Antalya'nın turizmini yakından takip eden ve bizzat yaşayanlar olarak kısa süreliğine de olsa yaptığımız Phuket gezisi, iki şehir arasında üstünkörü de olsa bir karşılaştırma imkanı sundu bize... Uzun uzun Tayland ve Phuket izlenimleri gibi bir yazı kaleme almaktansa Antalya ile son yılların turizmde yükselen değeri Phuket'i kıyaslayan bir şeyler yazmak daha mantıklı geldi.
Bir zamanlar Akdeniz’in tartışmasız turizm başkenti olan Antalya için artık biliyoruz ki çok uzaklarda yeni bir rakip var: Tayland’ın Phuket Adası. Son yıllarda dünya turizm liginde hızla yükselen Phuket, ziyaretçi sayısı, kişi başı harcama ve marka algısı açısından Antalya’yı geride bırakmış durumda. Peki nasıl oldu da Uzakdoğu’daki bir ada, Türkiye’nin turizm amiral gemisini solladı?
Önce rakamların söylediğine bakalım. Phuket, yıllık turist sayısında Antalya’ya yaklaşırken asıl farkı kişi başı harcamada açıyor. Antalya “her şey dahil” sistemiyle yüksek hacim, düşük marj modeliyle ilerlerken; Phuket deneyim, çeşitlilik ve özgünlük satarak daha az turistle daha fazla gelir elde ediyor. Turist sayısı artıyor ama daha önemlisi, turizmden elde edilen katma değer yükseliyor.
Yaşayarak gördük ki Phuket’in en büyük avantajı, turizmi tek bir kalıba hapsetmemesi. Deniz-kum-güneş orada da var ama bunun yanında gastronomi turizmi, sağlık ve wellness, dijital göçebeler, lüks villa konaklamaları, doğa ve kültür turları ve en önemlisi sokaktaki hayat güçlü biçimde pazarlanıyor. Turist Phuket’e sadece tatil yapmaya değil, “yaşamaya” gidiyor. Antalya ise hâlâ büyük ölçüde maalesef otel içine sıkışmış bir turizm anlayışıyla yol alıyor.

Bir diğer önemli fark marka yönetimi. Phuket, kendini egzotik, özgür, renkli ve deneyim odaklı bir destinasyon olarak konumlandırdı. Sosyal medyada, dijital platformlarda ve uluslararası organizasyonlarda güçlü bir hikâye anlatıyor. Antalya ise uzun yıllar “ucuz ve kaliteli tatil” algısıyla öne çıktı. Bu bir dönem avantaj sağladı ama bugün aynı algı, Antalya’yı fiyat rekabetine mahkûm ediyor.
Altyapı ve şehir deneyimi de bu yarışta belirleyici. Phuket’te turist, otelden çıktığında sokakla yerel kültürle gece hayatıyla ve gastronomiyle iç içe bir deneyim yaşıyor. Antalya’da ise birçok bölgede otelden çıkan turistin gidecek alanı sınırlı. Şehirle turizm arasındaki bağ hâlâ zayıf. Maalesef iki şehirin sokaklarına baktığınızda kıyas kabul edilmeyecek bir uçurum var.
Bu tablo Antalya için bir kader mi? Elbette hayır. Antalya’nın iklimi, doğal güzellikleri, tarihi mirası ve ulaşım altyapısı Phuket’ten geri değil. Ancak sanırım yeni bir turizm vizyonuna ihtiyaç var. Daha az “her şey dahil”, daha çok deneyim. Daha çok şehirle entegre turizm, daha güçlü marka hikâyesi ve daha yüksek gelir hedefi.
Phuket’in Antalya’yı turizm gelirlerinde geçmesi bir uyarı zili olarak okunmalı. Turizmde rekabet artık sadece yatak sayısıyla değil, hayal gücüyle kazanılıyor. Antalya bu hayal gücünü yeniden devreye sokabilirse oyunun kaderini bir kez daha değiştirebilir. Aksi halde Akdeniz’in yıldızı, Uzakdoğu’nun gölgesinde kalmaya devam eder.
10 günlük bir ziyaretle bizde böyle bir izlenim bırakan Phuket'i turist sayısında her yıl geçen Antalya'nın, gelirde de bu başarıyı yakalaması için kentle bütünleşme şart. Umarım başarırız.