Antalya'da yağmurlu günlerin ayrı bir keyfi vardır. Yediarıklar üzerine kurulmuş olan kent su kaynaklarının zenginliği sayesinde Evliya Çelebi'nin 'bastonumu saplasam yeşerir' dediği kadar güzeldir.

Yaz ve kış, çoğu zaman beraber yaşanırken yağmurlu bir günün ardından güneş yüzünü gösterdiğinde ıslanmış paçalarla alakasız bir sıcaklığın içinde olmak an meselesidir. Bu sebeple dışarıya çıkarken yanına şemsiye almak da almamak da zulümdür Antalya'da. Almazsın yağmur yağar, alırsın güneş açar gün boyunca yanında taşırsın.

Şemsiye kültürü olan şehirler, ülkeler, geçmişteki medeniyetle,r yükledikleri anlamlar ile şemsiyeyi kültürleri içerisine almışlardır.

Antik Mısır medeniyetinde gökyüzü tanrıçası Nut'un simgesi olan şemsiye bütün evreni kaplamaktaydı. Tanrılara bahşedilmiş bu nesnenin gölgesinde durmak büyük onur sayılırdı.

Kat kat şemsiyeler ise doğu kültüründe sahip olunan gücün ve itibarın simgesi olarak rol aldı. Tahtın bütünleyeni, ihtişamın simgesiydi.

Beyaz tenli olmanın makbul sayıldığı Uzakdoğu ülkelerinde güneşten korunmak için kullanımı ve kadın aksesuarı olması bezemelerinde sonsuz motif ve üzerine yapılan resimlerle çeşitli hikayeler anlatılmasına sebep olmuştur.

En enteresan kullanımı Fransa'dadır. Rivayete göre kanalizasyonu olmayan Paris'te pencerelerden dışarıya atılan atık sulardan korunmak için şemsiye kullanma ihtiyacının olmasıdır. Bir diğer değişik uygulama ise şu an vazgeçilemez topuklu ayakkabıların bu pis ortamda kirlenmemek için kullanılan bir icat olmasıdır.

Şemsiye bir nesnedir. Sanat eserlerindeki kullanımı ise hazır nesnedir. Özellikle kavramsal çalışmalarda simgesel anlamından faydalanılmaktadır.

Şemsiye kullanılarak yapılan sokak tasarımları yerleştirme sanatı kapsamındadır. Kadınların şiddet karşısında yaşadığı korkuyu anlatan huzursuz heykelinde ise şemsiyenin kavramsal olarak koruyucu olması ve algıda koruyucuyu temsil etmesi amacı ile kullanılmıştır. Şemsiyenin altındaki kadın imgesi kadının korunması anlamındadır. Şemsiye içerisindeki mermi kovanları ise şiddeti betimlemektedir. Cinsel ve fiziksel istismarın yüzde 95'inin aile içerisinde olmasının kadını korumak için kapattıkça huzursuzluğunun artmasının göstergesi olarak ifade edilmektedir.

Hazır nesnelerin sanat eserlerinde kullanımı modernizm ile başlamıştır. Geleneğin yıkılma çabası kullanılan malzemenin sorgulanmasına sebep olmuş, malzeme konusunda sınırsızlık teknolojinin yardımı ile sanatta bambaşka bir pencerenin açılmasını sağlamıştır. Gelenek ile yeniliğin hesaplaşması yeni sanat akımlarının doğmasına da sebep olmuştur.

Diğer yandan hazır malzeme kullanımı izleyicinin interaktif olarak esere dahil olmasının da yollarını açmıştır. Tanıdık malzeme seyircide sorgulama sürecini başlatmış, eserin anlamı ve yorumlanması izleyici ile tamamlanmıştır. Sanatçı nesneleri içinde yaşadığı dünyayı anlatmak için kullanırken. yarattığı farklılıkla var olan kaos açık uçlu bir anlatım diliyle seyircinin yorum yapmasını ve katılmasını sağlamıştır.

Buna hazıra konmak denilmiyor, karıştırmayalım….