Makine Mühendisleri Odası Antalya Şubesi mevcut Başkanvekili ve önümüzdeki günlerde yapılacak seçimlerde yönetim kurulu başkan adayı olan Devrim Kılıç, eğitim hayatından yoğun iş temposuna rağmen yaptığı aktivitelere, teknik konulardan başkan seçilirse hayata geçireceği icraatlara kadar pek çok konuda Ekspres’e konuştu.

İşte Devrim Kılıç'ın Ekspres'ten Selim Çelik'e verdiği o röportaj:

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

1970 Yılında Malatya’nın Hekimhan İlçesi Sarıkız Köyü’nde doğdum. Babamın kendi köyümüzde öğretmen olması münasebeti ile ilkokul 3’üncü sınıf bitene kadar köy okulunda öğrenimime devam ettim. 4 ve 5’inci sınıf ile ortaokul ve liseyi Hekimhan’da okudum ve genellikle okulları derece ile bitirdim. Üniversite bitinceye kadar da köy hayatının içinde oldum. Bahçede, tarlada çalışarak, hayvanlarımızı otlatarak da olsa ailemin yaşamına katkıda bulundum.

Eğitim hayatınız nasıl geçti? Küçüklüğünüzden bu yana bir mühendis olmayı hayal ediyor muydunuz?

Aslında mühendis olmak gibi bir hayalim yoktu, çünkü insanların hayalleri gördükleri, duydukları ile sınırlıdır. O yıllarda özellikle kırsal bölgelerde örnek alabileceğimiz meslek ve kişi sayısı çok azdı. Etrafımızda çok az sayıda mühendis vardı. İkinci derece kuzenlerimden birisi jeoloji bir diğeri de Makina Mühendisi idi. Meslekle ilgili hayallerim etrafımda gördüğüm, duyduğum mesleklerle sınırlı idi. O yıllarda üniversite sınavı iki aşamalıydı. Birinci aşamayı geçip ikinci aşamaya hak kazanılıyor, daha sınava bile girmeden tercihler yapılıyordu. O günün şartlarında, mevcut sınav sistemi ile mühendislik okuyabileceğimi düşünerek, Makina Mühendisliği bölümünü tercihlerim arasına ekledim. Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü’nü kazandım.

Oysa hayalim İstanbul veya Ankara’da bir üniversitede okumaktı. Bizim coğrafyada o yıllarda okumaktan başka çare yoktu. Ben de üniversite eğitimimi, aileme ve topluma karşı sorumluluğumun bilinci ile 1992 yılında tamamlayıp mezun oldum. Akabinde askerlik görevini bitirerek 1993 yılında iş hayatına atıldım. Bu andan itibaren çıktığım bu mesleki yolculuk daha keyifli hale gelmiş, bu yolu çok daha fazla sevmeye başlamıştım. Zamanla mühendislik bende tutkuya dönüştü. Mesleğimi hayatımın odağına koydum ve en iyisini öğrenmek ve uygulamak için hiçbir şeyden kaçınmadım. Zaman kavramı olmadan, coğrafya, iklim ve iş ayırt etmeden, yıllarca masada ve sahada oldum. Yurtiçi ve yurtdışında çok değerli, prestijli projelerde ve tesislerde çalıştım. Konusunda uzman değerli meslektaşlarımla, mühendisler ve mimarlar ile çeşitli ortamlarda ve projelerde çalıştım ve hep gelişmeye, öğrenmeye, öğrendiğimi paylaşmaya açık oldum.

Makina mühendisi olmak için eğitim hayatının çok zorlu geçmesine katlanmak gerektiği söylenir. Sizce de mühendislik eğitimi zorlu muydu?

Aslında yukarıda biraz da bu sorunun cevabı var. Evet mühendis olmak için zorlu eğitim süreçlerinin olduğu doğrudur. Hayatta hiçbir şey kolay değildir. Kolay olan da değerli olmaz. Hayatta sizi zorlayan şeyler aslında ileride hayatınızı kolaylaştıracak olan şeylerdir.

Makina mühendisi olmanın en sevdiğiniz yanı ve en kötü yanı nedir?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye, yapmış olduğunuz işe veya çalıştığınız alana göre değişebilir. Ben kendi penceremden, kendi ihtisas alanıma ve yapmış olduğum işe göre cevap vereyim.

