AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe'nin görevden alınmasının ardından vekil rektörlük görevine getirilen AÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ünal, kurumun hayli sıkıntılı bir döneminde göreve atandığına dikkati çekiyor. Göreve getirildiğinde tereddüt ettiğini de itiraf ederek paylaşıyor duygularını bizimle. “Tereddüt ettim tabi ki çünkü üniversite normal bir süreçten geçmiyordu" diyen Prof. Dr. Ünal, “Her şeyin rayında gittiği bir yönetim farklı, böyle bir durumda gelmek farklı. Tereddüt etmekle beraber sonuçta devletin verdiği bir görev bu. Birileri yapmak zorunda. Bu anlayışla kabul ettim" diyor.
Geçen süre içerisinde elinden geleni yaptığına inandığını da ekleyen Prof. Dr. Mustafa Ünal, “Benim görev sürem üç kez uzatıldı. Bu, götürülen süreçten memnun olunduğunun da bir göstergesi" diye konuştu. Zor bir dönemde göreve getirildiğini yinelerken sözlerine “Ben bu süreç içerisinde seçimi önceleyerek değil üniversitemizi nasıl düze çıkarabiliriz, nasıl imajını düzeltebiliriz tarzında bir yönetim götürmeye çalıştım. Hiçbir şekilde ben rektör adayıyım, popülist şunları yapayım, bunları yapayım tarzında yaklaşımdan ziyade burada olan biten bir takım sıkıntılı süreçlerden rahatsız olan bir üniversite mensubu olarak öncelikle üniversitemizde bir restorasyon, bir imaj düzeltme, geçmiş dönemden kalan ve bizim temizlememiz gereken bir takım sıkıntıları ortadan kaldırma amaçlı icraatlarda bulunduk" şeklinde devam ediyor.

HASTALARIMI ASLA BIRAKMAM
Geçmiş dönemin rektörü ile birlikte de çalışan ancak görevinden ayrıldığını anlatan Mustafa Ünal, bir yıl başhekim yardımcılığı bir yıl da başhekimlik yaptığını söyledi. 42 yaşındaki Prof. Dr. Mustafa Ünal, “Yeniden rektör olduğunuzda hastalarınıza zaman ayırabilecek misiniz?" sorusunu yanıtlarken gülümsüyor. Hastalarının bu konuda şikayetçi olduğunu söyleyen Ünal “Hastalarıma eskiye göre daha az zaman ayırıyorum. Ama kesinlikle hastalarımı bırakmam. Az da olsa mutlaka ve mutlaka ameliyat ve hasta muayenesi yapacağım. Ben hiçbir zaman mesleğimi tam anlamıyla bırakmam. Öyle planım yok" diyor.

YÖNETİMİN TEMEL NOKTASI ADALET
Prof. Dr. Mustafa Ünal 12 Temmuz'da seçimi kazanması ve atanması durumunda yapacağı ilk iş sorulduğunda şunları anlatıyor:
“Bizim özellikle yönetsel olarak bir takım iddialarımız ve prensiplerimiz var. Önce yönetimde adaletli, hakkaniyete dayalı ve liyakatı önemseyen bir yönetim tarzı sergileyeceğiz. Şu 7 aylık süreçte bunu sergiledik, bundan sonra da sergileyeceğiz. Üniversitemizin en çok ihtiyacı olan bu. Çünkü bu olmadığı için ya da yeteri kadar olmadığı için üniversite çalışanlarımız aidiyet duygusunu kaybediyorlar. Bunu sağladığımızda aidiyet duygusunu bütün mensuplarımızın kazanacağını düşünüyorum. Bizim tesis edeceğimiz yönetimin temel noktası bu. İkincisi şeffaflık. Üçüncüsü ise hesap verebilir bir yönetim. Biz her konuda hesap vermeye hazırız. Kimseden gizlimiz saklımız yok. Rektörlerin kanuna göre yetkileri oldukça fazladır. Ama biz 'Yetkimiz var istediğimiz kararı alırız' tarzında yaklaşım içerisine girmedik, girmeyeceğiz. İlgili öğretim üyelerimizden oluşan danışma kurulları, komisyonlar oluşturarak karar alma süreçlerini böyle götürmek istiyoruz."

