Türkiye'nin muhteşem doğal zenginliklerinden biri olan Akbelen Ormanı, son zamanlarda kömür maden sahasının genişletilmesi çalışmaları nedeniyle ciddi bir tehdit altında. Hâlâ bilmeyenler varsa olayın özeti şu şekilde: İşletme, linyit rezervini çıkarmak için kesime başlamış ancak köylülerin tepkisi ve nöbetiyle karşılaşmıştır. Santralin Ege Bölgesi'ndeki elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını karşıladığı ve yerli linyit kömürü kullanılarak elektrik üretimi yapıldığı belirtilmiştir. TES-İŞ Sendikası Başkanı Fatih Erçelik, bölgede faaliyet gösteren termik santrallerin ve madenin bölge ekonomisine katkı sağladığını ve linyit yataklarının çıkarıldıktan sonra sahanın yeniden ormanlaştırılacağını ifade etmiştir. Prof. Dr. Sinan Güler ise Akbelen ormanlarının kızılçam ormanı olduğunu ve maden çıkarılması için gerekli izinlerin olduğunu belirtmiştir. Elektrik Üretim A.Ş. eski Genel Müdürü Dr. İzzet Alagöz ise maden sahasının ormanın sadece küçük bir kısmına ihtiyaç duyduğunu ve firma tarafından 2 milyon ağacın ekileceğini açıklamıştır. Konu, bölge dışından gelen kişilerin ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılımıyla daha da alevlenmiş ve tartışmalı bir hal almıştır.
Sebebi her ne olursa olsun tek bir ağacın bile kesilmesinin önüne geçmek, doğa katliamının önüne geçmek, gelecek nesiller için hepimizin sorumluluğudur. Hatırlasanıza, çok değil, 4 sene önce Avustralya tarihindeki en büyük yangından bahsediyorduk, Haziran 2019'da başlayarak 240 gün sürmüştü, nasıl da içimiz kan ağlamıştı dünyamız yanıyor diye. O kadar uzağa gitmeyelim, hemen kendimize bakalım, Manavgat ilçesinde 28 Temmuz 2021'de başlayan, bir gün sonra Akseki'de çıkan, rüzgârın etkisiyle Gündoğmuş, İbradı, Alanya ilçelerine de yayılan ve 10 gün sonra ancak 220 saatte kontrol altına alınabilen Türkiye'nin en büyük yangın felaketinde, 60 bin hektar ormanlık alanımız zarar görmüştü. İçerisinde vefat eden canlılardan bahsetmek bile içinizi cayır cayır yakıyor değil mi? Daha yakın zamana gelelim, 24 Temmuz Pazartesi akşamı Kemer’de başlayan yangın ancak 5 günde kontrol altına alınabildi. Bugün hâlâ Kemer’deki dağlarda minik minik oluşan yangınları söndürmek için uçak ve helikopter pilotları cansiperane çalışıyordu.
Dağların tepeleri artık yemyeşil değil, ona siyah ve kahverengi eşlik ediyor. İnsan olanın canı acıyor. İşte bu yüzden tek bir ağaç için mücadeleye değer. Ülkenin bir yanında ağaçları kurtarmak için durmak nedir bilmeden çalışan pilotlar, diğer yanı ise ağaçları korumak için ağaca sımsıkı sarılan yurttaşlar varken insanlığın bazı kötü özelliklerini düşünmeden olmuyor. İnsan kendini her daim herkesten, her şeyden üstün gördü. Egosu ve kibri yüzünden doğayla ve hayvanlarla bir türlü uyumlu yaşayamadı. Hâlbuki görmesini bilene her şey ayna. "Kendini üstün gör diye değil, kendini gör diye..."
Akbelen'deki doğa katliamının önüne geçmek, toplumsal bir sorumluluktur ve ancak bu sorumluluğu üstlenerek doğal mirasımızı koruyabiliriz. Toplum olarak doğa katliamının önüne geçmek için bir araya gelmeli, sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket etmeli ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çaba sarf etmeliyiz. Enerji ihtiyacımızı karşılarken doğayı tahrip etmek yerine, sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmeliyiz. Yenilenebilir enerji kaynakları, temiz ve çevre dostu bir enerji üretimi sağlar. Yenilenebilir enerji yatırımlarının arttırılması ve desteklenmesi, Akbelen Ormanı gibi doğal alanların korunmasına katkı sağlayacaktır. Doğa katliamını önlemenin en önemli adımlarından biri de katılımcı ve dürüst planlamadır. Toplumun tüm kesimlerini kapsayan şeffaf ve katılımcı bir planlama süreciyle, toplumun fikirleri ve endişeleri dinlenmeli ve çevresel etkileri değerlendirilmelidir. Doğal alanların geleceğini şekillendiren kararlarda çevre koruma ve sürdürülebilirlik öncelikli hale getirilmelidir.
Akbelen'deki doğa katliamının önüne geçmek, hepimizin sorumluluğundadır. Geleceğimizi korumak, çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için doğal mirasımızı korumalıyız. Farkındalık, hukuki mücadele, sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelme ve katılımcı planlama gibi adımlarla, Akbelen Ormanı'nı ve diğer doğal alanları koruyarak geleceğimizi güvence altına alabiliriz. Birlikte el ele vererek, doğanın kıymetini bilmeli ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmalıyız.
Gösteri Toplumu kitabında Guy Debbord'un dile getirdiği gibi “Gerçek anlamda alt üst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır.”. Tüm bu yanlışlıkların içinde bence en doğrusu ya doğanın içinde ya da kitapların içinde bir yerlerde saklı... Dostoyevski'nin derinlikli ifadesiyle “Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor”. Bu dokunaklı sözler, doğanın büyüleyici güzelliklerine duyarsız kalmamamız gerektiğini hatırlatıyor ve içimdeki sevgiyle doğayı kucaklamaya ve tıpkı Akbelen’deki yurttaşlarımız gibi beni ağaçlara sarılmaya yönlendiriyor.
Akbelen Doğa Direnişi
Funda Alpaslan Talay / Uzman Sosyolog
Yorumlar (1)