Ben, mekanik tesisat yani iklimlendirme, ısıtma-soğutma, havalandırma tesisatı, sıhhi tesisat, yangın ve yangından korunma tesisatı, hava, buhar tesisatı vb. proje, uygulama, müşavirlik ve danışmanlık işleri yapıyorum. Bu alan, tüm coğrafyalara ve çok geniş alanlara hitap eden bir iş alanı. Bu nedenle çok çeşitli coğrafyalarda, ülkelerde, kıtalarda iş yapma, seyahat etme hatta buralarda yaşamama imkan sağladı. Hareketli bir iş hayatım oldu. Ben bu hareketli iş temposunda hep keyifle ve mutlu bir şekilde çalışmayı bildim. İşinizi severek yapınca başarı peşinden geliyor.

Mühendisliğin kötü yanı nedir sorusunun cevabını ise bilmiyorum. Benim için mühendisliğin hiçbir zaman kötü yanı olmadı çünkü.

Yeni dönemde MMO Antalya Şubesi’ne başkan olmak için adaylığınızı koydunuz. Sizi adaylığa getiren etmenler nelerdi?

1992 yılında okuldan mezun olur olmaz babam beni Ankara’ya bir kurumun sınavına göndermiş, Ankara’ya gitmişken de Makina Mühendisleri Odası’na üye olursun demişti. Bir yakınımız Ankara’da Harita Mühendisleri Odası’nın Ankara Şubesi’nde çalışıyordu ve o yönlendirmişti bizi. O zaman Sümer Sokak’ta bulunan MMO Ankara Şubesi’ne kayıt yaptırdım. O günlerde Oda’ya bir gün başkan adayı olabileceğim aklımın ucundan bile geçmemişti.

Sonraki yıllarda Antalya’ya yerleşip proje yapmaya başlayınca üyeliğimi Antalya’ya aldırdım ve Oda ile daha sık temas etmeye başladım. Projeleri Oda’ya onaylatıyor, gelip gidiyordum. Zaman içerisinde o dönem ki başkanlarımızın ve yöneticilerin daveti ile çeşitli komisyonlarda görev aldım.

2016 yılında meslektaşlarımın teveccühü ile yönetim kuruluna girdim. İlk dönem yönetim kurulu üyeliği, sonraki dönemlerde Şube Saymanlığı, son 3 dönemde de Şube Başkanvekilliği görevlerini üstlendim.

Prof. Dr. İbrahim Atmaca Başkanımızın herkese örnek teşkil eden tutumu ve “zamanı geldiğinde koltukların bırakılması gerektiği” yönündeki olgun yaklaşımı doğrultusunda yeniden aday olmama kararı alması gerek yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımızın gerekse yıllardır birlikte emek verdiğimiz meslektaşlarımın yoğun talebiyle birleşmiştir.

Bu çerçevede, Şubemizin her kademesinde edindiğim birikimi; mesleğimiz, meslektaşlarımız, kentimiz ve ülkemiz için daha ileriye taşımak arzusu ile bu görev ve sorumluluğu üstlenme kararı aldım.

Seçimi kazanmanız hâlinde yapmak istediklerinizden kısaca bahseder misiniz?

Öncelikle şunu söylemek isterim ki, hiçbir seçimin sonucu sandıklar açılmadan belli olmaz. O nedenle her ne kadar bir meslek odası seçimi de olsa, seçimi kazanmak için iyi bir çalışma yapmak, meslektaşlarla iletişim kurmak, dokunmak gerekiyor. Biz ekip olarak bu çalışmayı çok iyi yürüttüğümüzü düşünüyoruz. Güçlü temsiliyet çok değerli bizim için. Bunun için meslektaşlarımızın seçim günü sandığa gelip oy kullanmalarını çok önemsiyoruz.

Yapmak istediklerimizi aslında vizyon belgesinde çok detaylı şekilde açıkladık. Ana başlıkları ile söyleyecek olursak;

-Güçlü ve Saygın Temsiliyetin Sürekliliği

-Kamusal denetimin güçlendirilmesi

- Yapay Zekâ ve Yeni Nesil Tasarım–Analiz Teknolojileriyle Mesleğin Geleceği

- Teknik Gezilerle Sahaya Dokunan Oda

-Otel Teknik Eleman Eğitim Merkezi ve Oda Yaşam Alanı

- Bilimsel ve Mesleki Etkinliklerde Öncü Oda

- Emekli ve Çalışan Meslektaşların Özlük Haklarının Savunulması

- Genç Mühendislerin Oda Yönetimine ve Komisyonlara Katılımı

- Deneyim Paylaşımı ve Meslektaş Buluşmaları

- Genç Mühendisler İçin İstihdam, Güvence ve Dayanışma

- Genç Mezunlara Yönelik Kişisel ve Mesleki Gelişim

- Endüstri Mühendisliği Yetkinliklerinin Güçlendirilmesi

- Mühendislik Disiplinlerinde İmza Yetkilerinin Netleştirilmesi ve Güçlendirilmesi

