Umudunu yitirenler umutsuzlukta tavan yapanlardır.
Turizmde geçen yıldan bu yana süre gelen umutsuzluk rüzgârı adeta tavan yaptı.
Hangi turizmci ile konuşsan suratını ekşitiyor. ‘’Durum kötü’’ diyor.
Ruslar, ‘’Biz gitmiyoruz, Türkiye’de turizm batıyor’’ diye kendilerine pay çıkarıyor.
Avrupalılar ise ‘’Zaten size gelen yok. Fiyatlarınızı indirin de gelelim’’ diye fırsatçılık yapıyor.
Orta Doğu’nun durumu malum. Kendi dertlerine düşmüş, keyiflerini düşünecek durumda değiller.
Turizm açısından hangi yöne baksanız olumsuzluklar rüzgârı esiyor.
Rusya’dan umut tamamen kesildi. Antalya’ya yerleşik Ruslardan ya da sevgilisi olan Ruslardan başka gelen Rus yok.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bile bu yıl Moskova Turizm Fuarına katılmayarak Rusya’dan gelenin olmayacağını anladı.
Gelelim bizim turizmcilerin durumuna.
Çarşambanın gelişi Salıdan bellidir. Turizmde yaşanan sıkıntının yaşanacağı 2 yıl öncesinden belli olmuştu.
Bizim turizm yatırımcıları bunu hiç mi öngörmedi. Aklı başında olanlar bu sıkıntıların olacağını hep dillendirdi. Ancak bu uyarıları maalesef turizm yatırımcısı göz ardı etti.
Yatırımcı sanki turizm her zaman iki haneli artacakmış gibi otel yatırımlarına aralıksız devam etti.
Zaten son 5 yılda aşırı otel yatırımı nedeniyle otellerin ortalama doluluk oranları sürekli düşmeye başlamıştı.
Ama karlı bir yatırım olan otel yatırımcısı, kardan kaybetse de sorun olmaz diye yatırımlarını sürdürdü.
Bu yıl turizmde kriz tavan yapmasına rağmen bizim turizm yatırımcıları yatırımlarını hala sürdürüyorlar. Antalya’nın her yerinde otel yatırımları devam ediyor.
Bakanlık ise teşviklerle buna çanak tutuyor.
Bana göre turizmin en büyük sorunu aşırı otel yatırımlarıdır.
Bu yatırımların dolması için sadece Antalya Bölgesine her yıl mevcut turist sayısına ek 1 milyon turistin daha gelmesi gerekiyor.
Turisti bulsan turiste hizmet edecek kalifiye eleman zaten bulamıyorsun.
Turizmciler maalesef uyguladığı ücret politikaları ve sezonluk çalışmalarla çalışanları sektörden uzaklaştırıyor.
Son yıllarda müşteri memnuniyet oranlarında düşme gözlemleniyordu. Bunun sebebi ise müşteriye birebir hizmet eden kalifiye elaman olmayışıdır.
Bu yıl turist sayısı çok düşecek. Bunun nedeni çok çeşitlidir. Ancak sektör kendi içindeki sorunları öncelikle halletmelidir. Aksi takdirde turist gelse de sürdürülebilirliği sağlamak çok daha zor olacak.
Turizm hem içerden hem de dışardan darbe alıyor.
Bunun sorumlusunu sadece dışarda aramayalım. İçimizde arayalım.
Suçlu arıyorsak aynaya bakalım.
Ama umutsuzluk sorunların daha da büyümesine neden olur. Gün umutsuzluk günü değildir. Mücadele günüdür.
Turizmci bu yılı en az zararla kapatmanın yolunu bulmalı. Gelecek yılları nasıl kurtarırız hesabını yapmalıdır.
Umut fakirin ekmeğidir, güçlünün değil…