Bir gün “kolye” diyorsunuz.
Akşamına Instagram’da kolye reklamı.
Ertesi sabah SMS: “Yeni takı koleksiyonumuz geldi.”
Tesadüf mü? Yoksa gerçekten telefonlarımız bizi dinliyor mu?
Bu sorunun cevabı sandığımız kadar basit değil.

Gerçekten mikrofonla mı dinliyorlar?

Büyük teknoloji şirketleri (Meta, Google, Apple vb.) resmi olarak mikrofon üzerinden sürekli dinleme yapmadıklarını söylüyor.
Teknik olarak böyle bir şey mümkün mü? Evet.
Ama sürekli ses kaydı almak:
* Bataryayı hızla tüketir
* Veri trafiğini artırır
* Hukuki olarak devasa risk oluşturur
* Ortaya çıkarsa milyarlarca dolarlık cezalar doğurur
Yani sistematik ve gizli bir “herkesi dinleme operasyonu” mantıklı görünmüyor.

Peki o reklamlar neden çıkıyor?

Asıl mesele: Algoritmalar zihin okumuyor, olasılık hesaplıyor
Aslında olan şu:
* Daha önce takı sitelerine bakmış olabilirsiniz.
* Bir arkadaşınız kolye aratmıştır ve aynı Wi-Fi’dasınız.
* Lokasyon veriniz bir kuyumcuya yakın olduğunuzu gösterir.
* Instagram’da takı sayfalarında birkaç saniye fazla durmuşsunuzdur.
* E-ticaret sitelerinde benzer ürünlere göz atmışsınızdır.
Algoritma bütün bu verileri birleştirir ve şunu der:
“Bu kişiye kolye reklamı gösterme ihtimali yüksek dönüşüm sağlar.”
Siz o an kelimeyi söylediğiniz için olayı konuşmayla ilişkilendirirsiniz.
Ama sistem zaten sizi haftalardır analiz ediyordur.

Davranışsal veri, ses kaydından daha güçlü

Telefonunuz:
* Nerede olduğunuzu
* Hangi sitelerde gezdiğinizi
* Hangi gönderilere baktığınızı
* Kiminle mesajlaştığınızı
* Hangi videoyu ne kadar izlediğinizi
* Hangi üründe duraksadığınızı
bilir.
Bu kadar veri varken mikrofon dinlemesine gerek kalmaz.
Algoritmaların gücü burada:
Tahmin etmek için konuşmanızı duymalarına gerek yok.

Peki SMS nasıl geliyor?

SMS tarafı genellikle:
* Daha önce bir markaya numara bırakmanız
* KVKK onayı vermeniz
* Ortak veri havuzları
* CRM eşleştirmeleri
* Look a like hedeflemeler
üzerinden çalışır.
Yani “kolye” kelimesi değil, dijital ayak izinizi takip ederler.

Ama neden bu kadar gerçekçi hissediyoruz?

Çünkü beynimiz örüntü arar.
100 reklam görürsünüz, fark etmezsiniz.
Ama söylediğiniz kelimeyle eşleşen 1 reklam görürsünüz ve onu hatırlarsınız.
Buna “doğrulama yanlılığı” denir.

Özetle;
Telefonunuz sizi büyük ihtimalle mikrofonla dinlemiyor.
Ama davranışlarınızı, ilgi alanlarınızı ve alışkanlıklarınızı inanılmaz detaylı analiz ediyor.
Belki de soru şu olmalı:
Bizi dinleyen bir telefon mu daha ürkütücü,
yoksa konuşmadan ne isteyeceğimizi bilen bir sistem mi?
Dijital çağda mahremiyet, sessizlik değil; veri bırakmamayı gerektiriyor.
Ve asıl mesele şu:
Biz gerçekten ne kadar iz bırakıyoruz, farkında mıyız?