GELMEK İSTEYEN HOCALARA MESAJ
Ünal “Geçmiş yıllarda bir çok öğretim üyesi üniversiteden istifa etti. 12 Temmuz'da yeniden rektör olduğunuzda istifa eden öğretim üyelerini üniversiteye kazandırmak için bir girişimde bulunacak mısınız?" sorusuna samimiyetle şu yanıtı veriyor:
“Bazı hocalar muayenehaneye bazı hocalar saat 16.00'dan sonra özel hastanelere gidiyor. Onların yasal olarak bizim hastanemizde herhangi bir işlem yapmama gibi durumları yok. Hocalarımız saat 16.00'ya kadar bizimle beraber. AÜ Tıp Fakültesi bir okul. Biri gidiyor ama arkasından mutlaka yetişmiş eleman da var. Burası kişiye bağlı bir kurum değil. Herhangi bir kişinin gelmesiyle, gitmesiyle burası alçalmaz ya da yükselmez. Geçmiş yönetimle sıkıntılarından dolayı küskünlüklerinden dolayı giden hocamız varsa ve gelmek istiyorsa bizim üniversitemizin kapısı açık. Bana şu ana kadar öyle bir talep gelmedi. Ama gelirse, buraya daha önce emek vermiş, hasta muayene etmiş, ameliyat etmiş, kurumun adının gelişmesine, kimliğinin oluşmasına katkıda bulunmuş hocalarımızı geri kazanmak isterim. Hele hele daha önceki üst yönetimle sorun yaşayıp gitmişse onu kesinlikle geri almak isteriz."

ADAYLAR BİRBİRİNDEN KIYMETLİ
Prof. Dr. Mustafa Ünal “Diyelim ki seçimi kaybettiniz. Üzülür müsünüz?" sorusunu yanıtlarken sözlerine üzülmeyeceğini vurgulayarak başlıyor. “Üzülmem şöyle ki, bütün aday hocalarımızı tanıyorum. Hepsi birbirinden kıymetli hocalarımız. Ben yapmazsam onlardan biri yapar. Ben de kendi mesleğime dönerim" diyen Mustafa Ünal, “Zaten bütün aday hocalarımızın aşağı yukarı vaatleri birbirine çok yakın. Hepsinin amacı aynı. Hepimiz bu kuruma hizmet etmek istiyoruz. Dolayısıyla kim gelirse gelsin aynı hizmeti yapacaktır diye düşünüyorum" şeklinde de ekleme yapıyor.

İKİ BAĞLAMAMDAN BİRİ EVİMDE
Kitap okumaya zaman ayırmaya çalışan ancak daha çok mesleki kitaplar okuduğunu itiraf eden Ünal, boş zamanlarında televizyonda film izlemekten hoşlandığını anlatıyor. Müzikle ilgilenen ve bağlama çalan Ünal gülerek “Türk Halk Müziği'ni seviyorum. Bağlama çalıyorum. Çok usta değilim ama. Bir süre kurs aldım. İki bağlamam var. Biri evimde diğeri de hastanedeki odamda" diyor. “Hekimlerin çoğu sanatla ilgileniyor. Neden sizce?" sorusuna Ünal, “Boş zamanlarında mesleğin stresinden kaçmak için sanata yöneliyor hekimler. Mesela ben sazı tıngırdatmaya başladığımda her şeyi unutuyorum" diyor gülerek.

ANTALYA'YI ÇOK SEVİYORUM
Her gün tüm gazetelerin en azından birinci sayfalarını takip ettiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Ünal, Döşemealtı'ndaki küçük bahçesiyle ilgilenmekten çok keyif aldığını belirtiyor. 11 yaşında oğlu Mustafa Fevzi ve 6 yaşında kızı Elif Duru ile birlikte parka gitmekten hoşlandığını söyleyen Ünal, 1974 yılında Sivas'ta doğduğunu, ilkokul ve ortaokulu Sivas'ta bitirdikten sonra lise ve üniversiteyi İstanbul'da okuduğunu anlatıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu olan Ünal, “16 yıl İstanbul'da kaldım. İhtisasımı da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden yaptım. 2003 yılında yerleştiğimiz Antalya'yı çok seviyorum. Başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmüyorum. İnsan nereden ekmek yiyorsa oralıdır. Biz de Antalyalıyız diyoruz artık" şeklinde konuşuyor. Ünal, eşi Yrd. Doç. Dr. Betül Ünal'ın da AÜ'de Patoloji Anabilim Dalı'nda görev yaptığını ekliyor.