Antalya’da gündem yoğun, beklentiler büyük. ATSO seçimleri yaklaşırken iş dünyası yeni dönemin nasıl şekilleneceğini merak ediyor. Belediye başkanlarının parti değiştirmeleri, yeni iddialar, yerel yönetimlerdeki tartışmalar, turizmin geleceği, trafik, su sorunu ve geçim sıkıntısı da kentin gündeminden düşmüyor.
Ancak bütün bu başlıkların arasında Antalya’nın ekonomik geleceğini doğrudan ilgilendiren bir yarış var: ATSO seçimleri!
18 Ekim’de yapılacak ATSO seçimleri, sıradan bir oda seçimi olarak görülmemeli. Antalya’nın yaklaşık 70 bin üyeli ticaret ve sanayi camiasını ilgilendiren bu yarış, kentin önümüzdeki dönemde hangi ekonomik hedeflere yöneleceğini de ortaya koyacak.
Dört adayın yarıştığı süreçte her aday gelecek vizyonlarını ortaya koyuyor. Berkay Bahar’ın gündeme taşıdığı başlıklardan biri, ATSO’nun üyeleri için yılın 365 günü çalışan, sorunlara çözüm üreten ve iş dünyasına yeni fırsatlar kazandıran bir kurum olması hedefi. Bahar’ın ATSO 365 modeli; finansmana erişimden yeni pazarlara ulaşmaya, dijitalleşmeden nitelikli istihdama kadar uzanan bir çalışma anlayışını öne çıkarıyor.
Bunun yanında Antalya’nın trafik, su, sürdürülebilirlik ve turizmi 12 aya yayma gibi meselelerinin de iş dünyasından bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor.
Bahar’ın seçim sürecinde ortaya koyduğu yaklaşımın en önemli sınavı, bu başlıkların ne ölçüde uygulanabilir projelere dönüşeceği olacak. Çünkü iş insanları artık yalnızca güzel sözler değil, işletmelerinin maliyetini düşürecek, ticaretini büyütecek ve rekabet gücünü artıracak sonuçlar görmek istiyor.
Elbette ATSO yarışında diğer adayların projeleri ve deneyimleri de üyeler tarafından değerlendirilecek. Sandığın sonucunu bugünden ilan etmek yerine, adayların ortaya koyduğu programları ve ekiplerin çalışma kapasitesini konuşmak gerekiyor.
Fakat bir gerçek var: Antalya iş dünyası, kendisini yalnızca temsil eden değil, aynı zamanda önünü açan bir oda yönetimi bekliyor.
Antalya siyasetinde belediye başkanlarının parti değiştirmesi de tartışılmaya devam ediyor. Altı belediye başkanının Ak Parti’ye geçebileceği yönündeki iddialar kulislerde konuşulsa da bunların kesinleşmiş kararlar gibi değerlendirilmemesi gerekiyor.
Parti değiştirmek siyasi bir tercih olabilir. Ancak vatandaşın değerlendirmesi çok daha somut olacaktır: İlçeye yatırım gelecek mi? Yollar yapılacak mı? Altyapı sorunları çözülecek mi? Belediyenin hizmet kalitesi artacak mı?
Siyasi hareketlilik ne kadar yoğun olursa olsun, vatandaşın gündelik hayatını kolaylaştırmayan gelişmelerin kalıcı bir karşılık bulması zor. Seçmenin beklentisi, siyasi hesaplardan önce hizmetin gelmesi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve bazı ilçe belediyeleriyle ilgili tartışmalar da gündemin önemli başlıkları arasında. Devam eden hukuki süreçlerde karar mercileri yargıdır; iddialarla kesinleşmiş kararları birbirinden ayırmak gerekir.
Bununla birlikte belediyelerin hesap verebilirliği ve hizmet sürekliliği tartışma dışı kalamaz. Ulaşım, altyapı, çevre temizliği, imar planlaması ve sosyal destekler konusunda vatandaş açık, ölçülebilir ve düzenli bilgi bekliyor.
Antalya’nın büyüyen nüfusu, artan araç sayısı ve konut maliyetleri, yerel yönetimlerin günü kurtaran çözümler yerine uzun vadeli planlama yapmasını zorunlu kılıyor.
Antalya’nın turizmdeki gücü tartışılmaz. Ancak turizm gelirinin yalnızca belirli dönemlerde ve belirli işletmelerde yoğunlaşması, kent ekonomisinin tamamının aynı ölçüde güçlendiği anlamına gelmiyor.
Küçük esnafın, tedarikçinin, çalışanların ve yerel üreticilerin de bu gelirden daha fazla pay alması gerekiyor. Sağlık turizmi, spor, kongre, kültür ve gastronomi turizmiyle sezonun uzatılması; Antalya ekonomisinin daha dengeli çalışmasına katkı sağlayabilir.
Kasım ayında düzenlenecek COP31 de Antalya için önemli bir uluslararası organizasyon. Burada asıl mesele, etkinliğin kentte oluşturacağı ekonomik hareketliliği kalıcı kazanımlara dönüştürmek.
ATSO seçimleri, belediyelerdeki siyasi gelişmeler, turizm sezonu ve ekonomik sıkıntılar aslında aynı soruda birleşiyor: Antalya’nın potansiyelini nasıl daha iyi değerlendireceğiz?
ATSO'da tüm adayların projelerinin uygulanabilirliği, finansmanı ve ölçülebilir hedefleri sorgulanmalı. Çünkü Antalya’nın ihtiyacı kişisel tartışmalar değil, güçlü bir ekonomi; siyasi polemikler değil, çalışan bir yerel yönetim; seçim vaatleri değil, yerine getirilen sözlerdir.
Antalya büyük bir şehir. Büyük şehirlerin geleceği de büyük hedeflerle ortak akılla ve hesap verebilirlikle kurulur. Şimdi bütün adayların, yöneticilerin ve kurumların kendilerine Antalya için ne söylüyoruz değil, Antalya için ne yapıyoruz demesi şart!..