Pazar günü özel bir gündü. Bir yandan gerek Oy ve Ötesi’nin, gerek partilerin seçim sandıklarında görevli olanlara ve vatandaşlara ücretsiz eğitimleri sabah ve öğle saatlerinde sürerken akşam saatlerinde CHP Genel Başkanı ve 13. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kepez Turgut Özal Spor Salonu önünde Antalya mitingi vardı. Miting alanında hem Millet İttifakı’nı oluşturan partiler ve partililer hem de aynı ittifakta yer almamalarına karşın Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen partiler yer aldı. Türkiye İşçi Partisi de bunlardan biriydi. Kalabalık güzel, görüntüler güzel, coşku güzeldi.

Yine aynı akşam, ATSO Avrupa Birliği Bilgi Merkezi, Avrupa Günü Dayanışma Konseri başlığında Antakya Medeniyetler Korosu’nu dinleyicilerle buluşturdu.

Mitingden çıkan, pankartını eve bırakan vatandaşın bir kısmı da bu konserde almıştı soluğu...

ATSO Başkanı Ali Bahar’ın konuşması ve tanıtımının ardından sahne aldı koro.

Ne depremi unutmuştu vatandaşlarımız, ne de depremzedeyi. Katılım çoktu.

2007 yılında Antakya’da kurulan, şefliğini Yılmaz Özfırat’ın yaptığı bu koronun üyeleri üç semavi dine mensup ve aynı zamanda farklı mezheplerde olan vatandaşlarımızdan oluşuyor. Hepsinin meslekleri de aslında ayrı. Farklı renklerin güzel uyumu, tam bir harmoni...

Hatıralarımızdaki Antakya kadar güzel, Antakya kadar renkli, Antakya kadar barışçıl, birleştirici muhteşem bir koroydu.

Wikipedia kayıtlarında 2012 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildiği yazıyor. Ne büyük bir gurur... 2019 yılında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne de layık görülmüş. Alçakgönüllülükten, duruşundan olsa gerek, koro şefinin bunlardan bahsettiğini duymadım. Belli ki nadide insanlardan biri.

Koro üyelerinden yedisi maalesef 2023 deprem felaketinde enkaz altında hayatını kaybetmiş.

Birinci dereceden yakınlarını kaybeden, cenazelerini bulduklarında, buna bile sevinir hale gelen, acılar içinde ama o acılara teslim olmamış, yaşama ve yaşatmaya inanan insanlardı sahnedekiler.

Bir müddettir ‘Dayanışma Konserleri’ düzenliyorlar ülkemizin dört bir yanında.

Depremi hatırlatıyor, “Depremzedeyi unutma” diyorlar sana bana.

Konuşmanın başlangıcında söylüyor hemen şef “Kimseyi ötekileştirmeyin, ayrıştırmayın.”

Evet, koro şefi Yılmaz Özfırat’ın bir yandan hüzünlü ve acı verici deprem anıları ve anlattığı deprem gerçekleri, bir yandan düşündüren ince esprileri ve fıkralarıyla birlikte, onun kendi deyimiyle gerçekten ‘bipolar’ bir akşam yaşıyoruz hepimiz. Bipolar olmuşuz belki de son dönemde toplumca da farkında bile değiliz..

“Unutmayın” diyor işin özü “Herkesin başına gelebilir.”

Anlattığı, anlatmak istediği “Biz siziz aslında, siz de biz”. İlave ediyor sonra kibar bir dille, gerek duyuyor belki de “Ne olur mülteci gibi davranmayın depremzedelere”... Bunun düşünülmesi, bu düşünce bile benim için üzücü.  Kaldı ki afetten, savaştan, mücbir sebepten evini barkını yurdunu terk etmek kolay mı?

Maalesef bazılarının en önemli eksiği empati.

“04.16’da her şeyimiz vardı, 04.17’de hiçbir şeyimiz... Depremzedeyi unutma, yaşanan acıları unutma. 3 gün yalnızdık” diyor ve ekliyor; “3. gün bir kamyonda bulduğum bayat ekmeğin tadı ise yediğim her şeyden çok daha güzeldi.”

Ve başka bir şehirde, Erzurum’da, ayrımcılık, provokasyon kokuyor ortalık. İmamoğlu mitinginde söze gücü yetmeyenin taşlara gücü yetiyor. Süregiden şiddet dili, ötekileştirme dili, öfke dili muhtemel sebebi. Hayır dikkat edin bu oyun, bu provokasyon eylemi ya da ortalıkta dolaşan şiddet dili, muhalefette yer alan partilerin dili değil. Bu oyuna gelinmeyecek, gelinmemeli.

Herkes geçim derdi, barış, huzur, güvenlik, eşitlik, adalet, gelir adaleti, hukuk, liyakat peşinde... Amaçlarına ulaşmak için ister fiziki ister psikolojik şiddet kullananlar, ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, öfkeli hitabeti, baskıyı araç olarak kullananlar, bu oyuncaklarını toplayıp bence bir an önce bu sahayı terk etmeli.

Nasıl mı? Sandıklar bunun yeri. Olası provokasyonlara gelmeden, sakince, barış içinde ve demokrasinin gerektirdiği biçimde o sandıklara gitmeli.

Aydınlık, huzurlu, adil, özgür, eşit, sağlık ve refah dolu günler dilerim.