Pişmanlık, ardından gelen keşkeler. Zaman zaman hepimizin yaşadığı tatsız, insanı bir yere vardıramayan iğdiş edilesi bir kavram. Mutlak herkesin bir veya birçok pişmanlıkları vardır. Yaşamla hesaplaşırken özeleştirinin dozunu kaçırmamak gerekiyor galiba. İnsafsızca yargılamamak gerekiyor kendini. Yerinde kıvamında bırakmak belki de.

* * *

Arkaya bakıp sorgularken önünü görememek... Geride takılıp kalmak... Neyi çözümlüyorsa? Sadece yorgun bir ruh, işin içinden çıkamadığın takılıp kaldığın bozuk plak gibi aynı cümleleri tekrarlayan 'neden niçin'. Kimbilir belki de o anın çözümüydü yapmaman gereken. Bilemiyorsun ki. Çözüm odaklı düşündüğünü sanıyorsun. Olup bittikten sonra başlıyor zaten 'ah keşke'ler.

* * *

Bir de basiret denen bir kavram. Var mı sahiden. Hani yapman gerekenin tam tersini yapmak. Veya hiçbir şey yapamamak. Kilitlenip kalmak. Tepkisiz, akıl tutulması gibi. Mantıkla, akılla bağdaşmayan kararlar kararcıklar. Sonunda işin içinden çıkılmaz bir hal alıp Arapsaçına dönen, insanı dibe çeken mutsuz eden pişmanlıklar, keşkeler vardır ya.

* * *

Hani Cemal Süreya'nın dizelerinde 'Keşke çocukken fazla mutlu olmayıp, birazını da bu zamanlara saklasaydım. Lazım oluyor arada' der ya! İşte öylesine bir keşke yaşıyorum, saklamadığıma hayıflanarak. Nasıl saklanırdı ki, onu da pek bilmiyorum ya. Tüketmişiz işte hovardaca. Geriye saklanabilir anılar kalmış. Onu da saklamışız kimseyle paylaşmadan. Yerin kulağı var, ağzı var, dili var diye.

* * *

Hah işte bir anı. Ege'nin imbatı. Körfez vapuru, kıçtan denizin mavisini beyaz köpüklere boğuyor. Bir elde çıtır gevrek, diğer elde tavşan kanı çay. Gevrek martılarla paylaşılır, çay da sohbetle. Doyum olmayan 20-25 dakikalık keyif. Her sabah yaşanan bir ritüel.

* * *

Gel de anma ustayı. Sevmeyi de, pişmanlığı da, acının en hasını da belleten Cemal Süreya'yı... Hani şu insanın duygularında müthiş bir haz bırakan, okudukça okuyası gelen, dilden taa ruha işleyen dizeleri var ya. Ne diyor Cemal Süreya,

'Şimdi diyorum şimdi,

Bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı,

Semaverde çay olmalı,

Bir de çaya yaren'...