- Sosyal, Kültürel ve Aile Odaklı Oda Yaşamı

- Üyelere Yönelik Sosyal Ortamlar ve Kısa Süreli Kurslar

- Spor ve Takım Ruhu

- Mesleki Emek ve Sadakatin Takdiri

Antalya’da asansörlerin bakımı konusunda neler söylemek istersiniz? Kontrollerin ve bakımın yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Asansörlerin bakımı ile ‘Asansör Periyodik Kontrolü’nü birbirinden iyi ayırmak gerekiyor. Asansör periyodik kontrollerini akredite periyodik kontrol ve muayene kuruluşları yapmaktadır. MMO Antalya Şubesi de bu akredite kuruluşlardan birisi olup kamu yararını önceleyerek, protokol yapmış olduğu belediyelerin veya kurumların sınırları içerisindeki asansörlerin periyodik kontrollerini yapmaktadır.

Bakımlar ise asansör ve bakım firmaları tarafından yapılmaktadır. Genel anlamda bakım konusunda gerekli bilinç ve hassasiyetin oluştuğunu düşünüyor olsak da ülkenin ekonomik şartları gereği malzeme ve işçilik fiyatlarının yüksek olmasına rağmen bakımların aksatılmadan yapılması gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz ve vurgulamaya devam edeceğiz.

Şehirde çok sayıda sera var. Enerji tasarrufu ve ürün verimi için seralarda ısıtma veya soğutma projeleri yapılabilir mi?

Seralarda ısıtma ve soğutma elbette ki yapılabilir. Özellikle yenilenebilir enerji ve ekonomik enerji kaynakları ile yapılan doğru tasarlanmış iklimlendirme sistemleri hem üretim maliyetlerini düşürecek hem de verimliliği arttıracaktır.

Özellikle aile işletmeleri şeklinde yapılan seralarda sadece donmaya karşı ısıtılma yapılmaktadır. Oysaki üretilen ürünün istediği iklim şartlarını sera içerinde sağlayarak verimliliği ve ürün kalitesini arttırmak mümkün olacaktır. Bu tür projelerde fayda maliyet analizini iyi yapmak gerekmektedir.

Dünyanın geleceği sürdürülebilir enerjiye bağlı. Antalya’nın ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji açısından durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kaynakları ele alınırken az enerji tüketen yapılar, tesisler ve enerji tüketicilerinin öncelikle ele alınması gerekiyor. Birtakım önlemlerle tüketimleri minimize ettikten sonra, verimliliği ve geri kazanım imkanlarını değerlendirmeliyiz. Tüm bunların sonucunda yenilenebilir enerji ve kaynaklarını ele almalıyız diye düşünüyorum.

Ülkemiz, özellikle güneşlenme gün sayısı olarak çok iyi bir konumda bulunmaktadır. Bu potansiyel çok iyi değerlendirilmelidir. Ama bunu değerlendirirken de arazi kullanımını iyi değerlendirmek, verimli araziler yerine marjinal araziler veya çatıları kullanmak gerek. Kurulum yapılan bölgelerin maksimum verimi alabilecek bölgeler olmasına dikkat etmek gerekecektir. Örneğin Antalya’da deniz kenarında bir tesisin çatısına kurduğunuz GES santrali ile aynı kapasitede Korkuteli’nde kuracağınız GES santralından aynı verimi alamazsınız, kuru iklim bölgelerindeki verim nemli bölgedeki verimden çok daha yüksek olacaktır.

Ayrıca ülkemizde (RES) rüzgâr enerjisi üretimi içinde uygun bölgeler mevcuttur.

Bunların yanında ülkemizin birçok yerinde bitkisel ve hayvansal atıkların değerlendirilebileceği biogaz santralları da mevcut olmakla birlikte bunların sayısı arttırılabilir.

Tüm bunlara rağmen ben en iyi yenilenebilir enerji ‘havaya atmadığınız enerjidir’ diyorum.

Konutlarda güneş panelleri gibi araçlarda da elektrik üretimi yapılabilir mi?

Elbette ki yapılabilir ancak araçların yüzey alanları yetersiz olduğundan verimli ve kullanışlı olmayacaktır. Aracı hareket ettirmek için araçlardan kat be kat büyük güneş panelleri gerekecektir ki, buda şimdilik pratikte mümkün değildir. Ayrıca ilave ağırlığından ve sürtünme direncinden dolayı zaten ürettiğiniz enerjiyi bunlar için harcayacaksınız, dolayısı ile verimsiz bir sistem olacaktır.

