‘SEVGİ’. Özellikle de, toplum olarak bir sosyal patlama yaşadığımız son yıllarda nasıl da ihtiyacımız var sevgiye. Dostluğun, kardeşliğin, barışın ve de bizi birbirimize perçinleyen duygunu adı değil mi sevgi. Kaybedilesi bir duygu olmamalı, yüreğimizin bir köşesinde her daim yeşerip, filizlenmeli. Tıpkı Vatan Sevdası gibi.
Demem o ki; Bugün bana göre Sevgi Günü. Bir güne sığamayacak kadar güçlü, her gün yaşanılası gün. Toplumu birleştiren, ötekileşmeyi yok eden, savaşları barışla noktalayan, çocuklarımıza sevgi dolu bir vatan toprağı bırakmanın adı Sevgi. Yok olan umutların, tozlanan sevdaların yolu değil mi Sevgi?Ben Sevgi Günü diyorum. Sevgiyi yüreğimizde, beynimizde, aklımızda mıh gibi tutmamız gerekmeli diyorum. Yorgun ülkemin, neredeyse umutlarını yitirmiş yorgun insanının elinde kalanın adı diyorum Sevgi. Sıkı sıkıya sarılmalı, adını hiç unutmamalı hiç bırakmamalı yakasını, yok olmasına izin verilmemeli. Aklımızla yüreğimizle büyütmeli emek emek Sevgiyi. Sevgiye sevdalanmalı. Tıpkı Vatan Sevdası, Bayrak sevdası, evlat sevdası gibi yüreklerde büyümeli. Büyümeli ki; sığınacağımız sevgimiz olmalı kocaman hiç yitirmeyeceğimiz. Daha yaşayacak bir sürü Sevgi Günlerimiz olmalı. Sevgiyi nasıl da anlatmış yüreğe dokunarak üç beş satırda Nazım Hikmet.
‘Sevmek için yürek
Sürdürmek için emek gerek
Sevgi ne Boğaz da
Ne mum ışığında
Yemek yemek
Ne de pahalı bir pırlanta demek
Sevgi;
Bir lokmada
İki mutlu insan demek’.
Sevgiyle kalın sevgili dostlar.