Yok hayır, rahmetli Barış Manço’nun ironi yaptığı şarkısının sözleri değil bu. Başkent Ankara’nın hatta Meclis gündeminin, enflasyon nedeniyle orta yerine oturan biber, patlıcan, domates, kuru soğan, patates falan bunlar. Hani bir türlü ateşi düşmeyen, fiyat etiketi durmadan yükselen sebze meyve fiyatları. Rakamlar almış başını gidiyor. Borsa gibi inip, çıkıyor maşallah!
***
Televizyon kanallarının ana haber bültenleri domates, biber, patlıcan diye başlıyor, süt ürünleri peynir, tereyağı, yoğurt, yumurta diye devam ediyor. Uçan etiketlerle mücadele reçeteleri aranıyor. Ve de ekonomi, siyasetin sıcak başlığı olma özelliğini koruyor. Nasıl olmasın ki? Bir türlü yakamızı bırakmayan enflasyon belası, mevsimlik sebze meyve fiyatlarını fena vurdu. Mevsiminde kilosu 600-700 lira olan kirazı bile tatmadan mevsimi geldi geçti. De, vatandaşın da alım gücünü çökertti.
***
Ankara, gıda enflasyonunu düşürmek gayretinde de... Piyasaya bir türlü ayar veremiyor gibi sanki. Akaryakıta gelen zamlar elini sofraya kadar uzatıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle kepenk indiren esnaf, işsiz kalan vatandaşın düşen gelir düzeyi, piyasada durgunluğa neden oluyormuş. Uzman görüşü böyle. Bunun yanı sıra, ürünü değer bulamayan ve girdi maliyetleri artan çiftçinin toprağından elini eteğini çekmesi. Dolayısıyla da arz-talep matematiğinin bozulan dengesi ve sokağın enflasyonu. Vatandaşın her geçen gün biraz daha düşen alım gücü. Pazara çıkmak bile lüks olmuş. Alışverişinde kimse artık kilo hesabı yapamıyor, gram hesabı. Elma, armut, domates, patlıcan, kabak ise tane hesabı. Evdeki insan sayısı kadar veya çocuklara yetecek kadar. Alın işte Antalya. Üreten bir bölge ama gel gör ki mevsimlik sebze meyve fiyatlarına bakıldığında hiç de öyle görünmüyor. Görünen vatandaşın alım gücünün giderek düşüyor olması.
***
Sadece sebze meyve mi? Temel gıda ürünleri, bakliyatı, süt ürünleri, yağı tuzu derken hepsine yüzde bilmem kaç zam yapılmış akşamdan sabaha. Fiyatlar almış başını gidiyor. Vatandaş ucuzunu bulmak için çarşı pazar dolaşıyor. Gıda enflasyonuna ayar çekmek için devreye giren tanzim satış mağazaları vardı. Yıllar önce sanıyorum, ilk kez İzmir’de başlamıştı. Sonrasında kapandı mı ne oldu hatırlamıyorum. Kentin farklı semtlerindeki bu satış yerlerinde, sebzesinden meyvesinden tutun da bakliyatına, yağına, tuzuna kadar tüm gıda ürünleri piyasa fiyatının altında satılırdı. Adına da TANSAŞ derdik. ‘Nereye gidiyorsun, TANSAŞ’a alışverişe’.
***
Tanzim satışlarda belediyeler, ürünü doğrudan üreticiden alıp, tüketiciye satıyordu. Prensip buydu. Hal böyle olunca da fiyatlar piyasaya göre düşük oluyordu. Yani aradaki halcisi, komisyoncusu falan kaldırılıyordu. Da sistem bunu kaldıramadı galiba ki tanzim satış mağazaları da mazide kaldı... İyi haftalarınız olsun.