Yoğun mesleki temponuzun dışında nasıl bir yaşam sürüyorsunuz? Sizi besleyen hobileriniz ve kişisel ilgi alanlarınız neler?

Üniversiteyi bitirip iş hayatına atıldıktan sonra kendimi yoğun bir temponun içinde bulmuştum. Uzun yıllar bu böyle devam etti. Hep bir şeyler yetişecek hep bir yerlere yetişilecekti. Şartlar da biraz böyle gerektiriyordu. On yıl kadar önce, Antalya’dan Kemer’e giderken şimdiki balıkçı barınağının orada arabamı kenara çekip etrafıma baktım. Etraf o kadar güzel geldi ki bana; bir yanda masmavi deniz, diğer yanda yemyeşil orman ve arkasında dağlar. Oysaki, bu yoldan belki yüzlerce kere gelip geçmiştim. Ama hep bir yerlere yetişme telaşı ile etrafımı bile görmemişim. O gün kendi kendime dedim ki biraz yavaşla, hayatı ıskalama, yapmayı sevdiğin şeyleri erteleme, hobilerine zaman ayır.

O günden sonra yolculuklarımı daha yavaş yaptım, yol kenarında gördüğüm kahverengi levha ile gösterilen yollara girdim. Mağaralara gittim, kalelere, surlara tırmandım, tarihi ve doğal güzellikleri gördüm, müzelere girdim.

Uzun yıllardır özellikle sabah yürüyüşlerini ihmal etmemeye çalışırım, sabahları erken kalkmayı seven biriyim. O yüzden sabah yürümeyi tercih ediyorum. Bulduğum her fırsatta da yürümeye devam ediyorum. Geçmiş yıllarda hafta sonları Antalya ve civarında doğa gezilerine, dağ tırmanışlarına katıldım. Bu tırmanışları 6 Eylül 2022 tarihinde, Türkiye’nin en yüksek noktası olan 5 bin 137 metre rakımlı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkarak taçlandırdım ve zirvede olduğum o an hayatımın en mutlu anlarından biriydi.

Çocukluk yıllarımda içimde uhde kalan bisiklet tutkumu, 2018 yılında kendime bir bisiklet alarak tekrar alevlendirdim. Antalya ve civarında bisiklet ile yüzlerce kilometre yol kat ettim. Bu tutkumu da Cumhuriyetimizin 100. Yılında ‘Doyduğum topraklardan doğduğum topraklara…’ sloganı ile 19 Ekim 2023’te Antalya’dan yola çıkıp 29 Ekim 2023’te Sarıkız Köyü’ne kadar 10 günde yaklaşık 900 kilometre yol kat ederek taçlandırdım. Bu yolculuk hayatımın en anlamlı ve güzel yolculuğu oldu. Fırsat buldukça bisiklet sürmeye devam ediyorum. Antalya bisiklet sürmek için mükemmel bir şehir.

Kitap okumak da olmazsa olmazlarımdan. Kredi kartımın ödül puanlarını başka yere harcamam, onunla mutlaka kitap alırım.

Ayrıca birkaç yıldır bağlama dersleri alıyorum. Henüz gelişimimi tamamlamadım ama sürekli bağlama çalıyor, çalışıyorum. Hem ofisimde hem de evimde birer bağlamam var. Günde 10 dakika da olsa mutlaka elime alıp çalışıyorum. Bağlama çalmak kolay gibi görünse de usta olmak zor ve biraz zaman alacak. Ama sonunda mutlaka öğreneceğim. Tutkularınızın peşinden giderseniz ve gereğini yaparsanız, başarılmayacak hiçbir şey yok.

Ben istediğim şeylerin peşinden gittim ve asla vazgeçmedim. Ne istediğinizi bilir, gereklerini yerine getirir ve asla vazgeçmezseniz başarı geliyor.

Birde bana şu soru çok soruluyor, bu kadar işinizin, odadaki çalışma ve faaliyetlerinizin arasında nasıl zaman bulup yürüyor, bisiklet sürüyor, saz çalıyorsun? Benim cevabım ise şöyle oluyor; ‘’insanların hepsine adaletli ve eşit dağıtılan tek şey zamandır, nasıl kullanacağın sana bağlı.’’

Zamanı doğru yönettiğiniz sürece her şeye zaman bulabilirsiniz.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