Prof. Dr. İsmail Tufan
Başarılı yaşlanmanın temel koşullarından biri çalışma yaşamına katılmaktır. Bazı kimselere göre çalışma yaşamına katılımla başarılı yaşlanma arasında bağlantı yoktur. Bunlar, daha çok filozof gibi konuşur, başarılı yaşlanmayı “derin düşünce” temeli üzerine oturtmaya çalışırlar. Çok açık söylüyorum: Kim size başarılı yaşlanmanın temelinin felsefi yönlerinin daha önemli olduğunu anlatıyorsa, o kişinin ya başarılı yaşlanmadan hiçbir şey anlamadığı ya da bilerek yanıltıcı bilgi verdiğini kabul edebiliriz.
Kimin yaşlanma ve yaşlılık üzerine söyleyecek sözü yoksa iki şeye can simidi gibi sarılmaktadır. Birincisini belirttim: Felsefe. Diğer psikolojidir. Sizi, yaşlanmanın öncelikle psikolojik bir olgu olduğuna inandırmaya çalışırlar. Bunlara da değer vermeyiniz. Yaşlanmanın felsefesi ve psikolojisi değerini, sadece sosyal yaşlanma koşullarının yerine geldiği durumlarda kazanırlar.
İnsana iş vermeden, insanın işsizliğinde “derin” anlam arayanlar, işsizliğin mi reklamını yapıyorlar? Bence gerçekten bu insanlar gerontolojiden bihaberdir. Gerontolojinin bilgi ve bulguları hakkında hiçbir bilgisi olmayan veya daha fenası bu bilgiye sahip oldukları halde işsizlikte derin anlamlar gördükleri söyleyerek, işsizliğin reklamcılığına soyunanlardır.
Başarılı yaşlanmayı sadece kendileri açısından önemli gören, kendileri iş hayatının içinde yer alan, ama başkasına işsizliğin “değerini” anlatanlara kulak kabartmayınız. Bunlar size yaşlanmanın felsefesini ve psikolojisini anlatıyorlarsa, bunun inandırıcı bir tarafı yoktur. Değersiz bilgidir ve hayatımız bu değersiz bilgilerle geçirilecek kadar uzun değildir.
Sınırlı olan hayatında insanın bilgisini kullanabileceği, kendisinin ve toplumun gelişmesine katkı sağlayabileceği çalışma alanının içinde yer alması gerekir. Hem kendisi hem de toplum için üretmesi, gerekir. Ekonomik değeri olmayan bir insanın bugünkü dünya koşulları altında değerli insan olması mümkün değildir. Bize, çalışan ve üreten insanlar gereklidir.
Bir insan toplum nezdinde değerliyse, o insan hem yaşlanmasında felsefi düşünceler üretebilir hem de mevcut felsefi düşüncelerde derin anlam keşfedebilir. Ama işsiz bir insan, hiçbir zaman bu derinlikleri yakalayamaz veya derinliklerde başarısızlığına anlamsız anlamlar aramaya başlar. Bunun sonucunda başarısız şekilde yaşlanır, ama masallarla avunarak bu dünyayı terk eder.
Her insanın çalışması, üretmesi gerekir. “Çalışma hakkı” uluslararası bir haktır. Her insan sadece çalışma hakkını kullanmakla kalmayıp, mesleğini de özgürce seçme hakkına sahiptir. Zorunlu işsizlik kadar zorunlu bir meslekte çalıştırılmak da insan haklarına aykırıdır.
Dolayısıyla insanın çalışma hakkı elinden alınıyorsa ve çalınan bu hakkına göstermelik felsefeler uyduruluyorsa, bu dürüst bir davranış değildir. Süslü felsefi laflarla insanları yanıltan, ona olmayan hedefleri güzel göstermeye çalışanlar, size yaşlanmanın derinliklerini, derin duygu ve düşüncelerini felsefe ve psikoloji olarak ortaya koyuyorsa, bunlardan uzak durunuz.
Topluma katılımın temeli olan çalışma yaşamına katılım ve ekonomik özgürlük sahibi olmadan yaşlanmanın felsefesi bir masaldır. Efsanelere ve mitlere 21.yüzyılın insanının ihtiyacı yoktur. Ona meslek eğitimi vereceğiz, ona çalışma yaşamına katılma şansını tanıyacağız, işte o zaman ondan yaşlanmanın en güzel felsefelerini de işitebiliriz.