamı, veterinerden gelen haberle yola çıkmıştım. Hayatımdaki sevgi anlayışını tamamen değiştirecek o saf sevgiyle tanışacağımdan habersiz yolu izlerken içimdeki bilinmez heyecanı yıllar geçse de tam olarak ifade edemiyorum.

İki genç öğrencinin sahiplendiği anne köpeğin hamile kalmasıyla başlayan bu yolculuk, annenin yeterli beslenememesinden kaynaklı olarak yavrularına süt verememesiyle devam etti. Bu durumun sonunda 7 afacan yavrunun sahiplendirilme kararıyla yollarımız Milo ile kesişti. Buraya kadar her şey normal gözükürken bu yolculuğun benim hayatımı sonsuza kadar değiştireceğinden habersizdim.

Yavruların en afacanı, en yerinde duramayanı veterinerde biraz ağlamaklı bir halde beni bekliyordu. O da neyi beklediğinden habersiz, kardeşlerinden ayrılmanın hüznü ile afacanlığını benden saklayabileceğini düşünürken ben onu gözlerinden anlıyordum. Daha yaşım 15 idi. O ise 42 günlük...

İkimiz de kendi yaşam döngümüzde hayatın başındaydık ve birbirimizi bulduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzun farkında bile değildik.

İşte benim için ayrılan bu köşede yer alacak ana konumuz, dünyaya saf sevgiyle bakan Milo’nun hikayeleri olacak.

Milo ile çıkacağımız yolcuklarda; eve ilk geldiği gece yaşadığı tedirginliğini, bizim ona onun ise bize alışma sürecini, evden kaçtığı gün her yerde onu aramamıza rağmen bizim onu bulamadığımız ama onun bizi bulduğu günü, aşık olduğu köpeğin kapısına kadar gidip evine girmesinin ardından benim onu başkasının balkonundan görmemi, denizi ve yüzmeyi ne kadar çok sevdiğini, merakından olta yuttuğunu ve daha birçok afacanlık anısını sizlerle paylaşacağım.

Herkesten öğrenilecek bir ders olduğunu düşünen sevgili okuyucularımızın, Milo’dan öğreneceği bakış açılarında görüşmek üzere...